Yine bana yol göründü... Gitmek zor. geride bırakmak, özlemek, özlenmek, düzen kurmak, tanışmak, alışmak, anlamak, anlaşılmak, sevmek, sevilmek hepsi zor ve emek isteyen, meşakkatli şeyler. Hayat zor, hepimiz için tabii. Güçsüz olmaya yer yok. Zaten güçsüzlüğü, pes etmeyi hiç sevmem. Genelde insanlara destek olan, kol kanat geren, moral veren taraf ben olurum ama bazen buna benim de ihtiyacım olduğunu hissediyorum. Bana destek olacak insanlar var tabiki ama onlara stresli olduğumu belli edip onları da üzmek istemiyorum. Beni kimsenin tanımadığı, hatta kimsenin görmediği (malum çaylağım hala) bu sözlüğe yazmak tek çıkar yol gibi geliyor. Umarım bu yeni sayfalar hepimiz için hayırlı olur.
gittiğim her yerde, tanıştığım her yeni insanda istemsizce seni arıyorum bunu altı ay sonra ancak bugun fark ettim. Seni sevmiyorum artık karşılaşmıyoruz da zaten karşılaştığımızda da tanıdık siması olan bir yabancıdan başka hiçbir şey hissetmiyorum. Nasıl oluyor bilmiyorum ama ben yine günün sonunda seninle ilk tanışmamızı başka biriyle yaşama umudu taşıyorum halbuki hikayenin sonunu biliyorum uzak durmam gerekiyor ama yapamıyorum içten içe arıyorum insanlarda senin bana ilk bakışını, ilk konuşmanı, jestlerini, güler yüzünü, beni kapkaranlık bi yolun ortasında bir başıma terk edip gitmeden önceki halini başka bir insanda arıyorum resmen. Bazen seni hatırlatan insanlarla denk geliyorum elim ayağıma dolanıyor heyecandan aynı ilk zamanlarımızda olduğu gibi bazen de farklı bir versiyonun hiç çıkmıyor karşıma canım sıkık dönüyorum o gün eve. Bu duygular, hisler, düşünceler yanlış biliyorum engel olamıyorum ama geçici olduğunu da biliyorum. Çok yoruyor bu beklenti beni sadece umarım bir an önce son bulur.
evet itiraf ediyorum ben geçen sene 27 yaşındayken kpss dershanesine giderken kızlar beni öpsün diye her duş sonrası dudaklarıma çilekli nivea lip balm sürerdim ve sonunda 2 kızla aynı anda öpüşmüştüm. ifşa*(yüzde yüz gerçek olay)
asla çabalayarak bir şey elde edemiyorum. Çabalamak sarpa sarıyor ve ileri gitmeye çalıştığım her an daha da geriye gidiyorum. Bu asla değişmiyor tek bir konu üzerine de değil. Her anlamda batışımı görmekten bıktım.
günler dönüyor ve ben de bunu hiç sevmiyorum.
Işıkları yakmadan mutfağa geçtim, bir bardak su aldım, yatağa dönerken avucumun içindeki diken hissettim. incecik, tüy dikenlerde , hani şu meyvelerdeki kaktüslerdekilerden. Görmüyorum ama dokununca canımı yakıyor. Felaket uykulu halimle ne ışık açmak, ne cımbız aramak istiyordum. Ama öte yandan diken sabaha kalsa belki daha derine batacak hiç çıkaramayacağım. O yüzden hayalet dikeni hiç görmeden, öbür elimin cımbıza çevirdiğim iki parmağıyla çıkardım
kendi zihnimle kendimi yokuş aşağı yuvarladığımı farkettim bugün ve bunu geri çevirmeye karar verdim. bana iyi geldiğini bildiğim şeyleri bilinçli olarak yapayım dedim. hani bazı şeyler olunca hoşunuza gider ama bi rutin gibi yapmazsınız ya onları. mesela sabahları müzik dinlemek öyle bi şey benim için. uyanınca ilk iş bir şarkıya eşlik etmek, çaktırmadan bedenimle tempo tutmak çok iyi başlangıç nerden baksan. o yüzden aklıma ilk gelen şeyi açtım. belki pozitif vibe arayışımın serbest çağrışımıdır bilmiyorum Yaşar’ı açtım divane albümünü baştan sona dinledim. çok iyi albüm ya. beni epey oyaladı, açtım sözlerine baktım, müziği dikkatle dinledim, daha önce duymadığım şeyler bile duydum.