Bir biz varız güzel öbürleri hep çirkin
Birde bu terli karanlık
Sonra bir şey daha var muhakkak ama adını bilmiyorum
Nereden başlasam sonunda o ışıkla karşılaşıyorum
Yarı çıplak utanmaz bir kadın resmini aydınlatıyor
Akşam oluyor ya bir türlü inanamıyorum
Oturmuş iri yapılı adamlar esrar çekiyorlar
Daha bir aydınlık olsun diye içtikleri su
Sarı topraktan testileri güneşte pişiriyorlar
Bir korkuyorum yalnız kalmaktan bir korkuyorum
Gündüzleri delice çalışıyorum geceleri kadınlarla yatıyorum
Sonra birden büyümüş görüyorum ağaçları
Kısrakları birden yavrulamış
Havaları birden güneşli
Kadınlarla yattığım yetse ya
Birde kadınlarla yattığıma inanmam gerekiyor
Hoşlanmıyorum.
sadece okuyoruz ve kopyala yapıştır yapıyoruz; fakat bunu bari özenerek yapalım, anlamaya çalışarak okuyalım, hissedelim. Çok şey anlatıyor bakın. gözümüzün önünde her şey.
Senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe
bakalım
Tuttukça güçleniyorum kalabalık oluyorum
Bu senin eski zaman gizlerin yalnız gibi ağaçlar
gibi
Sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
Seni aldım bu sunturlu yere getirdim
Sayısız penceren vardı bir bir kapattım
Bana dönesin diye bir bir kapattım
Şimdi otobüs gelir biner gideriz
Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
Bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
Seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
Durma kendini hatırlat
Durma göğe bakalım.
"evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
üç güvercin görsek meksika geliyordu aklımıza
caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
bilir bilmez geyikli gece yüzünden"
"gazete" şiirindeki herkes biziz,
bizi yazdığı için teşekkür ederiz -laf arasında-.
biz dünyanın yaratılmışlığından beri buradayız,
yeni öldük,
cesedimiz de sırtımızda.
"denebilir ki dünyanın yaratılmışlığı
çok daha eski değildir insandan
sonunda
herkesin başından başladığı
bir çevresi vardır ortada
söz gelimi sıcaklığın yayılıyor ya sıcaklığıma
ben de bir nefeste boşaltıyorum sıcaklığımı
hiç küçümsemeden, hiç utanmadan boyuna
ne sıcaklığından, ne sıcaklığımdan
o arada durmadan konuşuluyor biliyorum
etin pahalılığından, suyun sıcaklığından
ve ölmüş annesi ses veriyor evli kızına
ölümün yeni alıştığı sıcaklığından
ağaçlar da büyüyor, tırnak etleri de
birtakım saçlar da uzaklarda
herkesi bir başka neden
bir başka hüzüne götürüyor
çok kimse bıkıyor günden akşam olmadan.
biliniyor o ayrı bir sorundur gerçi
herkesin kendisi ile cesedi arasındaki."
ben üç yer tasarlamıştım üçü de sana bana uygun
biri günebakanlarda biri otuz yaşta birini sorma
birini sorma gün gelir ben söylerim
daha usta olurum daha yiğit o zaman söylerim
bu kırgın karanlığı bir ışıtalım ilkin
yeniden şehirler kuralım şimdikilerine benzeyen
baştan başlayalım susamlara ekmeklere deniz aşırılarına
sevmelere
...
--spoiler--
bir gün sabah sabah kapıyı vursam,
-kim o ? dersin uykulu sesinle içerden.
saçların dağınıktır, mahmursundur.
kimbilir ne güzel görünürsün sevgilim,
bir sabah vakti kapıyı çalsam,
uykudan uyandırsam seni,
ki daha sisler kalkmamıştır haliç'ten
fabrika düdükleri ötmededir.
--spoiler--
--spoiler--
sen,
bir orospu çocuğuymuşsun,
belki hapishanede,
belki kaldırımda doğmuşsun,
ananla beraber kucaklarda sabahlamışsın.
o bile bilmezmiş kimden olmuşsun.
lanetlenmiş, kovulmuşsun.
vatan sevmeye değecek kadar güzeldir amma.
yaşamak için fırsat vermemiş talihin sana...
--spoiler--
...
Sana bir boyun atkısı gerek. Çünkü kış geldi.
Ve sular bir uzun geçmişe hazırlanır. Nerdeyse.
Şimdi tutalım bu diriliği artık. Zamanıdır.
Zamanıdır. Nerdeyse kar başlar. Küçük kuşlar ölür.
Semerciler ve dilsizler ölür.
Seninle ben kalırız. Yeni bir yaşamaya.
Gökler ve kentler ufalır. Seninle ben kalırız.
O şarkı sanılanlar bir kavga halini alır.
Nerdeyse kar başlar.
Birini düşünür gibi oluruz. Biliyorum
Ellerin de üşür. Biliyorum ama
Isıtabilirsin onları. O ateşte.
Hazırsın da. Biliyorum. Ama
sana bir boyun atkısı gerek. Kış geldi.
turgut uyar'ın çocuklarıyız isimli inceleme kitabıyla bir daha keşfettiğimiz şair ama insan... elbette dizelerden fazlasıydı. elbette şiirin içine şiirle gizleniyordu. dahası hayatın ardında durup kendine bakıyordu. bu kitsapla daha da fazla özlendi.