mehmet baransu

entry540 galeri36
    1.
  1. taraf gazetesi'nin tsk ile alakalı hemen hemen tüm haberlerine imza atan muhabiri.

    kendisi en son şu meşhur "belge" olayından sonra amiri yasemin congar ile aynı cümleleri kullanmış ve ilgili belgenin jandarma kriminal laboratuvarı tarafından değil, emniyet kriminal laboratuvarı tarafından incelenmesini dillendirmiştir.

    şimdi bu güzel kardeşimize sormak gerekir, tamam sen gazetecilik görevini yapıyorsun, eline öyle veya böyle geçmiş olan bir belgeyi gazeteci kimliğin ile haberleştirmişsin fakat, ey mehmet baransu, sana bu belgeyi yayın yasağı olmasına rağmen hukuku hiçe sayan savcılık veya emniyet vermedi mi? siz söylemediniz mi, "bu belge ergenekon savcılarında ve emniyette var" diye? e o zaman güzel kardeşim, bu belge gerçek ise veya bu belgenin ciddi bir belge olduğu aşikar iken, ergenekon savcıları'nın bu belgeden bilgisi var iken, neden askeri savcılığa bir yazı yazıp ilgili belgenin araştırılmasını talep etmediler de sana servis ettiler?

    diyelim ki, bunu sana savcılık değil de, emniyet servis etti ey güzel kardeşim, emniyet bunu kriminal laboratuvarında sana servis etmeden önce neden inceleyip "gerçek" sonucuna varmaya yanaşmadı da direkt sana servis edilip de ortalık bir anda karıştı?

    tck'ya aykırı şekilde yedeklenme alınmaksızın bilgisayarlar götürülür sonra "bu bilgisayardan bu belge çıktı" diye iddia edilir, bilgisayar sahibi "bana yedekleri verilmedi, böyle bir belge bilgisayarımda yok!" der kendisini savunmak için haklı olarak, senin yedeklerini alıp, vermen soruşturma açısından hem senin için garanti, hem de şüpheli için. adam o iddia doğru da olsa "bende böyle bir belge yoktu, sonradan koyulmuş, yedekler erilmedi" diyebilir. sonra, yayın yasağı olmasına rağmen bilgi ve belge sızdırılır, sızırılanlar ve sızdıranlar araştırılmaz, haklarında takip başlatılmaz, soruşturma açılmaz. ondan sonra ergenekon davası'nı hukuk çerçevesinde değerlendirmemiz istenir, neyin hukuku?

    velhasıl, bu arkadaş dese ki, "askeri ve sivil uzmanlardan bir komisyon oluşturulsun ve bu belge krimminal olarak incelensin" anlarım ama "emniyet incelesin, jandarma incelemesin" inadı neden? sana servis eden emniyet veya savcılık neden emniyete incelettirmedi bu ellerindeki belgeyi de direkt sana servis ettiler? madem gazetecilik yapıyorsun, bu soruları da bir zahmet soruver sana o belgeleri servis eden düdüklere. "arkadaş bana veriyorsunuz bunu haber yapayım diye ama bunun gerçekliğine kesin olarak ulaştınız mı?" diye.
    8 ...
  2. 2.
  3. el bombalı ceza haberiyle yine gündeme gelen sallamasyon muhabir. tsk'ya bok atmak için böyle bir şey ileri sürdüğünü düşünmekteyim. tabi ki olay incelenecek, araştıralacaktır. şu anda ön yargılı yaklaşıp hemen "bu adam zaten bu tip haberler yapıyor" demek yanlış olsa da, yine de bu kişinin ne tarz bir adam olduğu bilinmektedir.
    4 ...
  4. 3.
  5. 4.
  6. tetikçilikte rakip tanımayan taraf gazetesi çalışanı. ne kadar pis iş varsa üstüne yıkılır. kime bok atılacaksa, kimin hakkında sahte belge hazırlanacaksa, kimin hakkında belgeler çarpıtılarak kamuoyuna sunulacaksa bunu baransu yapar.

    not: tralliani sağolsun entrysi ile uyardı, fetocuymuş kendisi. tarafa da bu yakışırdı.
    6 ...
  7. 5.
  8. an itibariyle teketek programında, ordu bizim de gözbebeğimiz, ordumuz bu ülkenin temel direği gibi laflar ederek insanları güldürmüş taraf yazarı. efenim neymiş, sadece ordu değil tüm kurumlardaki yanlışlıkları gündeme getiriyorlarmış, mesela tapu kadastro da da bir usulsüzlük olsunmuş hemen haber yaparlarmış. bu arkadaş ya gerçekten saf ya da herkesi kendisi gibi saf zannediyor.
    taraf gazetesi nin alenen ordu düşmanı yayınlar yaptığını artık kundaktaki bebek bile biliyor. bunu anlayabilmek için 3 gün taraf okumak yeterli. 1. sayfanın %80 i ordu ile ilgili iddialar ve suçlamalarla dolu. sen kimi kandırıyorsun baransu? bu memlekette bir tek orduda mı kusurlar var? hani diğer kurumlar nerede gazetende? neden yalan söylüyorsun, takiyye yapıyorsun ekran karşısında? yüreğin yetmedi değil mi, evet bizim tek derdimiz ordu demeye? bu işin bir boyutu.
    bu arkadaşların nitelikli ordu düşmanlığı yaptığını anlamak çok mu zor? yapılan ergenekon haberlerinin tek hedefinin tsk olduğunu neden anlamıyor beyin tutulması yaşayan bir takım sözde entel dantel takımı?

    genel yayın yönetmeni ahmet altan tipik bir 2. cumhuriyetçi, bir çift memeyi tüm vatan toprağına tercih ettiğini göğsü kabararak söylemiştir bir zamanlar.

    yasemin çongar, bir zamanların abd muhabiri, memlekete dönünce nedendir bilinmez birden ordu düşmanı bir gazetede neredeyse ahmet altan la eşit konumda çalışmaya başlamıştır.

    önder aytaç, küçüklüğü fethullah ın kucağında geçmiş, polis akademisi hocası, azılı tsk düşmanı, aynı zamanda taraf yazarı.

    emrullah (emre) uslu, emniyette başkomiser olarak görevliyken birden abd ye uçtu ve tam 6 yıl orada kaldı. yasalar en fazla 4 yıla kadar izin verdiği halde, nasıl oluyorsa, çeşitli raporlar alarak tam 8 yıl boyunca görevini orada sürdürmüştür. ayrıca devlet memurlarının basına açıklama yapması yasak olduğu halde bu arkadaş hem de sürekli olarak stratejik-siyasi-politik olarak adlandırılabilecek ekstrem konularda köşe yazarlığı yapıyor.

    bu gazetenin kimlere hizmet ettiği artık yeterince açık mı?
    5 ...
  9. 6.
  10. bu seneki Gazeteciler Cemiyeti Sedat Simavi ödülünü "O dört er böyle öldü: Pimi çekip eline verdi" habeiyle kazanan taraf gazetesinin ünlü muhabiri.
    6 ...
  11. 7.
  12. bakalım generallerin kapsında yatıp darbe yapın diyen gazetecilerin içeride olmasını eleştiren medya özgürlükçüleri destek olacak mı sorusunu aklıma düşeren medya mensubu.
    0 ...
  13. 8.
  14. kürt asıllı taraf muhabiri*. star, bugün, samanyolu, albayrak ve turkuaz grubunun vazgeçilmez referansı.

    bakalım, ne çıkacak. başıma bir iş gelmeyecekse bu adamın derin bağlantıları var diyorum. yoksa bu genç yaşta, nerden, nasıl ulaşıyor o bilgilere.

    "soros' pu çocuğu" gibi gerzek tanımlamalarla yaklaşmayacağım; ama, bizim cenahın tetikçi olarak ona haber servis ettiğine dair cüretkar kanılarım var.
    5 ...
  15. 9.
  16. ntv haberi gibi balon haberlere imza atan sözümona cesur gazeteci. tsk ya karşı alenen yıpratma kampanyası başlatarak, ordunun şerefli subaylarını töhmet altında bırakan haberlere imza atmıştır. tutukluluk talebiyle adliyeye sevkedilmesi ülkede hala cesur savcıların bulunduğuna işarettir. bakalım aynı kararlılığı yargıçlardan görecek miyiz.
    3 ...
  17. 10.
  18. 11.
  19. serbest bırakılmasıyla bir takım zevatın maymun sesleri eşliğinde zulu dansı yapmasına sebebiyet vermiştir. kanı bozuk vatan hainlerini halletmek için vazeline ihtiyaç duymayacağız, biz zoru severiz.
    0 ...
  20. 12.
  21. tsk hakkında yaptığı her haberin olay olduğu gazeteci. genelkurmayın her haberden sonra mahkemede hesaplaşacağız demesi ve o kadar haberden sonra tsk tarafından herhangi bir davanın açılmaması çok ilginçtir.
    3 ...
  22. 13.
  23. çalıştığı yayın organı olan taraf gazetesinde hanefi avcıya dayandırılarak yapılmış ve yapılmakta olan bol miktarda haber mevcuttur. mehmet baransu gibiler ucu kendilerine dokunmadığı sürece bu tür bilgilere atlar, kaynak veya belge aramazdı şu güne kadar.

    işin ucu cemaatlere dokunduğu anda mehmet baransu bastı çığlığı, hanefi avcıya olan güveni sarsıldı birdenbire.

    cem ersever, termal kameralı uçaklar, susurluk olayı gibi hanefi avcıya dayandırarak yaptıkları haberlerde, nedense hanefi avcıyı bu kadar sorgulama gereği duymamışlardı. bu kadar belli ederek, bu kadar panikleyerek geçmişte çok güvendikleri adama birdenbire sırt çevirmeleri, haliç'te yaşayan simonlar dün devlet bugün cemaat adlı kitabın daha yayınlanmadan başlayarak yarattığı durumun kendileri için ne kadar vahim boyutta, ne kadar tehlikeli olduğunu ve olacağını gözler önüne seriyor.
    1 ...
  24. 14.
  25. aylar önce gazetede yanımdan geçip duran, "aha da belge uzmanı bu" diye dalga geçilene kadar o olmasına ihtimal vermediğim kişi. havasından yanına yöresine yaklaşılmıyordu. aman. ve evet iş arkadaşları bile kendisiyle dalga geçebiliyordu.
    2 ...
  26. 15.
  27. 16.
  28. emin çölaşan ın minik kuşuna vahiy meleği muamelesi yapanların beğenmediği.

    not: minik kuş emin çölaşan ın haber kaynaklarıdır,ayrı bir ifadeyle ulusalcı bürokrasidir.
    1 ...
  29. 17.
  30. ordu'yu yıpratmak amaçlı yaptığı maksatlı haberler sonucunda banka hesabına kaç dolar yattığını merak ettiğim adam.
    3 ...
  31. 18.
  32. ordu ve asker hakkında yaptığı hiçbir haber bugüne kadar yalan olmayan gazeteci. Millet hata kimde diye soracağına sen bunu nasıl yazarsın diye soruyor.
    1 ...
  33. 19.
  34. gazeteci veya muhabir olmanın elimize geçecek belgelerle orantılı olduğunu anlamamızı sağlayan şahıs.

    edit: tv lere çıkıp konuşmasın, sadece servis edilen belgeleri yayınlasın, yoksa konuşunca kanal değiştirmek zorunda kalıyorum, diğer şürekası gibi konuştuğunu kendiside anlamıyor.
    0 ...
  35. 20.
  36. skytürk'te entry i yazdığım dakikalarda konuşurken Hanefi Avcı'nın yalan söylediğini belirten, kendisine sanki yanıt alabilecekmiş gibi sorular soran gazeteci. Hanefi avcı ya sorduğu sorulara yanıt alamamış, üzerine de kayıt cihazı hanefi avcı tarafından duvara fırlatılmış.

    Ben de isterdim ki kendisine sorulan şu iki soruya cevap versin:

    1) Emniyette fethullahçı cemaatin varlığı doğru mudur? (3 defa soruldu şimdilik)
    2) Siz fethullahçı mısınız?

    Sorular kendisine yöneltildiğinde başka şeyler söylemiş, eşinin amerikada 8 ay ayakta çalıştığını, borç ödediklerini falan anlatmıştır.

    Kendisinin gazetecilik mantığını birebir kullanarak diyorum ki: yukarıdaki sorulara evet ya da hayır diye yanıt veremezse yalancıdır, karşı darbecidir, fethullahçıdır.
    4 ...
  37. 21.
  38. servis edilen belgeleri yayınlamaktan başka bildiği bir nane olmayan şahıs. gazeteci değil bir nevi paravan.
    2 ...
  39. 22.
  40. sevgili dostumdur iyi adamdır,ülkesini sevendir,kimsenin uşağı değildir.
    0 ...
  41. 23.
  42. dün akşam haberturkte sansürsüz adlı programda çığırtganlık yaptığına şahit olduğum gazetececi yazardır. tartışılan konu hanefi avcının kitabının ardından başta m.baransu'nunda olmak üzere çıkmış tepkisel kitaplardı. program boyunca izlediğim tek şey mehmet beyin barııım barııım bağırması "benim kitabım" ,"ben yazdım"," kimse yazamaz" gibi ben odaklı cümleleriydi.
    0 ...
  43. 24.
  44. mösyö adlı kitabı ile rezilliğini bir kez daha gözler önüne sermiş kolpacı abd ajanı.
    0 ...
  45. 25.
  46. imtiyazlı eşitlik! / Mehmet Baransu
    Son yıllarda birbiri ardına ortaya çıkan darbe planlarıyla kamuoyu tekrar askerî vesayet kavramını tartışmaya başladı. Vesayetle mücadele, darbenin suç olduğu, hemen hemen herkesin ortak fikri. Buna rağmen, askerin darbe yapma potansiyeli, gücü, arayışı ortadan kalkmış değil. Neden mi?

    Anayasa Madde 10: “Herkes kanun önünde eşittir. Hiçbir kişiye, aileye, zümreye veya sınıfa imtiyaz tanınamaz.”

    Kendi yaptıkları anayasaya rağmen onlar, Cumhuriyet’in en imtiyazlı zümresi. Lojmanları, lokalleri, orduevleri, tatil köyleri, özel hastaneleri ve yargıları ile hayatın her alanında ayrıcalıklılar. Bazı kanunlarda normal vatandaştan üstünler. Emlak Kanunu’ndan Adlî Sicil Kanunu’na, personel tayini ile ilgili kanundan Vergi Kanunu’na, Damga Vergisi Kanunu’ndan nüfus hizmetleri ile ilgili kanuna kadar 80’e yakın kanunda askerî personel ve askerî kurumlar için özel hükümler var.

    il idaresi Kanunu’na göre il ve ilçelerde kamu kurumları vali ve kaymakama bağlı. Askerler ve yargı personeli ise bunun dışında tutulmuş. Anayasa’nın kuvvetler ayrılığı ilkesi ve yargı bağımsızlığı açısından hâkim ve savcıların valinin emri dışında tutulması normal. Ancak, askerler, askerî birlikte çalışan sivil memurlar, askerî fabrikalarda çalışan işçiler dahi kamunun başı olan vali ve kaymakamın emri dışında bırakılmış.

    Benzer bir durumu “Devlet Memurlarının Şikâyet ve Müracaatları Hakkındaki Yönetmelik”te de görmek mümkün. TSK’ya bağlı askerî ve sivil personel burada da kapsam dışı tutulmuş. Bunun anlamı şu: Asker, yasama, yürütme, yargının yanında uygulamada ayrı bir güç olarak konumlandırılmış.

    Askerî personelin eşinin tayini, kendisinin gittiği yere, kadro bulunup bulunmamasına bakılmaksızın yapılıyor. Siviller için ise bu sözkonusu değil. Harcırah Kanunu’nda da imtiyazlılar. Yurtdışına giden askerî öğrencilere, teğmen rütbesindeki subay kadar harcırah ödeniyor.

    Sosyal Sigortalar Kanunu’nda da rütbelilerle eşit değiliz. Kadrosuzluk nedeniyle emekli edilen askerlere yaş şartı aranmaksızın emekli maaşı bağlanıyor. Sosyal Güvenlik Kurumu’nun denetleme ve kontrol yetkisi de askerî işyerlerinde geçerli değil. Buralardaki sigorta işlemlerinin denetim ve kontrolü, askerî iş müfettişleri tarafından yapılıyor.

    Milli Eğitim Bakanlığı, bütün eğitim kurumlarının müfredat ve eğitim esaslarını belirlemek zorunda. Askerî okullar da bakanlığa bağlı. Ancak bu yasa askerî okullarda işlemiyor. Kanunda program, yönetmelik ve öğrenim denklik derecelerinin belirlenmesinde TSK ile işbirliği zorunlu kılınıyor. Uygulamada ise müfredatı fiili olarak asker belirliyor.

    Askerin en dikkat çeken imtiyazlarında biri de 5352 sayılı Adlî Sicil Kanunu’nda. Bu kanuna göre mahkemeler tarafından verilmiş olsa bile “disiplin suçları ve sırf askerî suçlara ilişkin mahkûmiyet hükümleri” adli sicil kaydında yer almıyor.

    2886 sayılı ihale Kanunu’nda da askerlere imtiyaz unutulmamış. ihale dışında tutulan ve pazarlık usulüyle yapılabilecek alım satım işlerinde Genelkurmay Başkanlığı ve içişleri Bakanlığı’na “özel durumlardaki her türlü ihtiyaçları ve taşıma işleri” kavramıyla geniş imtiyazlar sağlanmış. Bu ifadeyle “özel durum” kavramına sokulabilecek her türlü alım satım işlemi, ihale kanuna tabi olmadan pazarlık usulüyle yapılabiliyor.
    Emlak Vergisi Kanunu’nda da askerlere imtiyazlar verilmiş. Askerî fabrika, tersane ve atölyelerin yaptıkları teslim ve hizmetler de Katma Değer Kanunu’ndan muaf tutuluyor. Ayrıca orduevleri ve askerî gazinolar da Devlet ihale Kanunu ve Sayıştay’ın denetimine tabi değil.

    Son günlerde çok tartışılan, erlerin subayların hizmetinde kullanılması da aslında kanunlarla tanınmış bir “hak”. 182 sayılı Hizmet ve Seyis Erleri Hakkındaki Kanun’a göre; teğmenden mareşale kadar her subaya barışta ve savaşta birer hizmet eri veriliyor. Hizmet eri almak hakkına sahip olan subaylardan, hizmet eri kullanılmayacak bölgelerde bulunanlara, bu haklarına karşılık her ay peşin olarak 200 lira hizmet eri tazminatı ödeniyor. Ödenen bu para vergiye tabi değil ve bu paraya haciz de konamıyor. 1960 yılında çıkartılan bu kanuna göre, erler subayların “hizmetlerinde” bazen eşlerin köpeğini taşıyor, bazen de komutanın çayına şeker atıp karıştırıyor! Hizmet erinin nasıl kullanılacağı tamamen subayın inisiyatifine kalmış.

    1774 sayılı Kimlik Bildirme Kanunu ile her türlü özel veya resmî konaklama yerlerinde oturanların ya da konaklayanların kimliklerinin Emniyet birimlerine bildirmesi zorunlu. Askerî konaklama, dinlenme ve kamp tesisleri ile orduevleri ise bu kanunun kapsamı dışında.

    TSK iç Hizmetler Kanunu, Sayıştay ve yargılama usulleri dâhil onlarca kanundaki imtiyazlar ortadayken, kimse bana Anayasa önünde eşit olduğumuzu, vesayetle mücadele ettiğimizi söylemesin. Vesayetin kökleri de başka yerde aranmasın. Asker neden mi darbe yapmak istiyor? Cevabı çok açık değil mi?
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük