bagajının yanlışlıkla başkası tarafından alındığını düşünen yolcu gaza gelmiş tüm güzel sözleri sarfetmektedir.
bagaj bantında o sırada yolcunun bagajına benzer başka bir bagaj öylece durmaktadır.
-Allah'ın öküzü, cahil cüheyla gerizekalı bagajını tanımıyor. bantta duran bagajını alamıyor kuşbeyinli embesil.
sonuç: banttaki bagaj yolcunun bizzat kendisine aittir.
$ukela'da rastlayıp okuduğum...
en baba ayarlardan olmuş. anlayana tabiki...
--spoiler--
yaşanmış olay
melih gökçek ankara bent deresindeki genelevi kapattıktan sonra özel bi kanalda tartışma programına çıkıyor ve telefonla canlı bağlantıya geçen fahişenin sözü..
-sayın melih gökçek biz bu genelevde 100 kadar orospuyuz senin gibi bir çocuk doğuramadık.
~(#35771)~
--spoiler--
bursa erkek lisesi'nin tahtalarına tebeşirle yazılıyordu. tahtaya psikopata bağlamış şekilde yazan ve yazdıklarını daha biz deftere bile geçiremeden silen bir matematik hocası vardı. bir arkadaş o gün daha az süre ders işlensin diye, bu öğretmen gelmeden önce ıslak ellerini tahtaya bastı. tahta bir sürü el iziyle doldu ve ardından zil çalınca öğretmen sınıfa geldi. durumu gören öğretmenin söyledi laf aynen şu şekildeydi;
- hangi öküz ön toynaklarıyla tahtaya bastı?
not: işin garip yanı; öğretmen bilmiyordu ama bunu yapan arkadaşın lakabı öküzdü. bu olaydan sonra öküzlüğü resmiyet kazanmış oldu.
dangalağın birinin temiz niyetlerle! bana yardım teklif etmesi ve burcunus ne? sorusuyla beni deli etmesi ve kıl olduğum bu neanderthal'in hakettiğini düşündüğüm telefonu kendisine vermem .*
tarih 19 temmuz 2007 yani 22 temmuz seçimlerinden 3 gün önce. malum o günlerde nüfus müdürlükleri çok yoğun olurlar.
memur olarak çalışan arkadaşım ile biri arasında şu diyalog geçmiş:
+ üç kişi mi çalışıyosunuz burda?
- vaay, sayı kavramın baya gelişmiş.
+ niye bu kadar yavaş ilerliyor?
- (bilgisayarı göstererek) bak kum saati var burda, sallayayım da mı boşalsın?
+ sen benim kim olduğu mu biliyor musun? x partisinin ilçe başkanıyım ben.
- siyasetle ilgilenmiyorum.
tahminen maç sonrası kaybettiklerinden olsa gerek, arabeske bağlamış ve rakı eşliğinde üzülmektedir. ben nerde hata yaptım derdine düşmüştür. maçtan sonra çalınan şarkıları da hatırlarsınız. ve bu başlık tarafımdan farkedildiği anda altına şu bkz. verilmiştir.
reha muhtar'ın cnn türk'te sunduğu 'çok farklı' programında son yılların 'en düzeyli ve en zekice futbol atışması', galatasaray'ın eski başkanlarından faruk süren ile fenerbahçe kulübü futbol şubesi'nin eski sorumlularından hakan bilal kutlualp arasında yaşandı.
reha muhtar: (kutlualp'e) sizin için bir avrupa kupa maçında yabancı bir takımımı, yoksa ligde galatasaray'ı yenmek mi daha önemli ve değerli?
hakan bilal kutlualp: tabii ki yabancı bir takımı yenmek daha önemli. çünkü, başkanımız alınmasın ama biz her yıl ligde galatasaray'ı yeniyoruz zaten...
reha muhtar: vaaay, çok fena bir açıklama oldu. sayın süren, buna bir cevabınız olacak mı?
faruk süren: kendi açılarından haklılar, zira yenebildikleri tek avrupa takımı galatasaray...
bi gün arkadaşla oturuyoruz kantinde, burda çalışan bi adam var... neyse geldi yanımıza hemen muhabbeti açtı. benim sevgilim var şöyle oldu böyle oldu falan neyse arkadaş da dedi ki ben de bu salı benimkini sikicem dedi. o da inanmadi tabi, dedi ki ' götünün resmini çek bana göster.' arkadaş da tamam dedi. neyse. salı oldu. noldu dedim çektin mi? hayir dedi. ee napcaz falan düşünürken ben dedim ki... gel lan dedim. altan* abinin resmini çekcez, göt resmi diye göstercez... neyse çağırdık bunu, dedik gel bak göt gör. adam resme baktı... güldü, üzüldü, utandı, şaşırdı... ben tabi miğdeme kramplar girmiş bi şekilde nefes bile alamıyorum gülmekten. adam da o günden sonra bi daha konuşamadı bizimle. iyi oldu ona, çok götü kalkmıştı.
eksi oy editi: oha! altan abi sözlükte. ve diğer kantin çalışanları.
anne uzun zaman sonra saç rengini değiştirmiş, açık kızıl yapmıştır ve baba saçın ısrarla kahverengiye dönmesini istemektedir. boyamadan sonra yeni halini çok beğenen anne, sonuçtan memnun kalmayan babaya dönüp,
- ee, bu gece beni nereye götürüceksin bakalım? der.
arkadaşım 2006 yılında bir gemide stajyeri olarak çalışmaktadır. geminin taşıyacağı yük tehlikeli olduğundan gemi kaptanı gemide sigara içmeyi yasaklamıştır ve arkadaşa güverteye sigara içilmesin diye bir uyarı as diyerek bunu emir haline getirmiştir. eleman hazırlanan sigara içilmez uyarısını güverteye asmaya gittiğinde, sigara içen bir gemi çalışanı ile arasında şu diyalog geçer;
-ahmet o elindeki ne lan?
+abi bu yük boşalana kadar güvertede sigara içmek yasak. patlama riski olan bir yükmüş.
-tamam bekle o zaman şu sigaralar bitsin öyle asarsın yazıyı. yeni yaktık daha.
+...
bir tanesi dayım tarafından verilmiş olup unutulmazlar arasındadır, yiyeni ortadan ikiye yarmıştır aslına bakılırsa. olay örgümüze dönelim,
birkaç ay önce. dayısıyla arkadaş olma şansını yakalayabilmiş nadir veletlerdenim, ben 15 yaşındayım dayım 24 yaşında. normalde yeni bir ortama gireceği zaman fazlasıyla çekingen olan, sonradan açılabilen bir tipim. fakat üzerimde dockers, lacoste, efendime söyleyeyim levi's tişört ve sırtımda raketim, çantam falan varken deli cesaretiyle ve enerjisiyle doluyorum. hani öyle bi' karizma ki "naber lan yarraam?" diyeceğim girdiğim ortamda. her neyse anasını satayım. dayımla tenisten çıktım, birisi aradı dayımı. "gel lan kafedeyiz" diye. bu sesi tanıyordum, yakın bir arkadaşıydı.
tatile gitmiştim oraya, eve nasıl gidebileceğimi bilmiyordum ki otobüsle 1 saat uzaklıkta bir yerdeydik. o riski göze alamadım. adama da "eve bırak beni öyle git bühühü" diyemezdim. gideyim anasını satayım dedim.
kızlı erkekli bir arkadaş grubu karşıladı bizi. yaşları yine 23-24 işte. deli cesareti ve enerjisiyle dolduğum dakikalar. tam böyle oturacağız, ortamla kaynaşacağım... iki kız muhabbet ediyor. birisi diğerine "gemiyi fareler bastı canım gidelim biz" diyor. bunun dayıma verilmiş bir ayar olduğu açık. ben içimden "o fare sana basmasın" diyorum fakat dayım "dışından" ayarın tillahını veriyor,
- fareler kaşar sever.
kızların dayımı sevmemesinin nedeni de, dayımın kendileriyle ilgilenmemesi, onlara para yedirmemesi vs vs. bu bağlamda tarihe geçecek bir ayar oluyor bu. ortamdakiler önce bön bön bakıyor. sonra arkadaş falan dinlemeden yarılıyor, kendinden geçiyor. 2 kız çantalarını kapkaççı edasıyla alıp kayıplara karışıyor.
***
ama ben çok içerledim. o ortamda bulunan bir hacı bunu okuyorsa, kızdığımı bilsin. abicim birisi de "ay canım ne kadar yakışıklı" falan der be. "çok terlemiş" diyor bir de. sana ne olm terden. sen çok taş çocuk desene. ne biçim kızsınız. bühüh. yakışıklıyım da lan ben, niye demediniz lan?
ankaralı olmasından gurur duyduğum, toprağım büyük insanın şerefine;
olay üniversitede geçiyor; iç anadolu çocuğuyuz ya, birbirimize hitap ederken gardaş,hacı felan deriz. sonra bi muhabbet geçer ve ankaralı arkadaş, voleybola dil sürşmesi ile valebol der istanbul da yetişmiş zeki ve nazik ağızlı arkadaş ta hemen ayar vermek için araya girer;
erdem: hahaha voleybola valeybol dedi lan
g: dilim sürştü ya.
erdem: he, gardaş hacı felan da diyor lan bunlar.
g: biz öyle alışmışız birader.
erdem: kesin zaten, kibilir basketbola ne diyor bunlar hahahaha.
g: basketbola basket diyoruz, basketbol topuna da erdem diyoruz biz.
erdem: hö..
ortam bir an sessizliğe boğulur ve sonrasında dakikalarca verilen ayara gülünür.
üç günlük, yeni, tazecik gelin ile kaynanalı bir evde cereyan eden hadisedir...
anne: bu çerçeveler hep burda dururdu,keşke kadırmasaydın
gelin:ben istemiyorum
anne: biri dursaydı bari
gelin:herşeyime karışacaksan, giderim bu evden
anne: sen bilin kızım, biz sensiz yaşıyorduk zaten
gelin:?!
o ilahi zamanlama tutturulmuşsa pek güzel hadisedir. bir kelime tutturup saçma başlıklara imza atıp sonra da sözlükte database kirlenmesinden şikayet eden yüzeyseller için etkili bir çözüm olduğu tecrübeyle sabitlenmiştir.