mevcut hükümet eliyle; suriye, yemen, bahreyn, ırak gibi devletlerde batı nın oluruyla, büyükelçiliklerini dahi devreye sokarak fesat çıkartan ve yasa dışı odakları besleyerek müdahalede bulunan ülkedir.
nihal atsız'a göre 1040 dandanakan savaşı'ndan yani selçuklular'ın kurulmasından beri var olan bağımsız ülkemiz. sadece rejim ve hanedan değişmiştir. ülke aynıdır. bana göre ise 1299 osmanlı beyliği'nin kurulmasından beri var olan ülkedir.
--spoiler--
güneşin altında donan bir çiçek gibi
kar altında alev ateş yanan bir kuş gibi
denizler ortasında çöle dönmüş bir ülkesin
ağla sevgili yurdum ağla
--spoiler--
en alt tabakasından en üst tabakasına kadar insanlar arasında yozlaşmanın bir virüs gibi yayıldığı, cehaletin kol
gezdiği, suçun prim yaptığı, biat kültürü ile yoğrulmuş insanların devlet tarafından sikilip ağladığı sonra
akıllanmayıp tekrar sikildiği bir garip ülke.
hollanda dan buraya geldiğimde ilk fark ettiğim şeydi: yüksek kaldırımlar.sonradan öğrendiğim üzere bir ülkenin gelişmişlik seviyesiyle alakalı bir şeymiş bu. türkiye diyince kalabalıklık ve aile canlanıyor gözümde. mahalleler kültürlerin beşiği her daim gürültü içeren ülke. huzur için köylerine ineceksin bu memleketin. toprağını işleyeceksin sen de kokusunu alacaksın ya o koku çıkmaz zaten hatırlardan gönülden. başka diyarlara gitmek zorunda kaldığında memleket kokusunu özleyeceksin. bir gün gelecek ben burda ne arıyorum diyip yurduna geri döneceksin. öyledir benim memleketim lafını esirgemez gerektiğinde tokadını yersin acıta acıta öğretir ama gel gör ki kopamazsın. gitmek istesende her daim aklından ve yüreğinden çıkaramayacaksın bu tutkulu ülkeyi.
güzel ülke.
sürekli avrupa'yla kıyaslanan, doğu batı arasında bizlere coğrafya derlerinde köprü vazifesi gördüğü öğretilen, bu vazifeyi görürken tarihten bu yana dayak yiyen bir ülke. dayak attıklarını sananların kanlarından medeniyet deryası kurmuş bir ecdadın miraçısı güzel ülke.
oyunlar, sürekli oyunlar. osmanlı'nın son dönemine bakın, sonra cumhuriyet, sonra... sonra...
amerika ve rusya eksenli iki kutuplu dünyanın arasında en çok sıkışan ülke, neden peki? doğu-batı medeniyetinin, kan içiciliğinin ortasındaki köprü de ondan.
kimisi amerikancı oldu bu ülke de kimisi rus rejimi ithalatçısı. kimse türkiye'li olamadı. kaldırıp kafasını ayaklarının bastığı toprağa bakamadı. osmanlıcı olun demiyorum, ister olsunlar ister olmasınlar çok da mühim değil.
şimdi yeni bir isim kuşandık, şimdi kendimiz olma zamanı.
Çünkü bu ülkede Cem Yılmaz'a neden siyasi konulara değinmiyor diye atar yaparsın sonra Levent Kırca siyasete bulaşınca sen sanatına bak dersin..
Lan objektif olun dersin A partisi iktidardayken A partisinin yanlışlarını B partisi varken B partisinin yanlışlarını söyleyince her devrin adamı dersin vs vs.
cok boktan bir ulke. evet kesinlikle oyle. medyasiyla yargisiyla guvenlik hizmetleriyle kisaca zihniyetiyle bu yuzyilin toplumu olmayan ulke.
henuz yirmili yaslarda, hayata karsi en hevesli olmasi gereken yillarda o vatandasina - bana- en buyuk hayalkirikligini yasattigi icin butun duygusal ve manevi reflekslerimi kaybettigim ulke.
oyle bir ulke dusunun ki gundemini, gerceklerini karikatur dergilerindeki haberlerden ogreniyorum. medyada korkunc bir bilgi enformasyonu olmasindan kaynaklaniyor bu. hayir sadece medya falan degil her sey ya her sey..
sucu olmayan avukatlarin tutuklanmasi.. katibeyi rehin alan hakimler.. taciz edildigi icin polise giden kadina sevisme teklif edilmesi.. bok yerine konmadigi icin surekli iscilerin olmesi.. her turlu yolsuzlugun askeriyede emniyette vs bircok kurumda mubah sayilmasi.. insanlarin ozgurlugune ozel hayatina asla ve asla götum kadar anayasal ve toplumsal sayginin duyulmamasi.. on uc yasindaki kiza yirmi bes kisinin tecavuz edip o kisilerin baklava calan cocuk kadar(!) ceza almamasi.. gercekten ama gercekten demokrasinin d sinin ulkede ne yasalarda ne de zihniyetlerde yasamiyor olmasi.. odtulu ogrencileri elestiren ve twitter da ' her vatansever gunde bes vakit abd ye dua etmelidir.' diyebilen insanlarin polis akademisinde ogretim gorevlisi olabilmesi..
daha onlarca, yuzlerce olmasi gerekenin tam aksi toplumsal, yasal olaylarin yasanmasi..
ve benim açımdan en dramatik olanin da bazen kendimi gercekten bir kabusun ortasinda hissediyor olmam..
tarihin kayip nesli olmaktan korkuyorum sozluk...
"güzel ülkem benim köprü yıkılır 15 kişi ölür bakımsızlıktan maden çöker 50 kişi ölür dikkatsizlikten, çadır yanar 11 kişi ölür tedbirsizlikten, mayın patlar 20 kişi ölür ihmalden. ölenlerin hepsi yoksul ulan! peş kuruşsuz gariban...
paranın diktatörlüğü, allahsız kapitalizm, yeni model diyemiyorsunuz da, lafı dolandırıp duruyorsunuz işte. her yanımız avm oldu ulan, desenize ekonomi yine büyüyor, kaçalım mı evlerimize, can mı verelim yoksa ekonomiye. paçamıza kadar teslim bayrağını çekmişiz, yeni burjuvazimiz mutlu nasılsa!
zaten ne zaman şu istikrar lafını duysam anlarım ki bunun ekmek fiyatıyla hiç bir ilgisi yok gözüm! ihale tarifeleri, birilerinin sıcak paraları, dümen tezgahlarıdır söz konusu olan.
16 milyon yoksulumuzla hangi cehenneme gidiyoruz sizce?
bir de şu nükleer santralleri kurduk mu tam olacağız. haydi!
ortalık böyle tuhaf tuhaf kedi sever gibi fakir seven tiplerden kaynıyor artık!
infak edeceksiniz ulan, kibir etmeyeceksiniz, sağ elinizle-sol elinizi muhatap etmeyeceksiniz, paylaş diye verdi rabbin sana, üstünlük sağla diye değil.
mülkünün kiracısısın sen, sahibi falan değil."
Politikacilari devasa buyuklukte hastaneler yapar ama maddi durum bahanesiyle doktor atamaz demekki neymis hastayi iyilestiren doktor degil buyuk yapilarmis.