albırt yeter artık dedi..
buraları terk etmeliydi artık.
caddenin ortasındaki arabaya atlayıp düz kontağı çaktı, yol insan leşleri ve enkazlar yüzünden aşılması zor bir dağ edası vermeye başlamıştı. radyoda" deniz canavarı , deniz canavarı hepimizi sikec... ee pardon yiyecek diyen bir fahişe sesli bir kadın vardı.
lanet okudu albırt.
havaalanına vardığında bütün uçakların ülkeden kaçan insanlarla dolmaya başladığını görünce hızlı olması gerektiği kanısına vardı.
arabada işine yarayacak birşeyler varmı diye araştırmaya başladı.
evet yanılmamıştı torpidoda şok cihazı ve biber gazı ; Sürücü koltuğunun altında levye vardı; en can alıcısıysa bagajdaki pompalıydı.
içeriye daldı albırt , elindeki pompalıyla havaya tek el ateş etti. kimse siklememişti onu , o ise bunu önemsemeden kanada ya bir bilet almak istediğini belirtti görevliye.
görevli: sanki albırtın suratında onu kemirmeye çalışan hamamböcekleri varmışçasına inceledi onu.
albırt dayanamadı şok cihazını çıkardı ve kadını etkisiz hale getirdi . kadın yere yığıldı nevarki eteği açılmış üstü başı dağılmıştı .
albırt muhafazakar yapıso gereği kadının üstünü örttü ve kanada uçağına doğru koştu.
uçakta tam bir kaos hakimdi herkes bağırup çağırıyordu albırt boş bulduğu koltuğa oturup elindeki levyeyi uçağın tavanına vurdu. o an derin bir sessizlik yaşandı .
sessizliği albırt bozdu: bu seyahat boyunca konuşanın ammına koyarım , yanlış duymadınız libidom tavan yapmış ,karışmam.
o sırada yaşı 45 lere dayanmış bir kadın beni sik diye bağırmaya başalamıştı.
albırt kadın rezil olamsın diye obu öldürdü. ve yerine geçip uyudu.