--spoiler--
bu okul facialarından sonra kapatılmalıdır. çünkü bu salak gençler burda gruplar kurup birbirini gazlıyorlar. sonrada okul falan basıyorlar.
--spoiler--
bu düşünce yanlış.
discortu yasakladılar, telegrama kaydılar.
telegramı kapatırsın başka programa kayarlar.
Bu iş sonrasında her sözlük platformuna ve her forumuna kadar hatta whatsap bile kapatılır.
bütün bunlara rağmen durmaz.
çeşitli uygulamalardan toplanıp yine salak salak örgütlenirler.
bu bakış açısı ile interneti kapatmak gerekir, o da olmaz.
incel kültürünü yeren, eleştiren sağlam kaynakların popüler hale getirilmesi lazım.
fakat bizde her işi herbokologlar yaptığı için televizyonlarda "bilgisayar oyunları bu hale getirdi" diyorlar.
''telegram''
mütefekkir salih Mirzabeyoğlu'nun Cezaevinde yazdığı ve 2003 yılında iBDA yayınlarının 43. sırada neşrettiği.... cezaevinde yazdığı üçüncü kitabıdır.
Kendisine uygulanan Telegram işkencesine dair yazdığı eseridir.
Eserin cezaevinden çıkışı da olaylı olmuştur. Kitaba el konulmuş bir süre yakınlarına verilmemiştir... "Sefine"den bu yana yayınlanan tüm eserlerini “Telegram Serisi” olarak adlandırmıştır Kumandan…
Eserden bir alıntı, meramını anlayabilmek için yeterli olacaktır ümidindeyim. Buyurun:
- “Şair Bodler’in, simyadan mülhem, sevgilisine “sen bana çamur verdin, ben ondan altun yaptım!” demesi gibi, bize zehir yedirdiler, biz onu panzehir ve bağışıklık aşısı yolunda kullandık. Bir bakıma Türkiye’de pratiği –teorisi de!- benimle meşhur olan bu iş, “ilim sınır tanımaz” tesellisiyle Lût kavmine parmak ısırtır melanete ve yardımcı unsurlarla insanı robotlaştırmaya davranmışken, diğer yönüyle “dünyada” da kıstırılmış fertler üzerindeki tecrübelerin sınırını aşamamıştır.
Bu ikazdan sonra bildirmeliyim ki, gerek yaşamış kobay, gerekse mevzuu alâkadar eder buudları işaretlemek bakımından, galiba dünyada ilk örneğim!” (sh. 9)