vazgeçmek

entry373 ↑ galeri12
    123.
  1. vazgeçtiğin an bitiyor savaşın ve kaybetmiş olmak umrunda bile olmuyor.
    1 ...
  2. 122.
  3. oysa ki bi ''vaçgeçebilseydik'' belki herşey daha güzel olurdu.
    1 ...
  4. 121.
  5. gururun yok sayılmasıyla her insanda vuku bulan mevzudur.

    yeter ettin denir. fazla naz aşık usandırır.
    0 ...
  6. 120.
  7. hayattan vazgeçmek en üzücüsüdür, insanın bir beklentisi olmaması, perdeler yüzünden güneşi görememek, tek başına kalmak, üst üste gelen başarısızlıklar, o kadar yorucudur ki hayat. Bitirmek istersin ama korkar yapamazsın ve vazgeçersin her şeyden... Her şey..
    0 ...
  8. 119.
  9. yapılması en zor eylem. sonrası huzur..
    2 ...
  10. 118.
  11. 117.
  12. ***
    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    ellerimde koparmaya çaıştığım zincirlerden kalma yara izleri
    yeni yeni iyileşmeye yüz tutmuş olsun.
    gözlerimde öyle bir karanlık olsun ki, gören kör oldum sansın.
    yanaklarım kurumuş olsun göz yaşlarımdan, dudaklarımsa çatlak çatlak.

    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    belki bin tane aşktan geçmiş olayım ve hiçbiri olmasın gözümde.
    hiçbiri tamamlayamamış olsun cümlelerimi,
    hiç biri bağlayamamış olsun geceyi sabaha.
    hiçbirinin gülüşünün her anı senin kadar aklıma işlenmemiş olsun.
    hiçbirinin hayali en güzel haliyle barınamamış olsun beynimde.
    hiçbirinin izi kalmamış olsun bedenimde.

    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın.
    sessizce ağladığım anları kimse çığlık çığlığa hıçkırıklara dönüştürememiş olsun.
    ellerim kimsenin üzerinde eriyip gitmemiş olsun, gezinse bile.
    dudaklarım senin adını söylerkenki gibi kıvrılmamış olsun hiç bi ad'a yeterince.
    yerine koymaya çalıştığım her beden yok olup gitmiş olsun kumlar aktıkça tane tane.
    unuttuğumu sandığım, vazgeçtiğimi sandığım,
    sevmediğimi sandığım öyle bir zamanda gel ki
    yerçekimine karşı koysun damarlarımda beni yaşatan her zerre.
    öyle bir zamanda gel ki vazgeçmek mümkün olmasın...

    orhan veli kanık ***
    0 ...
  13. 116.
  14. büyük devrimlerden bir tanesi. büyüklüğü vazgeçilenin önemi kadardır. bazen de zorunluluktan kaynaklanır.
    3 ...
  15. 115.
  16. 114.
  17. 113.
  18. insanları anlamaktan vazgeçmek en yürekli iştir. Banane deyip geçebiliyorsanız şanslısınız.
    0 ...
  19. 112.
  20. Çaresizlikle özdeştirebiliriz.
    2 ...
  21. 111.
  22. Vazgeçtiğin an bitiyor savaşın. Ve kaybetmiş olmak umurunda bile olmuyor.
    1 ...
  23. 110.
  24. Geri dönmek... daha beter! Aynı korkunç yollardan bir kez daha geçmek gerekecek. Oysa ilerlersek belki, yolun düzelebileceği umudu var.
    0 ...
  25. 109.
  26. Sevdiği kıza kavuşamadığı için çekip gitmek isteyen gence, adam sormuş;
    - Mecnun Leyla'sından vazgeçti mi?
    Hayır.
    - Kerem ateşten kaçtı mı?
    Hayır.
    - Ferhat dağları delmekten korktu mu?
    Hayır.
    - Ya Kocadağlı Ahmet?
    Bir süre susup düşündükten sonra genç;
    kocadağlı ahmet de kimmiş? O'nu hiç duymadım deyince
    - "Tabi duymazsın, o vazgeçti..." demiş adam.
    0 ...
  27. 108.
  28. Vazgeçmek zordur, sancılıdır. Vazgeçmek geri dönüşü olmayan bir yoldur. Aslında vazgeçmek değil vazgeçmeyi göze alabilmek zordur.
    1 ...
  29. 107.
  30. ya korkaklarin isidir ya yorgunlarin..

    tabii korkaklar da cabuk yorulur..

    insanda icten ice iyice her adimda bas gosteren "simdi onu yapicam bunu dicem suraya gidicem ama degicek mi ?" sorusu, "kazanicam yenilmicem allah allah halledicem bu isi" hissine galip gelir..

    karsiligi verilmemis emekler, degeri bilinmemis sevgiler, farkinda olunulmamis fedakarliklar.. ve nihayetinde " ben yokum bu iste o zaman abi" diyip usulca giden bi adam..

    tabii usulca gitmenin de bi adabi var..

    sarkilarda basbas bagirip "kalbimi yanlis yerlere verdim helölöy" demek, buraya gelip eski sevgiliye "degmedi ona oysa ben ne cok sevdim onu bohuhuh" diye zirlamak o adaba ters..

    gidiyosan bi kere gidiyorum demeden gidiceksin.. arkana 2 dakkada bir donup "geliyo mu lan acaba" diye soran gozlerle bakmadan, adimlarini seni yakalamasi kolay olsun diye kucuk tutmadan gidiceksin..

    vazgecmek, ben vazgecermis gibi yapiyim da o da korksun yola gelsin diye yapilan sikindirik bi oyunsa; karsinizdaki bunu 1 ceker 2 ceker 3. de gitmeniz fikrine alisir bu sefer o siktiri ceker..

    oyun oynamayalim..
    1 ...
  31. 106.
  32. --spoiler--
    ne hesabını veremeyeceğim bir günüm oldu ne de vicdanımı lekeleyen bir geçmişim....
    ne hissettiysem onu söyledim, onu yaşadım....
    yaşadığım bir tek andan bile pişmanlık duymadım....
    asla keşkelerim olmadı....
    hiçbir zaman kendimle vicdan mahkemesi yapmak zorunda kalmadım....
    karşıma bazen gerçek yüzler, bazen sahteler çıktı ama olsun ben yine sadece hislerimle yaşadım....
    asla sevmediğim birine seni seviyorum demedim, ya da asla birini severken karşılığını beklemedim....
    dostluğuma değer biçmedim, sevgime ise hiçbir zaman sınır çizmedim....
    sevdiysem sonuna kadar gittim, bitirdiysem öldürse de hasreti geriye dönmedim....
    bazen çok kırıldım, bazen belki de kırdım. ama hata insana mahsustur dedim. affettim, af diledim....
    kimileri birden fazla kırdılar kalbimi ama ben onları yinede affettim....
    onlar belki beni saflıkla yargıladılar. belkide içten içe sinsice güldüler. ama asıl unuttukları şuydu....
    ben aldanmadım. aldanan her zaman kendileri oldular ama bunu anlayamadılar....
    bir insan kaybının ne olduğu bilemedikleri için....
    kaybetmek onlar için bir alışkanlık haline geldiği için....
    oysa ben hiç insan kaybetmedim....
    sadece zamanı geldiğinde vazgeçmeyi bildim o kadar....

    ama sadece zamanı geldiğinde.

    --spoiler--
    0 ...
  33. 105.
  34. "...
    bekliyorum
    öyle bir havada gel ki,
    vazgeçmek mümkün olmasın...
    ..."
    (bkz: orhan veli)
    0 ...
  35. 104.
  36. tercihlerdir.
    tükenmektir.
    kabullenmektir.
    çoğalmaktır.
    eksilmektir belki,
    belki de kendi kendini tamamlamaktır.

    her tercih aslında; vazgeçiştir.
    1 ...
  37. 103.
  38. yorulduktan sonra pes etmektir. bir daha hiç denemeyecek kadar pes etmek.
    1 ...
  39. 102.
  40. acizlik ve kolaya kaçma belirtisidir.

    tabi hangi durumlar için söz konusu olduğunu söylememe gerek yok değil mi?
    1 ...
  41. 101.
  42. anlamadığım bir şekilde geri adım atsam da, ileri adım atsam da kendimi içinde bulduğum tutum.

    o nasıl oluyor derseniz;

    (bkz: vazgeçmekten vazgeçmek)
    0 ...
  43. 100.
  44. bi babannemden bi de nargilemden vazgecmem. geri kalanlarin hepsinden vazgectim.
    2 ...
  45. 99.
  46. müge'yi sevdim. yada öyle sandım. her ne kadar beni küçük görüp reddetmiş olsa da ona karşı hep bir karşı konulamazlık hissi vardı içimde. belki hala da var. e madem gerçekleri anlatıyorum evet küllense de, külleri savrulmuş olsa da onu görünce kalbim yerinden çıkacak gibi oluyor yalan yok. peki bunun sebebi nedir?

    ***

    ebru'yu ilk defa sanırım 13 veya 14 yaşlarında okul bahçesinde 8.sınıftayken görmüştüm. bir an gördüğüm en güzel şey diye düşünmüştüm onun için. öyle tatlı ve masum bir bakışı vardı ki... aradan yıllar yıllar geçti ve bir gün bayram ziyaretine komşuya gittiğimizde evde başkalarınında olduğunu fark ettim içeri girerken. artık liseye geçtiğim için anneyle komşu ziyareti fazlasıyla gudik geliyordu bana. normalde o günde gitmezdim ama kaderimizin kimlerle kesişebileceğini bilmek pek mümkün değil. ayakkabımı çıkardım, oturma odasına geldim, içeri girdim. karşı koltukta ebru oturuyor.

    ***

    lise geçen yıl bitmişti. hayatımın en nefret ettiğim dönemi lisedir, bir soğandan nefret etmişliğim var şu dünyada bir de liseden. hatırlamak bile istemem o günleri, o derece. nedenini hatırlamıyorum ama 3 ocak 2005 günü öğle vakti arkadaşım appuşun dükkanındaydım. onun dükkanı da lisenin en fazla 15-20 metre solundaydı. yanlış hatırlamıyorsam öğlen vakti için öğrenciler dağılmaya başladı. lise bitirmiş ergenler olarak biz tabiki hemen kapı önünde bitiverdik. rastgele kızlara bakıp "oo bak bu iyi" bu da manken olm laa" gibi geyiklerken birden hoplaya zıplaya yürüyen, yerinde duramayan sağa sola sataşan bildiğin tinerci tipli, 5 numaraya vurulmuş saçıyla müge karşıdan geliyordu. tabi ben o sıra bilmiyorum müge kim. hakkında bir şeyler düşünmeye çalışsam da tek hissettiğim kalbimin dahada hızlandığıydı.

    ***

    "cesaretin var mı aşka" şarkısını tek olarak cd ye çekip kıza verdiğim, üstüne de bir kaç hafta görüştüğüm bir kız daha oldu. tamamen kendimi soyutlamak ve taptaze bir başlangıç yapmak adına giriştiğim bu son sevgili olayından çıkışımda gayet kolay ve hızlı oldu. amacım hayatıma gerçekten dokunabilmiş olanları unutmaya çalışmaktı elbette. ayrıldık bu son adını bile hatırlayamadığım kızla ancak 3 ay kadar sonra telefonum çaldı ve kayıtlı olmayan bir numara idi. telefondaki ses bana "eski kız arkadaşın beni aradı ve anneme babama seninle çıktığımızı söyleyecekmiş ne olur engel ol" diye ağladı. önce bir tanıyamadım ve sorma gafletine düştüm kimsiniz diye buda kendini tanıttı salya sümkürük. ben bir kez daha gaflet ve hatta delalet içinde asıl bomba soruyu sordum ona " hangisi aradı seni?" bir güzel kalaylayıp kapattı elbette telefonu. üstüne aklıma gelen tek isimi aradım. ebru.

    ***

    galiba müge den hoşlanmamın en temel nedeni ebru'dur. zira müge nin dış görünümü tamamen ebruyu daha doğrusu ilk ebruyu andırır benim için. belkide mügeye aşık olmamın bilinç altımdaki sebebi ebrudur. kanaatim bu yönde her ne kadar ikisi başka başka kişiler desem de biliyorum ki ebru olmasaydı mügede olmazdı muhtemelen. tabi bunu düşününce kendimi şunu sormaktan alıkoyamıyorum: müge olmasaydı sadece ebru olurmuydu?

    ***

    her ne kadar ben doğru şekillerde karşılık verememiş olsam da sanırım ebru beni sevmişti. diğer yandan ebru bana fırsat hatta fırsatlar bile vermişti ama az biraz odun olduğum için değerlendiremedim. daha derinlere inmek gerekirse benim sert yapılı bir oduna dönüşmemin sorumlusu kesinlikle müge. neden? çünkü aşık olduğum ama reddedildiğim mügenin kendisine karşı içimde sevgi yerine anlatılmaz bir boşluk oluşturması ve buna müteakiben sevgi gösterisinin anlamını çözememiş olmamdır. bir diğer deyişle aşk hayatımın berbat oluşunun başlıca nedeni mügeyi tercih etmemdir.

    ***

    ebruyu aradım ve uzun zamandır görüşmemiş olmamıza ve aramızda herhangi bir iletişim kalmamış olmasına rağmen neden son çıktığım kızı arayıp tehdit ettiğini sordum. "ben yapmadım, neden yapayım ki" gibi cevaplar vermesine rağmen gel senle bi yüzyüze konuşalım dedi. gayri ihtiyari de olsa buluştum ve o sokak senin bu cadde benim gezdik dolandık. bu arada ebrudan hoşlanmıyor değilim. erkekler tüm güzel kızlardan hoşlanır, aşık olur ancak sadece 1 kişiyi sever olayı ebruya karşı içimde istemsiz bir yeniden başlangıç hissiyatı doğurdu. bilinçaltıma söz geçirmek kolaymı?

    ***

    mügeyi ilk kez okuldan 8-10 bina ilerdeki daracık bir sokak arasında öptüm. volkan patlamış gibi oldu içimde aynı hızlada geri söndü elbette zaruriyetle. neden diye sormama mahal bırakmadan babam görse vs vs gibi zırvalıklara girişti. ayrıntısı hoş olmayan daha ağır içerikli bir tür hakaret bile etti ama ben neyim? aşığım ya güya diğer bir deyişle gerizekalıyım ya! amaaann boşver gel bi daha öpüşelim muhabbetine girdim. bikaç gün sonra ise o siktiriboktan final ile bir mevsimin daha sonuna geldim. soğuk ve yapayalnız.

    ***

    ebru en yakın arkadaşım ve dostum olan kuzenimle beni kıskandırmaya çalıştı. bir anlamda kuzenimi kullanmaya çalıştı bana karşı ama bilmediği şey benim zaten kuzenimin attığı her adımdan haberdar olduğumdu. tam emin olmamakla birlikte kuzenimi bana karşı yada beni kuzenime karşı kullanıp ikimizi birden çatışmaya zorlamaktı asıl isteği. ki buradan kendisinin eski türk filmlerinde kötü kadın rolünü rahatlıkla algılayabilmiştik. her ne kadar ben odun gibi görünsem de zaman zaman ebruya karşı sonuçta ebru bana kendini bir fahişe gibi göstermişti.

    ***

    çok peşinden koştum, şiiirler yazdım, şarkılarla ulaşmayı denedim evinin önüne en sevdiği misbondan bıraktım ama yinede kendisine bir daha hiç ulaşamadım mügenin. günler günleri kovaladı bir an için olsa bile mügeyi aradı gözlerim. şanslı olduumu sandığım zamanlarda birkaç kez gördüm mügeyi mutluda oldum. hatta bir gün onun dershane sonrası benim okul çıkışı keşisti ve aynı otobüste karşılaştık. elbette arkadaş çevresi ile birlikte dalga konusu oldum. "bakın bu bana aşık!"

    ***

    bir pastanede, uzun uzun yollarda, okul duvarında bizim evde, komşunun evinde... düşünüyorumda ebru ile ne kadar çok bir araya gelmişiz. insan düşünmeden edemiyor yanlış mı yaptım diye? ebru dan vazgeçmeseydim, ebru ile devam edebilseydim şimdi yüreğim bu kadar katı bu kadar reddeden olurmuydu diye? bugün bir kadına gidip tanışabilirmiyiz diyemiyorsam bunun tek nedeni ebrudan gördüğüm korkunçluklarmı yoksa bir araya gelip gelip peşi sıra ayrılışlarmı bilmiyorum ama her ne kadar bir başkasına aşık olduğumu ait olduğumu flan zannetsem de ebru içimdeki sevgi yoluna açılan kapıdan geçebilecek biriydi. e sonuçta bende sütten çıkmış ak kaşık değilim bende can yaktım insan kendine benzeyen birini arar nede olsa.

    ***

    "aklın zamanla açılan penceresi"... mügeye

    ***

    "sana aşığım elbette ama seni gerçekten sevmemi de istiyorsan buna zaman tanımalı ve izin vermelisin"... ebruya

    ***

    mügeyi son kez gördüğümde üstünden yaklaşık 5 yıl geçmişti. tamamen rastlantısal olarak arkadaşlarla çıktığımız gece gezisinin son bulduğu cafedeki garson olarak gördüm kendisini. bir zamanların havalı zengin kızı beni görünce siparişe diğer garsonu yolladı. üstüme alınmadım tabi ama onu o halde görmüş olmak içimi burktu dersem de yalan söylemiş olurum doğrusu başkalarını küçük görenlerin ilerde ne hale gelebileceğinin en gerçek kanıtıydı sonuçta...

    ***

    sıkış tıkış bir otobüs içinde ayakta yolculuk yapmaya çalışırken 3lü ön koltukta oturanlardan birini ebruya benzettim ancak kadın en az 40lı yaşlarda olduğundan ebru yaşlansa bu hale gelecek demekki flan diye geçirdim aklımdan. ve ne olduysa o sırada oldu otobüs durdu önümde dikilen kazma indi otobüsten ve 3lü ön koltuktaki diğer kişiyi gördüm. herhalde o an aklımdan geçenin ebru olmasıyla karşımda gördüğüm kişinin ebru olması ihtimalinin aynı anda gerçekleşmesi benim uranüse ziyarete gitmem kadar olanaksız bir şeydi. ancak gerçekti ve ebru anı göz önüne aldığımızda son kez karşımdaydı. 22 yaşın verdiği muhteşemlikle birkaç dakika içinde olsa seyir zevki açısından ve geçmişe uzanan bir kısa film tadındaki yolculuktan sonra ikimizde aynı durakta indik ben arka kapıdan o ön kapıdan indi o inerken ben önünden geçip gittim muhtemelen oda beni gördü. ben konuşmak istedim ama herşey için çok geç olduğunu ve eskisi gibi olmanın mümkün olamayacağını düşündüm ve tanımadığım bir insan gibi yanında geçip gittim...

    ***

    ...

    ***

    aşk duyguların depremi ise sevgi o depremin yaralarını sarandır bence...
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük