bir belgenin doğruluğu teğit edildikten sonra gazetede yer alması gazeteciliktir..
daha önceki dağlıca baskını mevzusunda gerçekdışı haberleri ortaya çıkan taraf ın, şayet "irtica ile eylem planı" gerçek çıkmaz ise veya soner yalçın ın bugün belirttiği gibi gazetecilerin eline çoğu zaman geçen bir çok asılsız belgelerden biri ise; soracaklar adama.. sen kimin tarafındasın?
kimsenin kıçını yalamadığı için, patronu ihalelere girmediği için, asker görünce esas duruşa geçmediği için, adam gibi haber yaptıkları için, bugüne kadar bi sikime yaramayan gazete(!)leri alıp okuyan, onları ciddiye alan sikko yazarların eleştirdiği gazetedir taraf.
yalancı ve tetikçi habercilik denince akla gelenlerin en başında olan gazete. geçenlerde yaptığı "belge" manşetinin akibeti belli değil, zira daha belgenin aslı bile bulunamadı kaldı ki üzerinde inceleme yapılsın. belge manşetini patlatan aynı kişi aylar önce de kayseri'de ergenekona bağlı karagahevi manşetini yapmıştı, ev basıldıktan sonra evin karagahevi değil, aksine nur cemaatine bağlı 2-3 astsubayın takıldığı ışıkevi olduğu ortaya çıktı. yine aynı kişi aylar önce "ip merkezinden krokiler çıktı" diye manşet yaptı, bu seferde bizzat ergenekon savcısı böyle bir krokin ip merkezinde bulunmadığını açıkladı, ve taraf işçi partisine tazminat ödemek zorunda kaldı. "dağlıca baskını önceden biliniyordu, aha bu da uydu görüntüleri" deyip manşet yapması; sonra o görüntülerin başka bir yere ve başka bir zamana ait olduğu ortaya çıkınca da ayar yemiş sözlük yazarı gibi sessiz sedası düzeletmeye çalışması...
daha sayayım mı taraf'ın kıçında patlayan düzmece manşetleri? yoruldum, zaten enerji harcamaya da değemez, merak eden internetten küçük bir araştırma yapabilir.
yüzlerce makalenin, kitabın, tartışmanın yerini tutacak kadar özlü bir çizgi ve sözlerden oluşuyor karikatür.
irtica ile mücadele planının altında imzası olan, bu imzası kriminal incelemeyle kanıtlanmış olan ama yeni imzasını eskisinden farklı atarak eğlence unsuruna dönüşen ve tsk nın ergenekonla seviyle ilişikisinin tipik örneği olan albayın imzası ve belgesi çevresinde yürüyen ve ülkemizde dönüm noktaları oluşturan tartışmalara damgasını vuran bu karikatürün ilgili sözleri tarihe geçmeye adaydır.
ayrıca imza gerçek adam sahte diyordu taraf, irtica ile mücadele planı belgesi hakkında... genelkurmay askeri savcılığı az önce "bu belge genelkurmay karargahında'da hazırlanmamıştır" kararına vardı. sanki mesele buydu da, biz de bilgilendik. şıracı ve bozacının birbirlerine tanık olurken hiç olmazsa anlaşılır bir mantığı var. genelkurmayın ise bu mantığı da yok ve anlaşılıyor ki, buna ihtiyacı da yok. eee, bu durumda imza gerçek, adam gerçek ama galiba örgüt sahte, demekten başka çare kalmıyor.
(bkz: imza gerçek örgüt sahte)
komik olan ise kimileriin ısrarla genelkurmayın dolambaçlı cümlelerine inanmak isteyişleri ve taraf'ın bu konudaki ısrarının demokrasi için ne denli yaşamsal olduğunu anlayamamaları.
mehmet baransu imzası ile yayınladığı tsk ilintili belgelerinden birini daha elinde patlatmış olan gazete.
ilgili belgedeki imzanın albay'a ait olduğu kanıtlanamamış. yani, kesin bir dille "bu imza albay'a ait değil" gibi bir şey denmemiş ancak, bu belgenin orijinali de ortada yokmuş arkadaş. bizzat içişleri bakanlığı ve istanbul cumhuriyet başsavcılığı açıklama yaptı. "belgenin orijinali ne emniyette ne de savcılıkta var" şeklinde.
orijinal derken, hani sahteyse bile direkt printer çıkışı olan orijinal olanı yok.
albay "ben böyle bir şey imzalamadım" diyor. tsk karargahtaki bilgisayarlardan veya printerlardan böyle bir belgenin değil çıktısına, izine bile rastlanmadığını ifade ediyor.
bu belgenin orijinali olmadan da hiçbir yere varılamaz çünkü hazırlarsın bir metin, bir yerden ele geçirdiğin albay'ın imzasını yapıştırırsın o yazdığın metnin altına çekersin fotokopiyi al sana dursun çiçek imzalı belge. bu mudur yani?
senin elinde orijinal bir belge yoksa, sen orijinal olmayan bu belgenin gerçek olup olmadığını bile ortaya çıkarmadan, bu fotokopiyi gerçekmiş gibi bu gazeteye servis edersen, bu fotokopi de bu gazetenin elinde patlar böyle. bu belgeyi koşulsuz doğru kabul edip yayınlayan bu organa da
içişleri bakanlığı, "emniyet'te bu belgenin orijinali yok" diyor. cumhuriyet başsavcılığı, "savcılıkta bu belgenin orijinali yok" diyor. belgenin kendisinde ele geirildiği iddia edilen avukat, "bende böyle bir belge hiç olmadı, aramalarda kayıt da tutulmadı. sonradan koyulmuştur" diyor. albay, "ben böyle bir rapor hazırlamadım, böyle bir belgeye imza atmadım" diyor. tsk, "ilgili belgeye yönelik karargahta herhangi bir ize rastlanmamıştır" diyor.
bu kadar şeyin üstüne birileri hala "var olm bu olay var" demeleri. adamım sizin hukuk anlayışınız nasıl bir inanç? dogmatik mi? tavsiye, psikoloğa görünün en kısa zamanda.
türkiye'deki ikiyüzlü adamları ortaya çıkaran gazete. bir kurum var ki, bir ülkenin yıllarca anasını ağlatmış, yetmemiş gelecek 50 senesini de karartmış. bir şekilde kendini güvenceye almış.
sonra bu kurumun yapmaya hazırlandığını en akılsız adamların bile tahmin edeceği bir darbeyi ortaya çıkarmış. sonra bu kurum, kendini haklı çıkarmak için kendi savcılığına "belge sahte" demesi için emir vermiş. bunu gören darbe seviciler gazeteye çullanmış falan filan.
ha bir de kendini bilmez adamcıklara da malzeme vermiş. "bu darbe belgesi gizli olmalı. demek ki bu hibinolar bu saygın, gözünü sevdiğim, niye savunduğumu bilmediğim bu kurumun içine girmiş, vurun allahsızlara"
bir taraf diyor ki, bunlar kürtçü - pkk'lı, öbürü diyor islamcı. bildiğin liberal gazeteye neler neler dediler, akşam akşam osura osura güldüm. hayır liberalliğini eleştir, sonuna kadar destek vereyim ama bir kere bile okumadan bir tarafından karakter tahlili yapıyorsun, komik oluyorsun.
leş kargalarının başında toplaştığı bir gazeteden öte gidemeyecek gazete. köşe yazarlarını sevmem, sorosçu haberlerini okumadan geçerim ama bir belge ortaya koyunca düşünürüm kardeşim.
acilen tepesine vurulup susturulması gereken gazete. bugünki manşetinde aşağıdaki soruları sormuş gazete.
bak hala konuşuyor;
genelkurmay askeri savcılığı, taraf ın yayımladığı ''akp ve gülen i bitirme planı'' belgesinin fotokopi olduğu gerekçesiyle ''kovuşturmaya yer yok'' kararı verdi. şu sorular cevap bekliyor...
1- kurmay albay dursun çiçek in imzasıyla ilgili
kararınızı verirken şüphelinin askeri savcılık ifadesinde attığı sahte imzayı neden tümüyle soruşturma dışı bıraktınız?
2- jandarma, emniyet ve adli tıp raporlarındaki ''imza benzer'' saptaması kesin kanaat olmasa bile ciddi şüphe ihtiva ederken, neden bu şüphenin üstüne gitmediniz?
3- tübitak ın, fotokopi üzerinde belgenin orijinalinde olmayan unsurların eklenmesi yoluyla tahrifat yapılmadığı saptamasını neden görmezden geldiniz?
4- kurmay albay çiçek in devre arkadaşı olan ve ofisinde söz konusu belgenin bulunduğu ergenekon zanlısı serdar öztürk le ilişkisini incelediniz mi, ne sonuca vardınız?
5- kurmay albay çiçek in imza örneklerinin belgedeki imzayla benzerliği ortadayken, şüphelinin evindeki bilgisayarı incelemek için neden beş gün beklediniz?
6- belgenin fotokopi olmasına dayanarak ''kovuşturmaya gerek yok'' diyorsunuz. neden belgenin aslı bulunmadan soruşturmayı durduruyorsunuz?
7- planın genelkurmay karargahında hazırlanmadığını söylüyorsunuz ama neden türk silahlı kuvvetleri nin herhangi bir biriminde hazırlanmadığını açıklamıyorsunuz?
8- irticayla mücadele eylem planı için sahte demiyorsunuz, gerçek de demiyorsunuz. bu şartlarda bu soruşturmayı nasıl bitirebiliyorsunuz?
akp ve gülen'i bitirme planı çerçevesinde müthiş bir propoganda içine girmiş, hedef gösterdikleri hedeflerin oyuncağı konumunda olan, anayasa komisyonunu dahi oyunun içine çekme gibi beyhude çabalarda bulunan bir yayın organı. hayır, "kovuşturmaya yer yok" kararına üzülüp üzülmediklerini de belli etmiyorlar(!) ya o çok retro.
adalet, yayınladığı kağıt parçasının cezasını verir umarım. kağıt parçasının peşinde koşan akepe yine işin peşini bırakmaz bu sahte belgeyi çıkaranları ve gazeteyi dava eder umarım (!)
yakında "yürrrrü, taş arabası" demesinden çekinmekteyiz efendim.
demokrasi, kanıtlayamadığın bir şeyi "gerçekmiş" gibi sunmak mıdır? sen çamuru at sonra da seyreyle. madem iddia ediyorsun, ispatla. elinde orijinal bir belge yok, tahrifat yapılmış mı, yapılmamış mı, nereden çıkmış, hangi bilgisayardan yazılmış bilgin yok hala "belge" konusunda kesin konuşuyorlar. ispatlayın koçlar.
geçti derken yasemin abla? babanız abd dönüşümü 7 yılın ardından tamamladı mı?
evet, klasik olacak ama, hakikaten 'taraf'tır. yayınladığı ve gerçekliğini savunduğu belgelerle ancak üçüncü dünya ülkelerinde görebileceğimiz şeyleri yaşamaya başlamamızda katkısı olan gazetedir. akp yandaşlığından ne kadar nemalanıyor bilemem. ama bir ülkenin ordusuyla emniyet güçlerini -bilerek ya da bilmeyerek- karşı karşıya getirmeye çalışmak ve bu ülkenin geleceğini çalma yolunda adımlar atmak söz konusu gazetenin yazarlarının, sahiplerinin vicdanlarında nasıl bir rahatsızlık yaratmıyor, sorarım.
geçti o günler cancağızım manşetiyle beni bile şaşırtmış gazete. bu kadar maytap geçeceklerini ben bile sanmıyordum. 85 yıldır kendisine tanrısal özellikler atfeden bir kurumu hallaç pamuğu gibi atıyorlar. umursamıyorlar. biraz fırlamalar. başka gazetelerin selam çaktıkları yerde bunlar hamaklarında yatıyor. belge bile olmayan bir kağıt parçası! na cevap vermek için türkiyenin tüm generallerini arkasına alıp genel kurmay başkanı açıklama yapıyor.
yalanları bir bir ortaya çıkan psikolojik harp aracı. amaçları polisle askeri karşı karşıya getirerek türkiye'yi bir iç savaş ya da darbe ortamına sürüklemek ve böylelikle kürdistan'ın temellerini atmaktır. zira iç savaş ve darbe ortamında türkiye'nin dünyada hiçbir itibarı kalmayacak ve abd-barzani ikilisi güneydoğu'da istediği gibi at koşturabilecektir. bu derece çirkef-hain bir amacı olan bu gazeteyi demokrat olduğunu zannederek sahiplenen arkadaşlara da lütfen artık gözünüzü açın diyorum. türkiye bir iç savaş ya da darbeye sürükleniyor. bu adamlar provokatör aynı ordu göreveciler gibi. oyuna gelmeyin.
söylenemeyeni söyleyen, açıklanamayanı açıklayan alemin en delikanlı gazetesi. geçti o günler cancağızım manşetiyle ayar nasıl verilir bunu göstermiştir. aktütünde çocuklarımız saatlerce ateş altında tutulup şehit edilirken paşalarımız nerelerdeydi? dağlıca da baskın yapılırken neredeydiniz? bu belge fotokopisiyle aslında vardır bunun. bilen bilir ki askerin gülen cemaati ve akp ye sıcak bakmadığını ve içten içe hazırlık yaptığını. tek düşünemedikleri gülen cemaati de akp de amerika tarafından korunmaktadır. amerikaya rağmen hiçbir şey yapamazsın.