gittim, pişmanmıyım peki? hayır!
filme bok atanlar olmuş ama bok atılacak kadar da kötü değil.
kenan imirzalıoğlu na gelelim. çünkü filmi film yapanlardan birisi o. adam harbiden hakkını vererek oynuyor.
tuğçe kazaz o naif anne rolü pek yakışmamış ama güzelliğinden biraz kurtarmış.
çocuk zaten çocuk, ergen zaten ergen, genç zaten genç onlarda bir sorun yok.
bide o küçük çocuğun genç hali, onun sevgiliyi görünce takındığı hal görülmeye değer. gerçi benimde öyle yeşil gözlü bir sevgilim olsa bende o hallere girerdim. keşke...
en büyük mantık hatası daha kasabaya yeni gelmişsin paran yok kimseyi tanımazsın ama çocuk o zamanın şartlarında gidiyor balon kiralıyor ve gül atıyor yamuklusuna. e oha yani. hani paran yoktu senin. bide o balonun içinden gül atma sahnesi yok mu bu kadar mı gerçekçiliğin dışında olur. o güller nasıl bir efekt tir öyle.
sinema çıkışı sevgilinize hemen bir saka kuşu ve küpe çiçeği almak zorunda hissedeceğiniz film. hem ağladım hem güldüm hem de düşündüm. kaldı ki ben pek düşünmem.
ara ara filmin konusundan kopup sadece kenan imirzalıoğlu nun oyunculuğunu izlediğim ve yine yeniden hayran kaldığım da söylentiler arasında.
açıkçacı Tuğçe Kazaz ve Kenan imirzalıoğlu nasıl birlikte başrol oynamışlardır şüphesiyle gidip , Tuğçe Kazaz'ın filmde çokta kötü olmadığı fark edip , Kenan imirzalıoğlu'nun oyunculuğunun bir kez daha kalitesini anladığım filmdir. Şiddetle tavsiye edilir.
Fazla şekilli cümleler kuramayacağım yapım değil, ama bu film kesinlikle ve kesinlikle türk sinema tarihi'nin en iyilerinden biri hatta belki de en iyisi.
Bazan güldürdü bazen duygulandırdı bazen içimizi burktu bazense sımsıcak bir umutla doldurdu, ve bunların hepsini bir film süresi içinde yaptı.
Kenan imirzalıoğlu'nun türk sinemasına verilmiş bir lütuf olduğunu da tekrar gösterdi.
Dipnot: sevgilisiyle gidecek " erkek " arkadaşlarım için bir mini uyarı, çok duygusal sahneler var.
bir filibeli olarak ali de kendimi görmeme yol açan film. bulgaristan türklerindeki hırsı, çalışkanlığı ve bir o kadarda modernlik içinde gelenekselciliği bu kadar iyi anlatan bir film daha olamaz.
tabi söylemeden geçemeyecem muacirler çok fena severler, sevdiklerini asla bırakmazlar ali de o da var.*
gerçekten güzel bir film. filmden de anlayacaksınız ki kenan imirzalıoğlu'na sadece kabadayı rolleri vermek çok aptalca. çünkü çok iyi bir şekilde "baba"yı canlandırdı...
Allah herkese ali gibi, bir küpe çiçeği bir de saka kuşu olsa ya dediğinde, ertesi gün elinde onlarla gelen bir eş, o kadar da harika bir baba verse ya..
Film gerçekten güzel. Kenan imirzalioğlunun oyunculuğu tartışılmaz, çok iyiydi. Tuğçe kazazı izlemeye tahammül edemedim, çok mu aramışlar çok merak ettim. Güzel bir hikaye. izlenmeye değer.
konuyu uzun uzun anlattıktan sonra bıkkınlık verecek noktaya gelindiğinde, adettendir diyerek;
-ee abi sonra ne oldu?
-boşver uzun hikaye.
-senin ananı avradını... dedirtecek istenmeyen söylem/cevap.
Uzun zamandır Türk filmleri içinde izlediklerimin en iyisi diyebilirim. Biraz Babam ve oğlum tadında hatta. Sonu daha farklı da bitebilirdi. Ama duygu seli yaşattığı kesin.
Harika bir filmdi daha bugün izledim fakat kardeşimle gitmesem gözlerim dolacaktı. Yani benim bu devirde yaşamamam gerektiğini gerçekten iyi anladım. Ya çok hayalperestim ya da gerçekten eskiye bir sevdam var. Paraya önem vermeyen aşkının peşinde koşan insaları görmek harika duygu. Genelde şimdiki kızlar ve erkekler karşılıklı çıkar ilişkisinde. Hepsinin canı cehennme bence. Ben aşkımın peşinden koşarım ve koşmak isterim. Önemli değil cebimde metelik olmasın ya da daha güzel kadınlarla veya kızlarla karşılaşıyım. Keşke 50 yıl önceye gidebilsem. Zaman makinesi çıkınca bunu dileyeceğim. O zaman mühendis olmak için üniversitede dirsek çürütmek değilde, belkide çiftçi olup tarlada çalışmak yeterdi...
insana, inanarak ' iki gönül bir olunca samanlık seyran olur' demeyi hatırlatan film. hatırlamaya ihtiyacımız olan duyguları hissettirdiği için tebrik hak ediyor...
romantizm ile siyaseti güzel bir şekilde harmanlamış, her iki alanda da insanı etkilemiştir; her ne kadar halktaki sosyalizm algısını klişe örneklerle yansıtmaya çalışsa da.
filmde arzuhalci dükkanının açıldığı evre cumalıkızık'ta geçmektedir ve burada anısı olan sevgilileri vurmuş olan bölümdür.
efektsiz,ses ve görüntü yalanı ile kandırmaksızın insanı derinden etkileyebilecek bir filmdir.
henüz ortaokul öğrencisiyken bir yaz gecesi, köyümde kızıl saçlı ninemin dizlerine uzanarak okuduğum mustafa kutlu hikayesi. yıllar sonra üniversite bitince belki ayrılık olur hayatta ve beni unutmasın diye esmer sevgilime armağan etmiştim kitabı. aradan yıllar geçti, kızıl saçlı ninem, benim yaz ağacım olan ninem bir kış gecesi bu dünyadan göçtü. esmer sevgilim ise hiç terketmedi beni ve armağan ettiğim kitabın filmini beraberce izledik, o hiç gizlemedi gözyaşlarını. ben aklımda ninem, karanlıkta sevgilimin beni tutan elleri, uzun hikayelerle dolu yaşamı düşünüp durdum.
mustafa kutlu gibi yeni dönem hikayeciliğinde çığır açmış bir ustanın eseridir uzun hikaye.
okursunuz, yetinmezsiniz. tekrar tekrar okumak istersiniz. cümleler, kelimeler ve karakterler zihninizde bir lezzet bırakır.
şimdi filmi çıkmış. osman sınavın elinden çıkmış film de.
eğer ağacın kökü sağlamsa dalları da gür ve güzeldir sözüne istinaden söylüyorum bunu; muhtemelen filmi de güzeldir.
çünkü hikaye çok sağlam, çok güzel. belki her okuyuşumda karakterleri kafamda canlandırarak bir kaç film çekmeye çalışmışımdır zihnimde, ama osman sınavın yaptığının çok daha kaliteli ve öz olduğunu düşünüyorum.
okuduğum eleştiriler ve güvendiğim bazı köşe yazarlarının yorumlarına göre sağlam film olmuş.
yurd dışında olduğum için izleyemedim, hayıflandım biraz ama en kısa sürede inşallah izlerim.