ulu roman

entry4500 galeri11
    4024.
  1. iki koluna da girerek albert'ı apar topar götürdü bu lanet olası federaller.
    0 ...
  2. 4025.
  3. Sonra albert sinirlenerek federallere döndü ve fuckin asshole bitch diye bağırdı.
    0 ...
  4. 4026.
  5. derken Albert uyandı. bu da rüyaymış. rüya içinde rüya görüyordu.
    0 ...
  6. 4027.
  7. Sonra federaller gerçekten kapıyı çaldı.
    0 ...
  8. 4028.
  9. sonra tekrar uyandı. gene rüya görmüştü. neler oluyordu bugün albert'a böyle.
    0 ...
  10. 4029.
  11. Albert güneşli bir güne uyandı ve usulca dedi ki. Evet.
    0 ...
  12. 4030.
  13. ama umursamadı o karıya gitmeliydi yani aysele. ayselin numarısı hala telefonunda var mıydı emin değildi bir sigara yakıp radyoyu açtı en sevmediği şarkı çalıyordu küfrederek kapattı. sonra zil çaldı gelen kapıcının oğluydu "çöp var mı aga " dedi. yok dedi albert. sonra eskimiş süngerleri fırlamış koltuğuna yayılıp sigarasının keyfini çıkarmaya devam ederken telefonu çaldı arayan ayseldi
    -canım napıyosonn?
    -hiç sen napıyosun ciğerim
    -seni düşünüyorum albert akşam bana gel sana sürprizim var
    -haha olur iki gözüm
    dıt dıt dıt!
    aysel telefonu tak diye kapatmıştı albert rahatlayıp arkasına yaslandı ve devam etti...
    1 ...
  14. 4031.
  15. Sonra vazgeçti dışarı çıktı yolda gidiyordu ki karşıdan eski...
    0 ...
  16. 4032.
  17. ... Şehirden gelmiş amca kızı dünyalar güzeli selinsu'yu gördü.
    1 ...
  18. 4033.
  19. püskü elbiseler içinde birisini gördü, duraksadı içinde hiç hissetmediği bir acıma duygusuyla karşıdan gelen adamı seyretti. kaçmayı düşündü oradan üzerindeki korkuyu acıyla yıkamak yakmak istedi ama karar veremedi adam gittikçe yakınlaşıyordu...
    0 ...
  20. 4034.
  21. Bir yandan selinsu diğer yandan adam yaklaşıyordu tam o anda...
    0 ...
  22. 4035.
  23. ...selinsu "eyvah" dedi. lenslerini evde unutmuştu.
    1 ...
  24. 4036.
  25. tedirgin adımlarla aceleci aceleci ilerledi. kendisi ve selinsu arasında duran tek şey paslı menteşeleri olan boyaları dökülmüş aralık bir kapıydı. kapıya yaklaşında selinsu nun ağlamalarını duydu. kapıyı yavaşça açtı ve yaşından beklenmeyecek bir çeviklikle içeri süzüldü. hafifce omuzuna dokunup meraklı bir ses tonuyla "neyin var kızım?" diye sordu.

    ...
    0 ...
  26. 4037.
  27. ama albırt'ın içini gıcıklayan bir şey vardı. heyecanlanmıştı. selinsuyla öpüşmeye başladığı anda büyük bir şokla uyandı.

    hepsi rüyaydı ve kamyonu devirmişti.

    sonra kendi kendine söylendi...
    0 ...
  28. 4038.
  29. bu kış gününde banyo yapmak çok zordu, başka bi çare bulmalıdı.
    0 ...
  30. 4039.
  31. deniz birden kabarmaya başladı. o da neydi?
    0 ...
  32. 4040.
  33. Git gide yayılan sarı renk masmavi denizi sulu ishale çevirmişti. Etrafındaki herkes bu sarılığın merkezine, yani ona doğru öfkeli gözlerle bakıyor bir taraftan da burun deliklerini kapatıyorlardı. "Ne sıçtım be." Dedi kendi kendine. Yüzü bile kızarmadı.
    0 ...
  34. 4041.
  35. Herkes ordan koşar adım uzaklaşırken, yalnızlığıyla baş başa kalmıştı. Ve her yalnız olduğunda O'nu hatırlatırdı bu yalnızlık. ama o lanet olası koku onun hayalini bile kaçırmıştı..
    1 ...
  36. 4042.
  37. sonra sarı-yeşil karışımı madde toplanarak kocaman bir deniz canavarına dönüştü. insanları çerez misalı tutup mideye indiriyordu. aslında kendi komple işkembe olduğundan, işkembeye indiriyordu diyebiliriz. en sonunda ona yöneldi. adam kendi pisliğiyle göz göze kalakalmıştı. ve haykırdı olağan gücüyle:

    -ulan bok parçasıııı!!! seni ben yarattımm, seni ben yarattıııım!!!!

    canavarımsı cevapta gecikmedi:

    -beni sen değil, yediğin pastırmalar, sahanda yumurtalar, musakkalar, çiğköfteler bir araya getirdi! ama kaderinde yediklerine yem olmak da varmış. ne yazık!

    adam korku dolan ciğerlerini son kez kullanarak son cümlelerini kurdu:

    -bu öğünlerin bir anlamı olmalı.. sen yemezsen ben yemezsem onlar yemezs..

    diyemeden ucube yaratık onu da yemişti.

    edip: imla.
    3 ...
  38. 4043.
  39. cenifır'ın nerede olduğu merak konusuydu.
    1 ...
  40. 4044.
  41. o sırada deniz canavarı hiç ara vermeden herkesi yiyordu. ana caddeye çıkmıştı. büyümeye ve genişlemeye devam ediyordu. kendisi nazi almanyası gibiydi, yıldırım taktiğiyle büyüyordu. o sırada, karşısına bir araba çıktı. araba, bir range rover idi. rover'dan beş kişi indi. hepsinin ellerinde tüfek vardı. beşi doğrultu tüfeklerini o zalim yaratığa. yaratık şaşırmıştı. yaratık şok olmuştu. dedi ki yaratık: "siz nereden çıktınız?"

    beş kişinin en öndeki adam, söze başladı. "sen, buradaki insanları kesip yiyormuşsun. biz, senin gibilerini gördük fakat hepsini alt ettik. fakat sen nasıl bir yaratıksın."

    yaratık dedi: "ben bir bok parçasından meydana geldim." beş kişi iğrendi. hatta biri gitti kusmaya, dönemedi geri. sonra öndeki adam tüfeğini doğrulttu ve yaratığı vurdu. yaratık, yok oldu, bine bölündü. içinden tek bir kişi çıktı. o, albırt idi. albırt, öndeki adamı gördü, ayağa kalkıp gökay'ın elini sıktı. albırt dedi ki: "adınız nedir?" öndeki adamın adı gökay idi. gökay mahallenin muhtarıydı. gökay ismini söyledi ve albırt'a "ben gökay, mahallenin muhtarıyım. bu mahalleyi ben yönetirim." dedi. o sırada, 666. filo yanaşıyordu limana. bunu gören gökay, albırt'ı bırakıp kaçtı. albırt ne yapacağını bilemiyordu.
    0 ...
  42. 4045.
  43. albırt yeter artık dedi..
    buraları terk etmeliydi artık.
    caddenin ortasındaki arabaya atlayıp düz kontağı çaktı, yol insan leşleri ve enkazlar yüzünden aşılması zor bir dağ edası vermeye başlamıştı. radyoda" deniz canavarı , deniz canavarı hepimizi sikec... ee pardon yiyecek diyen bir fahişe sesli bir kadın vardı.
    lanet okudu albırt.
    havaalanına vardığında bütün uçakların ülkeden kaçan insanlarla dolmaya başladığını görünce hızlı olması gerektiği kanısına vardı.
    arabada işine yarayacak birşeyler varmı diye araştırmaya başladı.
    evet yanılmamıştı torpidoda şok cihazı ve biber gazı ; Sürücü koltuğunun altında levye vardı; en can alıcısıysa bagajdaki pompalıydı.
    içeriye daldı albırt , elindeki pompalıyla havaya tek el ateş etti. kimse siklememişti onu , o ise bunu önemsemeden kanada ya bir bilet almak istediğini belirtti görevliye.
    görevli: sanki albırtın suratında onu kemirmeye çalışan hamamböcekleri varmışçasına inceledi onu.
    albırt dayanamadı şok cihazını çıkardı ve kadını etkisiz hale getirdi . kadın yere yığıldı nevarki eteği açılmış üstü başı dağılmıştı .
    albırt muhafazakar yapıso gereği kadının üstünü örttü ve kanada uçağına doğru koştu.
    uçakta tam bir kaos hakimdi herkes bağırup çağırıyordu albırt boş bulduğu koltuğa oturup elindeki levyeyi uçağın tavanına vurdu. o an derin bir sessizlik yaşandı .
    sessizliği albırt bozdu: bu seyahat boyunca konuşanın ammına koyarım , yanlış duymadınız libidom tavan yapmış ,karışmam.
    o sırada yaşı 45 lere dayanmış bir kadın beni sik diye bağırmaya başalamıştı.
    albırt kadın rezil olamsın diye obu öldürdü. ve yerine geçip uyudu.
    0 ...
  44. 4046.
  45. 4047.
  46. kanadanın havası da suyuda başkaydı.
    0 ...
  47. 4048.
  48. sonra aklindan gecirdi. bundan onceki olan tum olaylar aslinda hic olmamisti .hala evindeydi hikayeye basladigi zaman oldugu gibi salondan bir ses geldi salona dogru yoneldi .televizyonun acik oldugunu anlayip kapatti ve yatti.
    SON
    0 ...
© 2026 uludağ sözlük