Yüksek lisans yıllarında bir hoca bana sen tez konusu olmadan tezini yaz bitir derdi. Gerçekte yazan için hiçbir zaman bitmeyecek bir iştir. Şunuda ekleyeyim bunuda yazayım derken 2 yıl böyle geçer gider.
Tez yazmak, konu seçimi, literatür taraması ve taslak oluşturma adımlarını içeren planlı bir akademik araştırma sürecidir. lisans, yüksek lisans, doktora... süreçlerinde önünüze gelir.
bazen yazamadığınız için değil yazarken ne kadar kapsamlı bir konu seçtiğinizi farkedip sadede gelmeye zamanınız yetmediği için okulun uzamasına sebep olan bir aktivitedir. tez hiçbir işe yaramasa bile size araştırma yapma ve yazıya dökebilme adabı, analiz etme yeteneği ve en önemlisi hırsızlık, yolsuzluk, yalan gibi şeylerin ne kadar büyük meseleler olduğunu öğretir. ben kendi emeğiyle samimi bir şekilde oturup tez yazarak diploma alan bir akademisyenin kasten intihale başvurabileceğini düşünmüyorum. ben emek harcayarak tez yazan bir insanın hayatı boyunca bir başkasının hakkını kasten yiyebileceğini de düşünmüyorum. zira emeğin ve hakkın anlamını yalnızca emek verip hak eden bilir.
Allahın belası bir şeydi ben akademyi bırakmadan evvel. Bir zike yarasa tamam diyeceğim de danışmanın bile okumuyor. Yazık, onun yazarı da bilim dünyasında bir breakthrough yapacağı hevesiyle yıllarını çürütüyor. Para mara yok bu işlerde. Bilime verilen değer bir hiç gidin hayatınızı yaşayın hayat bunun için çok kısa. 10 yıllık Akadmeik hayatım bana bunu öğretti.
Hem çalışıp hem de tez yazmak çok zor. Zaten ben problematiği serimlerken adım adım, birbirini açan sorunlarla hareket etmeyi seviyorum. "Hop ben bunu önemli buluyorum, o yüzden bunu tartışıyorum tezde" tarzından hoşlanmıyorum. Bakmayın çok yaygınlaşmış. O yüzden yavaş ilerliyir.
teknoloji var ama onu bütünsel bir yaklaşımla uygulayacak tek merkez yok. Sistemi kurup işletmeye alanın ilk adımı, sistemin istedikleri bilgileri kendisinin doldurup sistemi kendi üzerinde denemek olmalıdır. işin tamamını bilmeyenler işleri yarım yamalak yapıyor ve maalesef bunun farkına da varamıyor.
ben çok zevk alıyorum. bir konuyu en iyi bilen kişilerden biri oluyorsun. kimsenin bilmediği bir şeyler keşfediyorsun ya da bir meseleye kimsenin bakmadığı bir yerden bakıyorsun. amazing. ama bunun için sana para vermiyorlar. ben de doktoramı yakıp avrupa'ya taşındım. akademide harcadığım eforun yarısını bile harcamıyorum, akademide aldığımın fazlasını ödüyorlar amq.
Tamam ben de çok sövüyorum ama bu kadar da değil akademinin olmazsa olmazıdır tez. Bir kere daha önce çalışılmış herhangi bir konuyu çalışıyorsanız danışmanınız tam bir maldır acilen değiştirin. Ama şöyle de bir şey var bu seviyedeki insanlar artık belli yaşlara gelmiş kalkıp kendin araştıracaksın danışmanın literatür tara demesine gerek kalmadan. Ya aslında her şey merak. Merakın yoksa olmaz. Zulüm olur. Onun bunun dürtmesi ya da yönlendirmesiyle tez olmaz. Tez konusunu danışman hoca seçmez sen kafandaki teze göre o alanda daha önce çalışmaları olan bir hocayı seçersin yani böyle olmalı. Salak salak triplere girmeyin.
türkiyede bile isteye adama düzgün işe yarayan tez yazdırmazlar. hoş zaten nerede bu akademik işlere giren adam varsa onların da alayı kolpacı intihalci bu işi nasıl bedavadan sıyırırım kafasında. türkiyede her şey kantitatiftir kalite içerik kimsenin umurunda değildir yapılmış mı yapılmış. osuruktan bir halta yaramaz bir ton çer çöp tez diye yutturulur. doktoralar ayrı bir komedi onlara hiç girmiyorum. oysa bu işler için tezler gerçekten bir ihtiyaç ve gerçek bir amaca yönelik yapılmalıdır ve içeriğin işe yararlığı çok sıkı ciddi denetlenmelidir. içerik boşsa kimi çocuğu bilmemnenin yeğeni bilmemkimin tanıdığı ne olursa olsun geçirilmemelidir.
şu dergi akademisyenliği kadar komik şey yok dünyada. kimsenin bakmadığı bir halta yaramayan sırf yapmak için yapılmış fasaryaden içi boş kırtasiye. kağıt ziyanlığı malesef.
Allah belasını versin bunun. Doktora tezimi yazıyorum.
Şu kadarını söyleyeyim, akademide torpiliniz falan yoksa hiç yüksek lisans ve doktora hayalleri kurmayın. Yoksa benim gibi 30 yaşınızda sürünürsünüz. Çok net.