osman sinav filmi, mustafa kutlu kitabi. kitabi okumayanlar filmi cok begenmis olabilirler fakat ben kitabi okudugum icin filmde duygularin o kadar iyi aktarilmadigi kanisindayim. filmi begendim orasi ayri.
Türk islamcı bir siyasal görüşe sahip olan mustafa kutlu'nun ali beyin sosyalist lakabına yüklediği olumlu anlamla beni şaşırttığı kitabıdır. Rakı-cuma-sadece sov icin kılınan namaza göndermeleride harikaydı. Güzel adamsın sen mustafa abi.
güzel bir osman sınav filmi. içinde aşkı, cehaleti, doğruluğu, dimdik durabilmeyi, dostluğu, hasreti barındıran duru bir memleket hikayesi. herşeye rağmen hayata gülümseyip, dimdik durmayı bilen ali bey... ilk defa bir filmin jeneriğinin sonunu bekledim, jenerikteki şarkısıylada 12'den vurmuş.
tuğçe kazasın küçük rolüne takılı kalan filmdir. kadın öyle sırıtan bi oyunculuk sergilememiş sırf manken diye de ön yargılı yaklaşmamak gerekir. film on numara beş yıldız bir filmdi. uzun ama sıkıcı olmayan bi hikayeydi. babasına benzemeyen ama onu örnek alan bir çocuğun hikayesidi.
ilk çıktığı vakitlerde izlemiştim. hayran kalmıştım. şimdi filmin sonundaki ah bu gönül şarkıları'nı youtube'da filmin sahneleriyle klipleştirilmiş haliyle izlediğim de bile beni duygulandıran gözlerimi yaşartan filmdir.
insanın baba olası ve bir kadına deliler gibi aşık olası falan geliyor.
şahane film. oldukça kaliteli ve bolca hüzünlü. gişe sayılarına baktığımda 7 bin civarındaydı. film için oldukça az sayı ancak bu filmin kötü olduğunu göstermesin. ayrıca filmdeki bekçiyi dövmediginden dolayı sinir bürümüş iken karadayı dizisinde döverek yutkunmamızı sağlamıştır.
90 dakikalık filmlerin 3 sezon süren diziler haline gelmesine alışkın olan bu millete ters köşe yapmış filmdir.
zira en az 6 sezon rayting rekorları kırarak devam edebilecek bir dizi, iki saatlik harika bir film ile özetlenmiş gibi.
bu muhteşem hikayenin film olacağını duyduğumda, ben de her mustafa kutlu sever gibi ve bu kitabın akıcılığına, duruluğuna hayran kalmış bir okur gibi çok heyecanlandım.. filmin çıkacağı günü sabırsızlıkla bekledim. hatta öyle ki filmi izlemeye başladığımda yaşadığım mutlulukla her hüzünlü sahnede biraz ağladım. tabii ki de ilk yarıda bu. sonra ise.. ikinci yarı.. tam bir fiyasko! o gül atma sahnesi neydi hele.. tanrım... üzüldüm ve anladım ki okumakla film olmalı mustafa kutlu'nun kitapları.. insan beyninde...
tuğçe kazaz'ın oyunculuğunu beğenmeyenlere "nasıl ya?" tepkisi verdiğim film. yahu bu kız son yaz balkanlar'da da çatır çatır oynuyordu bu filmde de çatır çatır oynamış. fazlasıyla sansasyonel olması mesleki başarısının önüne geçmiş. demek böyle oluyor. nesi olmamış anlamadım. ayrıca o karaktere ben yüzü bu kadar gidecek bir oyuncu bulamıyorum.
Gerek çevremde edindiğim gerekse nette okuduğum uzun hikaye filminin yorumları, filmin beğenildiği yönünde. Böyle olunca e be canım bir sen beğenmemişsin, sorunu kendinde ara dedirtmiyor değil. Şöyle ki; filmde inanılmaz saçmalıklara rastladım. Filmde kenan imirzalıoğlu (ali) sürekli doğruluktan, dürüstlükten yana fakat oğlu mustafa büyüdüğünde baba ben de kız kaçırıcam dediğinde '' kimin oğlu, yürü bee'' tepkisi veriliyor. Sanki filmde şu mesaj var, '' aileniz izin vermiyorsa kaçın gençler! '' Kaçın tabi gençler, nasıl olsa teknoloji ilerledi. Belki sığınacak bir tren bulamazsınız ama arabayı tercih edebilirsiniz artık. Bunun yanı sıra izleyenler hatırlayacaktır, mustafa uçan balona binerek sevdiği kızın evinin üstünden kız bahçedeyken her yere gülleri saçıyor. O ara kızın babası balkona çıktığında mustafa hemen eğilip saklanıyor fakat güller hala 100 km hızla dökülmeye devam ediyor. O ara dedim kendime, seni bildiğin mal yerine koyuyolar canım. Hele mustafanın sevdiği kızın kuzeninden kaçmasına ne demeli? Tamam sevmeyebilirsin kuzenini, rahatsız olabilirsin ama kim kuzeninden sanki öldürülecekmişçesine kaçarak her yeri birbirine karıştırır bilemedim. Tek beğendiğim şey kenan imirzalıoğlunun oyunculuğuydu. Saçmalıkların şimdilik aklıma gelenleri bunlar, gerisi uzun hikaye...