Bu haftasonu ankara olaysız ve soğuk geçecek, istanbul bombalı, nevruzlu ve maçlı sokağa çıkarken zırh giymeyi unutmayın, Ege sakin hafta sonuna kadar. Yönetenler kınamalı, insanlar kanamalı, facebook sözlük bol küfürlü. Az acılı hafta sonları.
Dışarıdan bir gözle baktığımız zaman tamı tamına bir ortadoğu ülkesi.
Gerek diktatör tabanlı sözde demokratik yönetim şekli olsun, gerek halkın ekonomik yapısı, yaşam kalitesi, eğitim seviyesi ve bir kısım dinci tarikat oluşumlarıyla tam bir ortadoğu ülkesiyiz. Ancak içimizde de bitmek bir bilmeyen kendimizi avrupaya iteleme arzusu var.
Bu ülkenin gerçekleri ağaoğulları, sabancılar, doğuşlar değil gerçek halktır. Bu ülkenin gerçeği asgari ücretin yoksulluk sınırından daha düşük olmasıdır, ortadoğudan kaçmış olan sığınmacılardır, terördür, her fırsatta araya allah kitap sıkıştıran siyasilerdir. Bu sebeptendir ki türkiyede terör olayları yaşandığı zaman bir fransada yaşanmış gibi dünya basınının tepkisini çekmez.
Çünkü beğensek de beğenmesek de türkiye bir ortadoğu ülkesidir.
Kendi adıma ülkemi seviyor ve ülkemin düşürüldüğü durum adına üzülüyorum. Yıllardır kendimizi allayıp pullayıp avrupa birliğine kabul ettirmek için uğraştık. Biz bunları görmek istemiyoruz ama avrupa birliğine girebilecek statüde bir ülke değiliz. Ve ne yazık ki bu yolda kendimizden çok taviz verdik.
Ayrıca türkiyenin tarihiyle gurur duyuyorum ancak kahramanlık destanlarıyla da insanların kendi beynini uyuşturmasını doğru bulmuyorum.
Türkiye kibiri diye bi gerçek var sanırım ki. Kendimizi olduğumuzdan çok başka göstermeye çalışıyor, elimizde bir şey kalmayınca da kahramanlık türküleri söyleyerek gururlanıyoruz ancak ne kimse bir ortadoğu ülkesi olmayı kendine yedirebiliyor ne de gerçekleri görmek isteyecek cesarete sahip.
iyisiyle, kötüsüyle, doğrusuyla, yanlışıyla kabul edip, benimseyebildiğimiz zaman türkiye daha iyi bir ülke olma yolunda ilerleyebilecektir.
bir uzman erbaşın, yüksek kar vaadiyle 5000 jandarmayı dolandırıp Kuzey Irak'a kaçıp Petrol işine girdiği ve hatta BOTAŞ Genel Müdürünün özel ödül bile verdiği canım ülkem.
1,5-2 yıldır yüzlerce şehit verdik, çok canlar gitti analar ağladı.terör korkusundan 100 yıllık derbiyi ertelettik sokağa çıkamaz oldu insanlar korkudan.
ama benim güzel ülkemin gündemi şu:
-şikeci bjk şampiyon olacak mı.
-survivorda kim elenir.
-esra eroldaki nevruz evlenecek mi
-hanife ne olacak
-burak özcivit mi murat boz mu daha yakışıklı
-kismetse olur da kim evlenir.
-hangi manken kiminle
-bilmem ne zirtapoz şarkıcının albümü kaç satmış
vs vs. vay be bu dostlar bu ülke ölmüş aglayani yok.
milletin derdi günü kurtarmak
gençler desen ayrı olay, kızlar erkek peşinde, erkekler karı kız izinde.
ışte bence türkiyenin özeti bu.
Sen çalışırsın; dirsek çürütürsün, beyin patlatırsın ve sosyal hayatından feragat edip iyi bir liseye girmeye çalışırsın ve nihayetinde bunu başarıp iyi bir liseye yerleşirsin.
diğerleri kıç büyütüp düz lisede aylaklık eder.
ve üniversite sınavı kapıyı çaldığında, sen ve kıç büyüten aynı koşullarda sınava girersiniz, aranızda hiçbir fark yoktur.
sen yine emek verirsin, saçlarını döküp, göz sağlığını bozacak derecede gayret gösterip bir lisans programına girersin. ailenden ve yuvandan belki bin belki bin beşyüz km uzakta okumak zorunda kalırsın. öğrencilik boyunca çektiğin sıkıntılar, eziyetler de cabası. buna rağmen okulu uzatmadan ve iyi bir ortalama ile mezun olursun. mezun olduğunda görürsün ki, seninle aynı sınava girip de barajı aşamayan adam, açık öğretim denen zımbırtı üzerinden senin binlerce emek vererek bitirdiğin okulunu, kendi sıcak yuvasında okumuş ve o da mezun olmak üzeredir.
sen yine de yoluna devam edersin. 18 yıllık eğitimin ardından yine de pes etmez, iyi bir meslek sahibi olabilmek için gayret göstermeye devam edersin. kpss sınavını atlatırsın ve bir kamu kurumunda işe yerleşirsin. o düz lise çocuğu, öss de barajı geçecek zekaya ve gayrete sahip olmayan ana kuzusu, o kıçı büyük çocuk da meslek sahibi olmak ister. ki kağıt üstünde seninle aynı düzeydedir ve yasal bakımdan hiçbir engeli yoktur.
işte o çocuk, bütün emeğine ve bilgine adeta koca bir naaaah çekerek, hiçbir sınava tabi olmadan / ağa babalarını araya sokup seninle aynı kurumda çalışmaya başlar.
bütün bu olanlardan sonra öyle bir noktaya ulaşırsın ki, günün birinde ülkenin başbakanı kürsüye çıkıp bütün taşeron çalışanlarını kamuya alıyoruz dediğinde hiç şaşırmaz, söyleyecek tek kelime bulamazsın.
ve film burada da bitmez. yüksek lisans yapmak istersin. önüne bırakılan bütün engelleri yüksek puanlar alarak kendi bileğinin hakkıyla alt edersin ve karşına yine aynı senaryo çıkar: o düz lise ve açık öğretim mezunu kamu çalışanı adam, parasını verip o engeli de aşarak seninle aynı eğitim düzeyine kavuşur.
artık aynı eğitim seviyesine sahip, aynı kurum mensubu iki eşit insansınızdır. verdiğiniz bütün emek, çektiğiniz bütün çile, sizi sadece bu eşitliğin enayisi mertebesine konumlamaktan başka bir işe yaramamıştır.
işte bu ülkenin ismi türkiye dir:!
not: çalışmak, nitelikli bir birey olmak, bu ülkede bir ideal değil; fakirin ve ötekinin en uzağına bırakılan ekmek için kat edilmesi gereken mesafeden ibarettir! sisteme eklemlenmeyi başarmış bir ailenin evladıysanız, zaten ekmeğe ulaşmanız o kadar problem olmayacaktır, çünkü ekmek hemen yanı başınıza bırakılmıştır. kıçınızın yağ bağlamasına sebep olacak kadar yanı başınıza hemde... onu da alamamak embesilite belirtisidir.
Avrupa daki havaalanları arasında check-in öncesinde cihaz taraması yapan tek ülkedir. belçika havaalanındaki patlamalar da bu açık sonrasında olmuştur.
tecavüzcü yobaz dincilerin hükümet eliyle korunduğu,
her hafta pkk ve ışidli canlı bombaların kendini patlattığı,
üniversiteleri ve bazı ilçe merkezleri terörist yuvası olan,
verimli her yerin rantçı müteahhitler ve maden arama şirketleri tarafından sömürüldüğü,
rüşvetsiz, peşkeşsiz, torpilsiz iş bulmanın çok çok zor olduğu,
en eğitimli ve kültürlü kesim olan üniversitelilerin açlıktan ağzının koktuğu,
birtakım yöneticilerin cehaleti teşvik eden röportajlar verdiği,
tipik bir geri kalmış ülke. tüm bunlar yaşanıyor ve halkın dilinde dolaşan şey; olsun adamlar çalışıyor. %50 yukarda saydıklarımı tasvip ediyor ve takip ettiği yandaş basında ülkesini süper güç olarak görüyor.
bu ülkeye en kısa zamanda mhp'nin biraz daha ılımlı fakat kesinlikle vatanseverlikten taviz vermeyecek versiyonu bir yönetim şart. kendi insanının çıkarlarını diğer ülkelerin insanlarından daha çok düşünecek birileri.
Bu kadar darbeye, hırpalanmaya rağmen hala dayanabilen, ayakta kalmayı başaran ülke.
Halbuki halka köy enstitüleri tarzı kurumlarda yıllar önce eğitim verilebilseydi; bir takım ülkelere sırtını dayamak yerine dimdik durup kendi değişimini kendi yaşasaydı, egosu tavan yapmış askerlerin ve siyasetçilerin elinde oyuncak gibi oynanmasaydı şu an cenneti yaşatabilirdi halkına.
Ki cenneti yaşatmak için her türlü imkana sahip ülkedir. Her şeye rağmen hala öyledir...
Şimdi zaman geçti, yapılması gereken reformlar umursanmadığı için, bir kaç neslin fedasını göze alarak yeni reform hareketleri başlamalı. Ha bu reformu yapacak, arkasında duracak adamlar çıkar mı bilmem.
iki farklı kente gidecek cenazelerin karştığı canım ülkem. Çayırova'da kalan cenazenin yüzünü görmek isteyen yakını, abisi yerine bir kadını görünce hata anlaşılmış.