turgut uyar

entry1190 galeri92 ses1
    596.
  1. 597.
  2. kendisinin ölmesiyle şiir de ölmüştür.
    0 ...
  3. 598.
  4. "oturup umutla bir şeyler unutayım" diye buyurmuş şair

    o yüzden nokta koymaya gerek yok, cümle olduğu gibi nokta zira
    1 ...
  5. 599.
  6. '' senin bu ellerinde ne var bilmiyorum göğe bakalım
    tuttukca güçleniyorum kalabalık oluyorum
    bu senin eski zaman gözlerin yalnız gibi ağaçlar gibi 
    sularım ısınsın diye bakıyorum ısınıyor
    seni aldım bu sunturlu yere getirdim
    sayısız penceren vardı bir bir kapattım
    bana dönesin diye bir bir kapattım
    şimdi otobüs gelir biner gideriz
    dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç
    bir ellerin bir ellerim yeter belliyelim yetsin
    seni aldım bana ayırdım durma kendini hatırlat
    durma kendini hatırlat 
    durma göğe bakalım ''

    turgut uyar

    '' ama sizin adınız ne ?
    benim dengemi bozmayınız... ''
    1 ...
  7. 600.
  8. kanasın varsın ne varsa biraz kanamalıdır
    benim bunca yıldır günlerim gecelerim kanadı.
    2 ...
  9. 601.
  10. Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
    Dikey ve yatay mutsuzluktan
    Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
    Sevgim acıyor

    Biz giz dolu bir şey yaşadık
    Onlarda orada yaşadılar
    Bir dağın çarpıklığını
    bir sevinç sanarak

    En başta mutsuzluk elbet
    Kasaba meyhanesi gibi
    Kahkahası gün ışığına vurup da
    öteden beri yansımayan
    Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
    Öbürünün bir kadından aldığı verem
    Bütün işhanlarının tarihçesi
    sevgim acıyor

    Yazık sevgime diyor birisi
    Güzel gözlü bir çocuğun bile
    O kadar korunmuş bir yazı yoktu
    Ne denmelidir bilemiyorum
    sevgim acıyor
    Gemiler gene gelip gidiyor
    Dağlar kararıp aydınlanacaklar
    Ve o kadar

    Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
    Sonbahar geldi hüzün
    ilkbahar geldi kara hüzün
    Ey en akıllı kişisi dünyanın
    Bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim acıyor
    Kimi sevsem
    Kim beni sevse

    Eylül toparlandı gitti işte
    Ekim filanda gider bu gidişle
    Tarihe gömülen koca koca atlar
    Tarihe gömülür o kadar...
    2 ...
  11. 602.
  12. PALYAÇO

    kaç kişiyi öldürdüm düşlerimde
    kaç kilo çekerdi yalnızlık
    kaç kere ezildim altında
    yaz yağmurlarının

    belki de palyaçolar ağlardı pazartesi sabahları
    her sirk geldiğinde ağlamaklı olurduk
    hep ağlamaklı olurduk gülünecek halimize

    kim sevmezdi çiçekleri filan
    ”ben sevmezdim” dedim, “yalan” dedi

    bunu palyaço söyledi,
    palyaço söyledi ben yazdım
    yazdım, yazmasam ağlayacaktım

    herkes ağlarmış biraz, ben de ağladım
    sırf bu yüzden mi ağladım
    alçaklık gibi bir şey oldu bu biraz

    biraz birazdım her şeyden
    dün biraz sinirlenmiştim mesela
    yarın bir kadını seveceğim biraz
    biraz biraz kör oldum bügünlerde

    ama rakı kadehlerini boşaltmayın
    eksilmesin hiçbir şey
    hiçbir şeyden dahi olsa
    kalsın biraz
    *
    umursamıyorum yılgınlığımı filan
    çünkü sessizce yaşanmalı her şey
    bir devrim sesszce olmalı mesela
    ve her sözcüğüne inanmalı bir palyaçonun

    bir palyaço neden yalan söylesin ki
    ben palyaço olsaydım söylemezdim
    marangoz olsaydım da söylemezdim
    ben insan olsaydım yalan söylemezdim!

    hem nereden çıkardınız palyaçonun yalnızlığını
    kaç kilo çeker ki bir palyaço
    hem neden yüzüme vuruyorsunuz
    bir çirkin ördek yavrusu olduğumu

    gocunmam ki ben, ben gocunmam
    bir palyaço ne kara gocunmazsa
    o kadar, o kadar gocunmam işte

    rakı doldurun! eksilmesin
    *
    bitmedi, yazacağım daha
    yazmazsam ağlayacağım çünkü
    alçakça olacak biraz

    hem biz o zaman kimdik ki, nerelere giderdik
    her sokakta biraz daha eksilirdik
    bilirdim, geceleri puslu puslu olurdu bazen
    bazen birisi fısıldarmış gibi olurdu
    ”duyamadım”, derdim, “tekrar et!”
    sessizliğe bürünürdü o vakit her şey
    sokaklar daha bir puslu
    palyaçolar daha bir ağlamaklı olurdu
    ve ben daha bir alçak olurdum
    ağlardım biraz

    hem sen kimsin, çekiştirme diyorum
    hatta kuyruğuma basma diyorum
    acıyor, tırmalarım,-
    diyorum

    kahrol, kahrol!
    diyorum
    *
    geçen gün yüzüme rastladım bir ilan panosunda
    korktum birden, kusacak gibi oldum
    ”olur öyle” dedi palyaço,
    ”herkes alçaktır biraz”
    ”otur ulan!” dedim, bağırdım ona
    ben bazen bağırırım biraz

    ”rakı doldur!” dedim, “eksilmesin!”
    ben bazen eksilirim biraz
    aslında hepimiz eksilirmişiz biraz
    bunu sonradan öğrendim

    ben aslında her şeyi sonradan öğrendim
    herkes herkesi sonradan öğrenirmiş
    bunu da sonradan öğrendim

    örneğin;

    geçen gün bir kadınla seviştim
    biraz değil çok seviştim

    ya işte öyle palyaço
    diyorum ki,
    bunu da yeni öğrendim
    sevişmek de eksilmekmiş biraz
    *
    kim sevmezdi ki kuş ötüşlerini filan
    ”ben sevmezdim” dedim, “yalan”
    dedi
    bunu palyaço söyledi
    palyaço söyledi, ben yazdım
    yazmasam, alçak olacaktım
    hem ben roman da yazdım biraz

    bazen diyorum ki, palyaço,
    sen olmasan ben ne yaparım
    alçakça eksilirim belki biraz
    her yağmur yağışında yerindi dibine girerim
    hiçbir kadının kasıklarını öpemem belki
    ya da unuturum sonradan öğrendiklerimi

    biraz biraz anlıyorum ki,
    yüzler eller, o terli vücutlar filan
    her şey plastikmiş biraz
    *
    haydi sirtaki yapalım palyaço
    rakı doldur, yine eksildik biraz.....
    2 ...
  13. 603.
  14. onca şiiri ve yazısıyla kendisine bir "yer" arayan gezgin, göçebe... Uyar'ın bir şiirinde şu ibare geçer;

    "Ben! Çocukları sevdim yaşadım.
    Dünyaya alışamadım
    Kuru güller gibi yersiz ve inceydim biraz.
    Hep bunu duydum. Bunu yaşadım.”

    Özellikle "kuru güller gibi yersiz ve inceydim biraz" tabiri çok önemlidir bence; Bir yerde olan ama o yere ait olmayan, olamayan bir "şey" anlatılır. işte bu "şeyleşme" dediği uyar'ın bizzat kendisidir. Dünyaya alışamama durumuysa "yersiz" olma durumunun en acı, en net izahıdır.
    1 ...
  15. 604.
  16. Edip Cansever' in kankasıdır. Türk edebiyatında gereken değeri görememiş şairdir. Bir nevi Nikola Tesla talihsizliği diyebiliriz. Gizli bir cevher.
    Ferhan Şensoy şöyle der:
    ' Ağustos yirmi iki dediler, ustan ölmüş
    Çok komiksin azrail, Turgut Uyar ölür mü? '
    0 ...
  17. 605.
  18. Bu ellerimi nereye koysam yakışmıyor dedim ki en iyisi kucağında dursun.
    0 ...
  19. 606.
  20. istanbul'daki ilköğreniminden sonra, Konya Askeri Okulu, Işıklar Askeri Hava Lisesi ve Askeri Memurlar Okulu'nu bitirip Posof, Terme ve Ankara'da personel subayı olarak görev yaptı. ilk evliliği annesinin isteği ile oldu. 18 yaşında baba olan Uyar ilk eşinden olan 3 çocuğunu memurluk yaptığı yerlerde büyüttü. 1958'de askerlikten ayrılarak Türkiye Selüloz ve Kağıt Sanayisi'nin Ankara şubesinde çalışmaya başladı. 1966 yılında eşinden ayrılıp istanbul'a yerleştiğinde o dönem Cemal Süreya ile ilişkisi bitme aşamasında olan Tomris Uyar ile şiir üzerine mektuplaşmaya başladılar. Bu mektuplaşmalar 1969'da evlilikle sonuçlandı. Tomris Uyar ile evliliklerinden bir erkek çocukları (Hayri Turgut Uyar) oldu.
    ikinci Yeni akımının öncüleri arasında sayılan Uyar'ın ilk şiiri 1947'de Yenigün dergisinde yayımlanmıştır. [1] Hece ölçüsüyle yazdığı ve toplumsal konuları işleyen ilk iki kitabı Arz-ı Hal (1949) ve Türkiyem (1952)'den sonra, Dünyanın En Güzel Arabistanı (1959)'yla bireyin iç dünyasına ve birey-toplum ilişkisine yönelmiştir. Tütünler Islak (1962) ve Her Pazartesi (1968)'de de koruduğu bu çizgi yerini Divan (1970) ile geleneksel şiirin kalıplarına, Toplandılar (1974) ve Kayayı Delen incir (1982) ile söz konusu dönemde yaşanan sınıfsal mücadelenin yansımalarına bırakmıştır.

    http://galeri.uludagsozluk.com/g/turgut-uyar/
    0 ...
  21. 607.
  22. keşke tanısaydım, keşke oturup çay içseydik beraber dediğim adam.
    2 ...
  23. 608.
  24. ...
    Aldatıldığımız önemli değildi yoksa
    Herkesin unuttuğunu biz hatırlamasak
    Gümüş semaverleri ve eski şeyleri
    Salt yadsımak için sevmiyorduk
    Kötüydük de ondan mi diyeceksiniz
    Ne iyiydik ne kötüydük
    Durumumuz başta ve sonda ayrı ayrıysa
    Başta ve sonda ayrı ayrı olduğumuzdandı

    Ama ne varsa geyikli gecede idi
    Bir bilseniz avuçlarınız terlerdi heyecandan
    Bir bakıyorduk akşam oluyordu kaldırımlarda
    Kesme avizelerde ve çıplak kadın omuzlarında
    Büyük otellerin önünde garipsiyorduk
    Çaresizliğimiz böylesine kolaydı işte
    Hüznümüzü büyük şeylerden sanırsanız yanılırsınız
    Örneğin üç bardak şarap içsek kurtulurduk
    Yahut bir adam bıçaklasak
    Yahut sokaklara tükürsek
    Ama en iyisi çeker giderdik
    Gider geyikli gecede uyurduk.
    1 ...
  25. 609.
  26. en sevidiğim şiiri (göğe bakma durağı) yazmış olan değerli şairimizdir.
    1 ...
  27. 610.
  28. Mutsuzlukdan söz etmek istiyorum
    Dikey ve yatay mutsuzluktan
    Mükemmel mutsuzluğundan insansoyunun
    Sevgim acıyor

    Biz giz dolu bir şey yaşadık
    Onlarda orada yaşadılar
    Bir dağın çarpıklığını
    bir sevinç sanarak

    En başta mutsuzluk elbet
    Kasaba meyhanesi gibi
    Kahkahası gün ışığına vurup da
    öteden beri yansımayan
    Yani birinin solgun bir gülden kaptığı frengi
    Öbürünün bir kadından aldığı verem
    Bütün işhanlarının tarihçesi
    sevgim acıyor

    Yazık sevgime diyor birisi
    Güzel gözlü bir çocuğun bile
    O kadar korunmuş bir yazı yoktu
    Ne denmelidir bilemiyorum
    sevgim acıyor
    Gemiler gene gelip gidiyor
    Dağlar kararıp aydınlanacaklar
    Ve o kadar

    Tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
    Sonbahar geldi hüzün
    ilkbahar geldi kara hüzün
    Ey en akıllı kişisi dünyanın
    Bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim acıyor
    Kimi sevsem
    Kim beni sevse

    Eylül toparlandı gitti işte
    Ekim filanda gider bu gidişle
    Tarihe gömülen koca koca atlar
    Tarihe gömülür o kadar

    Turgut UYAR
    en can alıcı şiirlerinden biri adam.*
    1 ...
  29. 611.
  30. 'bana uyar' dediğim şair.

    bize, bir ip cambazının ip üstünde durmasının inceliklerini anlatan adam.

    bizim dengemizi bozmayınız!
    2 ...
  31. 612.
  32. insanın nasıl eksildiğini en güzel o anlattı, o anlattı biz dinledik. biz dinleriz bazen...
    2 ...
  33. 613.
  34. "ben turgut'a hep uyar'ım zaten"
    2 ...
  35. 614.
  36. sosyal medyanın popisini arttırmasına rağmen hala yerinin ayrı olduğunu düşündüğüm şair.

    döneminin en kıskanılan adamıydı belki de. (bkz: tomris uyar)
    2 ...
  37. 615.
  38. "Şimdi otobüs gelir biner gideriz
    Dönmeyeceğimiz bir yer beğen başka türlüsü güç"
    3 ...
  39. 616.
  40. "Bir ihtimalken bile ne kadar güzelsin." diyen şair.
    0 ...
  41. 617.
  42. Ah ki ben;
    kendimi bile kimsesizliğimden tanırım.
    1 ...
  43. 618.
  44. tavrım bir çok şeyi bulup coşmaktır
    sonbahar geldi hüzün
    ilkbahar geldi kara hüzün
    ey en akıllı kişisi dünyanın
    bazen yaz ortasında gündüzün
    sevgim acıyor...
    1 ...
  45. 619.
  46. her şiirinde insanın kendisiyle konuşuyor gibi hissettiren türk şairi.

    ''Bir biz varız güzel öbürleri hep çirkin
    Bird e bu terli karanlık
    Sonra bir şey daha var muhakkak ama adını bilmiyorum
    Nereden başlasam sonunda o ışıkla karşılaşıyorum
    Yarı çıplak utanmaz bir kadın resmini aydınlatıyor
    Akşam oluyor ya bir türlü inanamıyorum
    Oturmuş iri yapılı adamlar esrar çekiyorlar
    Daha bir aydınlık olsun diye içtikleri su
    Sarı topraktan testileri güneşte pişiriyorlar

    Bir korkuyorum yalnız kalmaktan bir korkuyorum
    Gündüzleri delice çalışıyorum geceleri kadınlarla yatıyorum

    Sonra birden büyümüş görüyorum ağaçları
    Kısrakları birden yavrulamış
    Havaları birden güneşli

    Kadınlarla yattığım yetse ya
    Birde kadınlarla yattığıma inanmam gerekiyor

    Hoşlanmıyorum''

    -bir biz varız güzel, öbürleri hep çirkin...
    1 ...
  47. 620.
  48. "Bir ihtimalken bile güzelsin.." var mı ötesi?
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük