Sizin alınız al inandım
Morunuz mor inandım
Tanrınız büyük amenna
Şiiriniz adamakıllı şiir
Dumanı da caba
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Bütün ağaçlarla uyuşmuşum
Kalabalık ha olmuş ha olmamış
Sokaklarda yitirmiş cebimde bulmuşum
Ama ağaçlar şöyleymiş
Ama sokaklar böyleymiş
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız
Aşkım da değişebilir gerçeklerim de
Pırıl pırıl dalgalı bir denize karşı
Yan gelmişim diz boyu sulara
Hepinize iyi niyetle gülümsüyorum
Hiçbirinizle dövüşemem
Siz ne derseniz deyiniz
Benim bir gizli bildiğim var
Sizin alınız al inandım
Sizin morunuz mor inandım
Ben tam dünyaya göre
Ben tam kendime göre
Ama sizin adınız ne
Benim dengemi bozmayınız.
kendisini okutmadan uyutmayan, uykuya olan aşkı kendisine yönelten şair.
günler geçer ve çalışır şafağın değirmeni
kim bilebilir ki kimi neyi eskittiğini
ben ne kadar önemserdim kendimi hay allah
sen ne kadar kumraldın aynalarda hay allah
temmuz tam bu işe göredir bana kalırsa
gel bağışlayalım birbirimizi.
göğe bakma durağıyla gönülleri fethetmiş, her mısrası birbirinden güzel şair. o mısralara çok hatıralar sıkıştırdım. bu yüzden ölmeyecek, anısı hep yaşayacak bende.
onun bir çok satırı var her biri bizleri lime lime etmiştir ,sıkıştırmıştır aralarına,öğelerine ayırmıştır içimizi dışımıza bölmüştür.huzur belki de hiç görmediğimiz bu adamın satırlarında.küçücük bir mucizeye inandırır bazen onun bir kaç cümlesi;
bir şey söyle
sözü aşsın öze değsin.
bir şey söyle
'yanındayım' mesela.
Evet kimsesizdik ama umudumuz vardı
Üç ev görsek bir şehir sanıyorduk
Üç güvercin görsek Meksika geliyordu aklımıza
Caddelerde gezmekten hoşlanıyorduk akşamları
Kadınların kocalarını aramasını seviyorduk
Sonra şarap içiyorduk kırmızı yahut beyaz
Bilir bilmez geyikli gece yüzünden...
Biçen her kimse yıllardır yanlış biçiyor.
Bir elbise ki, alabildiğine dar
Nedir bir türlü sırrını anlamadık,
Kimdir bizimle böyle şaka ediyor...
Hangi cebini karıştırsan yalnızlık
Şiir günlükleri, incelenmesi gereken özlenen şair ama insan...
"insanın aklına uyduğu anlar en zayıf ve hayata aykırı anlardır. Hayat buyurur insana çünkü, akıl değil. Hayat karşısında aklı kullanmak bir geceri verir insana belki ama dinginlik, erinç vermez. Hep yaradılışa aykırı şeyler yapılır. Akıl denen pislik bencilliğe ve çıkarcılığa götürür insanı, yok olur bazı değerler, yok olur duygunun birdenbireliği ve ölümsüzlüğü...
Yani öfkenin büyük neşesi...
günün adamı: voznesenski
kumsallar bomboş ey yüzücü
nerdesin?
geçen gün youtube'da kendisiyle alakalı video'yu bilerek açmış olmasam, melih gökçek taklidi açmışım zannederdim. kendisinin sesiyle gökçek'inki arasında hatırı sayılır bir benzerlik vardır.
şiirlerine gelirsek onun olduğu zannedilen palyaço şiiri kendisine ait değildir, halbuki turgut uyar denince akla geyikli gece, arz-ı hal, göğe bakma durağı ve palyaço gelir.
şiire ikinci yeni mantalitesi içinde başlamamış, fakat dünyanın en güzel arabistan'ı kitabıyla ikinci yeni'ciler grubuna kendini dahil etmiştir.
ayrıca ülkü tamer'in elinden kaçırdığı, edip cansever'in ancak uzaktan sevebildiği, cemal süreya'nın bir bulup sonra kaybettiği o kadın tomris uyar'la bir evlilik kurmayı başarabilen insan olmuştur.
ustaya son bir selamla bitirip ardından uzanıp kendi yanaklarımdan öpeceğim.
"umuttur" gibi bir şiirin altına imza atmış koca şair ama insan...
bilirim
aslında mutsuz yaşayıp gidiyoruz
ölüme direnerek şimdilik
şimdilik alımlı bir başka mutluluklara özenerek
aşkımız ve mutfak rafları ve uçaklar üstüne korkumuz
bir yudum gelecek ve mutlu saatler üstüne korkumuz
ama birlikte biliyoruz: eğilecek bugünkü başlar
sev beni, alış bana
kimse ürkütemez bağlandığımız güzelliğin utkusunu
sev beni, bir dağ gölgesi kadar sev
şimdilik bırak musluğun sızmasını damın akmasını
bir tırnak gibi büyü domuz bir tırnak gibi
zorlayarak her bir yanı
çünkü biraz sonra umut başlar her günkü, başlar....