Çok Güzel Film... Çok Samimi, Duygusal, Özel bir film...
Bilmiyorum belkide başroldeki Ali Karakterinin hayata pozitif bakışını, yılmaz oluşunu, ne olursa olsun umudu kaybetmeyişini, oğluyla olan ilişkisini babama benzettiğim için öyle geliyordur ama bana çok özel geliyor bu film...
3 dönem şeklinde devam eden filminde ben en çok birinci dönemi beğendim... Ali'nin karısıyla olan ilişkisi birbirlerinin onurunu korumalarını, Sevdalarını çok beğendim... Özellikle manto ve ayakkabıları iade etme sahnesi Türk sinemasındaki en özel sahnelerden biridir... ikinci dönemde düzene karşı koymanın, baş kaldırışın ve sakat ömrü az kalmış bir dostluğu anlatmasını sevdim...
Üçüncü dönemde ufaklığın babasının yolundan gidişini, onunla benzer bir uzun hikaye yazmasını izledik çok naif ve güzel bir dille anlatılmıştı...
Filmden bir replikle bitirmek istiyorum...
-Bir sonraki durakta iniyoruz hazırlan...
- Neresi sonraki durak neden iniyoruz?
- istasyon görevlisiyle konuştum bu kasabada bizim için ev ayarlayacağını söyledi...
- Aaaa Tanıyormusun görevliyi...
- Yoo Tanımıyorum ama ÇOK iYi ADAM...
--spoiler--
Hani silah dedin ya... Bak, bu kalem; yazan bir elle buluştuğunda, şu dünyadaki en büyük silahtır... Hele kalem kelamın dik duran hâli olduğundan, daha da çok acıtır.
--spoiler--
hatırlıyorum da izlediğim salonda filmin bitmesine rağmen koltuktan kalkamamış öylece bakakalmıştım. film adı gibi uzundu gerçekten ama müthiş bir kurgu ve kenan imirzalıoğlu'nun harika oyunculuğuyla kısacık gelmişti.
" bu ülkede birileriyle arkadaş olabilmek için uzun vakit geçirmeye gerek yoktu " sözü ile bitirmiştir.