neşe düzelin eski jitem mensubu abdülkadir aygan ile yaptığı röportaj ile tekrar ses getiren gazetedir. neşe düzelin röportaja giriş cümleleri ise şöyledir:
"Türkiye, Kürt meselesini demokrasiyle çözmemek için direnirken korkunç olaylar yaşandı. Devlet, en azından devletin bir bölümü, hukukun dışına savruldu. Yasa tanımazlık, zamanla rutin; bir davranış biçimine dönüştü. Rahatça adam öldürmeye, haraç almaya, işkence yapmaya başladılar. Hesabını kimse sormadı. Devlet görevlileri uyuşturucuya alışır gibi alıştı yasasızlığa. Hatta neredeyse, yasasızlık devlet olmanın bir ölçüsü gibi gözüktü onlara. Şimdi devlet, yeniden kendini düzeltmeye çalışıyor ve zorlanıyor. Üstü örtülen olayların üstü açılıyor. Altından korkunç şeyler çıkıyor. Bir zamanlar cinayetlere, işkencelere, haraçlara tanık olmuş olan itirafçı Abdülkadir Aygan da o dönemi iyi bilenlerden. Aygan, bildiklerini anlatıyor şimdi. Onun cinayet işlemesine ses çıkarmayan medya, Aygan cinayetleri anlatmaya başlayınca ona alçak; diyor. Bu konuşmada, Türkiyenin, özellikle Güneydoğunun neler yaşadığını, devletin ne hale geldiğini, güç hesaplarını ve hesaplaşmalarını, kaç insanın JiTEM hücrelerinde boğdurulduğunu, yollarda kurşuna dizildiğini, tarlalarda yakıldığını, okuyacaksınız."
atilla olgaç ile ilgili, kendisinin "senaryodan ibaret" ifadesine rağmen, "esir asker öldürdünse cezasını çekeceksin" şeklinde bir haber yaparak, tasmasının kimin elinde olduğu yönünde yine beni düşündürmüş gazetedir.
her bir köşe yazarını ayrı bir zevkle okuduğum mis gibi gazete. hazır ayrılmışken perihan mağden'in de bu gazete de yazmasını isterdim. ve ayrıca bu gazetede emegi gecenlerin ellerinden öpmekte boynumun borcudur!.
hayat felsefeleri ve aldıkları öğretiler daima korku , savaş , bölünmek , ötekileştirmek,sevmemek, sevilememk üzerine olan toplumlarda kalabalıkların genel anlayış ve algılayışları bu çerçevede gelişir. kendilerinden olmayanlara ya da kendileri gibi düşünmeyenlere de başka bir duygu tezahürlerine akılları kıt olduğundan ancak bildikleri duyguları yani kendi duygularını atfederler yani kendisinden aydın düşünüldüğünü eşitlikçi düşünüldüğünü, özgür düşündüğünü algılayamaz ve altında daima bir korku ve kötülük arar tıpkı taraf gibi demokrasiye taraf olmuş gazaete ve aydınlarını amerikaya, bölücülere yamamak ihtiyacı duyar. demokrasinin tarafı olmaktır taraf
Türkeyin değil her ülkenin ihtiyacı olduğunu düşündüğüm,konuşulamayan konuları gözümüzün içine soka soka tartışabilmeyi ve düşünerek yazabilmeyi başarabilen ancak; benim okurken keyif almadığım, aşırı solcu, gazete.
kendilerini taraf olarak çıkardıklarından acaba bir yanın taraftarlığını mı yapıyorlar demiştim içten içe. gün geçtikçe postal ağırlıklı yazılarını gördükçe kanım kaynamaya başlamıştı. "işte budur" korkmadan ülkemde birşeyler yapmaya çalışan gazteciler topluğu demiştim. sonrasında alkım yayınevi başka bir cartel grubunun gaztesi için promosyon amaçlı kitap dağıtacakken, taraf gazetesinde kendileri ile alakalı yazıları çıkınca bu promosyon işinden vazgeçmesi ile taraf gaztesi madem ulan elimizde patlıyacak yayınlar biz de halkımıza ucuzdan verelim bunları diyerekten promosyonu kendileri başlatmışlardır. çok da iyi olmuştur bu kapışma ve biz halka yaramıştır.
hep böyle olun tarafı taraftarlığa çevirmeyin ciğerimi yiyin diyorum ayrıca da kendilerine.
gaetano salvemininin "impartiality is a dream and honesty a duty. we cannot be impartial, but we can be intellectually honest" sözü dikkate alındığında tarafsız değil ama entellektüel olarak dürüst olan gazetedir.
naçizane tercüme: tarafsızlık bir rüya ve dürüstlük ise bir görevdir. bizler tarafsız olamayız ama entellektüel olarak dürüst olabiliriz.
her tür ırkçının panzehiri canım günlük yayın. tarih ve kültür sanat sayfası gerçekten işimi görüyor. k dergisi kağıdı bittiğinden beri daha bir taşınası olduğu için de ayrıca memnunum. demokrasinin ne olduğunu bilen insanların varlığını duyumsamak gerçekten rahatlatıcı.
eskiden savunurdum bu gazeteyi, akredite basının yazamadığını yazardı, bilgiler içeriden uçurulsa da kimsenin yayınlamaya cesaret edemeyeceği belgeleri yayınlardı. ancak artık hümanizmin bokunu çıkardı, önceleri pkk'ya "bizim haşarı çocuklar" demesini yadırgamıştım ama bir bildikleri vardır diye düşünmüştüm. şimdi ise açık açık terör örgütü pkk'nın borazanlığını yapmaktalar. 4 nisan 2009 şanlıurfa olayları'nda gebertilen teröristin arkasında bıraktığı çocukları son derece ajitasyon bir haberle okuyucularına duyurdu. geberen teröristin babası ile röportaj, yok efendim sabıkası yoktu şimdi öldü, napalım amına koyayım? sevmeseydi terörist öcalan'ı, onun dünyaya sıçıldığı köye doğru yürüyerek yeşil kırmızı sarılı bayrak taşımasaydı. götüne giren neydi o adamın? ak parti kürtlere tarihte görülmemiş imtiyazlar verdi, vermeye de devam edecekti. rahat battıysa sana devlet napsın? gebertilmiş bir terörist (ırkı ne olursa olsun) kürt sorunu diye lanse edilemez.