kişilerin elinde tuttuğu alet: bel.
bel dediğimiz primitif (ilkel) tarım aleti ismini insanın belinden (sırtından, arkasından) almaktadır.
daha doğrusu omurgasından almaktadır. zaten omurga ve pelvis'in bütünleşik haline benzer bir yapıdadır.
kesilip atılan toprak parçasına volar ismi verilir. tdk bu sözcüğü: "Belle kaldırılan büyük toprak parçası, kesek." şeklinde tanımlamaktadır.
2 tip tarla belleme şekli vardır.
sert arazilerde uygulanan: çekip atma. bu yöntemde bel önce çekilip volar'ın etrafındaki sert toprak parçasından ayrılması sağlanır, ikinci adımda ayakla belin arka kısmına destek olunarak volar atılır. yukarıdaki videoda çekip atma'nın bir örneğini görebilirsiniz.
kumlu toprağın olduğu arazilerde: doğrudan atma. beli yere sapladıktan sonra doğrudan voların atılmasıdır.
makinalı tarıma, geride bıraktığı petrol yakıtı artıklarına, atmosfere saldığı co ve co2 gazlarına inat yaşasın tarla bellemek! *
dipçe: akşama buralarda olamazsam bilin ki bel ağrısından ölüyorum. *
toprağı sadece fiziksel olarak altüst etmek değil, aslında doğayla baş başa kalıp modern dünyanın tüm gürültüsünü o ağır bel küreğinin her darbesiyle toprağa gömmektir. Kasların acıdığı, alın terinin toprağa karıştığı bu kadim eylem, insanı bir yandan kelimenin tam anlamıyla "topraklarken" bir yandan da sabrın ve emeğin ne demek olduğunu yeniden hatırlatır. Küreğin metali toprağa her saplandığında altüst olan katmanlar, kuruyan otlar ve canlanan solucanlar, aslında doğanın kendi içindeki döngüsünü ve sadeliğini gözler önüne serer. Günün sonunda hissedilen o tatlı yorgunluk ve havalandırılmış sadık toprağın kokusu, insana beton binaların arasında asla bulamayacağı cinsten, doğrudan ve aracısız bir üretim üretme huzuru verir.