+naber ne yapıyorsun ?
-sözlükte takılıyorum sen ?
+ya ne bu sözlük git bari feysbuka gir ünlü ol
-nası ya ?
+lopus ismail e baksana çıkmadığı program kalmadı
-ha lopus :S
-Çiğdem benim parfüm vardı ya
*Evet
-Burda gördüm 30 euro
*iimiiş
-50 ml i hemde
*Offf nujen heralde 30 euronun kaç lira ettiğini biliyoruz.
-Ben kaç lira olduğunu söylemedim ki zaten hem 30 euro 50 lira da etmiyo.
*kem küm yıkıl.
yer varşova'da büyük bir alışveriş merkezi. kanka, çikolata dükkanında çalışan tezgahtar kıza vurulmuştur, ancak açılamamaktadır. şakayla karışık "alırız çiçeğimizi, gider isteriz" noktasına evrilen geyik sonucu sözkonusu dükkanın önüne kanka ile gidilir ve yarım ingilizce ile direkt mevzuya girilir;
-pardın, ay hev e pırablım (hüstın, bi sorunumuz var)
+sorry?
-my friend, which is running away now (eleman o ara gülerek ve kıçını topuklayarak kaçmaktadır)
... he likes you. but he can not... (elemanın arkasından bağırarak) allah belanı versin, nereye gidiyosun lan! piç gibi kaldım burda!
... (kıza dönülerek) pardın, hav maç diz çaklıts? hımmm, nayz, tenkz. baay! (tumturaklı küfürler savurtarak elemanın peşinden seyirtilir)...
komik olduğu halde duruma göre trajikomik hale dönüşebilecek olan diyaloglardır.
işim gereği 15 gün süren türkiye turunun son noktası olan izmir. akşam saatlerine yaklaşılmış. son bir bankaya uğrayıp memleketime geri döneceğimin verdiği heyecan ve bir okadar da otobüslerde uyumak zorunda kalınmışlığın verdiği yorgunluk, yaklaşık 2 haftadır evden uzak kalmanın verdiği asabiyet..karışık bir ruh hali..alsancaktan karşıyaka'ya gitmek için vapura binmem gerektiğini öğrendim ve yoldan geçen 18 li yaşlarda bir çocuğa sordum:
- karşıyaka vapurları nereden kalkıyor?
+ karşıyaka'dan abi nereden olacak!
- peki canım.hayatta başarılar dilerim sana..
liseye yeni başlayan öğrencinin öss stresi olmaksızın dersleri sallamamasını farkeden her öğretmenin aklınca intikamıdır :
- dersi dinliyor musun?
- tabiki hocam
- o zaman çizdiğim grafiğe bakarak ne olduğunu söyleyebilir misin?
- nasıl yani?
- ne olmus bu grafiğe?
(öğrenci arada duyduklarını harmanlayarak bir cevap oluşturur)
- YOLLANMIŞ HOCAM!
- Hönk ?!
öğrenci sonraları konunun hız zaman grafiği olduğunu anlayacak ancak iş işten geçmiş olduğundan sınıfın maskarası olmaya boyun eğecektir.
16 ekim gana - brezilya 20 yaş altı dünya kupası maçı.
ben: ne maçı bu baba?
baba: milli maç.
ben: onu anladım ne için oynuyolar?
baba: kazanmak için.
ben: ne kazanacaklar?
baba: kupa.
ben: ne kupası?
baba: avrupa kupası.
ben: gana - brezilya avrupa kupası?
evden pes oynamak üzere çıkılacaktır. üst baş giyinme faslı, evden çıkma telaşı... aynı zamanda alt komşum olan arkadaşla aramızda geçen diyalog...
ben: eee..hadii çıkalım mı...
a: duuu..ben bi kendi evime uğriiiim...
ben: sıçıcaksan gelmeyim ben..
a: yok lan işerim sadece geeeel..
aslında anlatılmak istenen şey zaman sorunsalıdır. çok vakit kaybedeceksen ben gelmeyeyimdir, bekleyeyimdir. soru sorma biçimi tuhaf olup, alınan cevap daha da saçmadır... sonuç kahkalarla yarılmak... seviye yerlerde...
bak bak olaya bak. demin yaşandı bu olay.
şimdi 1 numaralı organize sanayi'den kalkan trendeyiz tamam mı corc.
heh işte orda en önde oturuyoruz.
adam arkadaşını arar ve:
+aga naber.
-iyidir aga senden.
+iyidir.
-hangi vagondasın?
+en ön vagondayım.
-hangi sırada?
+en ön sırada?
-okey. osmangazi'de buluşuyoruz o zaman.
telefon kapanır.
5dk sonra adam çevredekilere sorar:
+bu 1 numaralı tren di mi, yanlış binmedim inşallah?
adam yarı gülerek:
-burdan 2 kalkmıyor zaten.
x: olum lan sana sölediğim soruyu yaptın di me hani cevabı pascal olan?
y: ohaa lan pascal mıydı onun cevabı...ben bazal anladım...
x: çüş lan ne sallamışsın sende...
z: lan bende yanlış anlamışım baskül yazdım...
x-y: çüüüüüş bea oluuuum...yuh...
muhabbeti duyan inek öğrenci: sorunun cevabı pastuer'du...
x-y-z dumur!!! ***
bir internet kafeye çocuğunu aramaya gelen anne kafe sahibine çemkirir:
-saat 8 olmuş niye göndermiyosun eve çocuğu!
benden mi yaptın abla çocuğu bana ne gel topla kendin allaah allaahh!
arkadaşlarla iddaaya girilmiş ordan burdan atlama zıplama gibi atraksiyonlar yapılmaktadır. gece sonunda ;
- aha olum pantolonunun kıcı yırtılmıs.
+ yok daha neler nerde bakiyim?
- işte abi tam poponun merkez noktasında.
+ çiktirr harbi yırtılmıs yaa. kantine de bolemi girdim simdi ben ?
- hehe moda bole zaten hem otourunca gozukmuyor.
...(birkaç dakika sonra)
+ abi zaten eksimişti kot ya.
...
+ zaten yenisini alcaktım.
...
+ zaten rengide solmustu.
...
+ hacı zaten modelinide begenmiyodum.
...
+ dimi abi zaten yakışmıyoduda.
...
- yeter avutma kendini be hıyar.
+ ya çıçıyım gitti abi kot cok seviyodum lan bunu ben.
+ : abi napsak çıktık yurttan sokakta kalcaz tutalım mi o evi.
1 : olum ev karanlık biraz ama
2 : olsun lan güçlü lamba alırsınız olur biter
3 : haci yapmayın ya ben biliyorum evi, ev mis gibi hem neden karanlık biliyomusun ev ?
+ : neden abi ?
3 : e perdeleri açmıyolar hiçte ondan
+ : zuhaha
3 : olum gülmeyin vala nezaman gitsem kapalı perdeler.
eskiden arkadaşlarıyla migrosa(şimdiki adıyla ankamall) gitmek isteyen ablama babamın verdiği cevap:
-bugün migrosa gitmek isteyen yarın bara gitmek ister.
serhat, ahmet, engin, birol adında dört öğrenci yeni bir ev tutarlar. birol un işleri olduğundan diğerleri evi taşır ve bir hafta sonra birol yeni taşındıkları eve gelir ve direk eşyalarını kontrol etmeye başlar. yaşanan diyalog aynen şöyledir:
birol: serhaat, benim çalışma masam vardı. nereye koydunuz?
serhat: hımm.. onu çöpe attık galiba.
birol: nee. .mına koyim şu kırık sandalyeyi getirdiniz, masayı mı getirmediniz?
2 dakika sonra
birol: ahmeet, benim bilgisayarın klavyesi nerde?
ahmet: hımm.. onu çöpe attık galiba.
birol: nee. .mına koyim şu kırık sandalyeyi getirdiniz, klavyeyi çöpe mi attınız?offf offf!!!!
2 dakika daha sonra
birol: engiin, benim siyah kot pantolon vardı. onlar nerde?
engin: hımm.. onu çöpe attık galiba.
birol: nee. .mına koyim şu kırık sandalyeyi getirdiniz, pantolonları mı attınız?ooofff offf!!
30 saniye sonra birol sinirden ayağını kapıya vurur, sağ baş parmağını incitir.
peder beyle evin yakınındaki marketten, birkaç şey alınmaya gidilir. yolda da mahellenin veledleri top oynamaktadır bağıra çağıra. biz onlara yaklaşırken çocuğun biri şut çeker. top, direk olarak kullandıkları taşın üstünden geçer. diğer takımdaki çocuk direeeek diye bağırır. on saniye geçmemiştir ki aynı pozisyon gene olur. kaleci çocuk gene direeek diye bağırır. bu sefer şutu çeken; ananın direği diye haykırır. ben daha buna sırıtırken peder beyden ders niyetine cevap gelir; oğlum ananın direği mi olur, babanın direği olur. *