tanrı

entry1125 galeri64 ses1
    393.
  1. aptallığımızın sınırını teşkil eden soyut varlık. insanoğlunun aptallığı tanrının gücü ile doğru orantılıdır. ama haberler iyi her bin yılda aptallık seviyemiz biraz daha düşüyor inanmazsan tarihe bak.
    1 ...
  2. 394.
  3. tanrı, gülmekten ölesiye korkan kalabalık karşısında oynayan bir komedyendir.
    1 ...
  4. 395.
  5. Var olmadığı umarım birgün kanıtlanacaktır.
    2 ...
  6. 396.
  7. tanrı, gülmekten ölesiye korkan kalabalık karşısında oynayan bir komedyendir.
    2 ...
  8. 397.
  9. islam dinine göre Allah

    er-rahmân: dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden.

    er-rahîm: ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden.

    el-melik: mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.

    el-kuddûs: her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan.

    es-selâm: her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden.

    el-mü’min: güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren.

    el-müheymin: her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.

    el-azîz: izzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen.

    el-cebbâr: azamet ve kudret sahibi. dilediğini yapan ve yaptıran. hükmüne karşı gelinemeyen.

    el-mütekebbir: büyüklükte eşi, benzeri yok.

    el-hâlık: yaratan, yoktan var eden. varlıkların geçireceği halleri takdir eden.

    el-bâri: her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.

    el-musavvir: varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan.

    el-gaffâr: günahları örten ve çok mağfiret eden. dilediğini günah işlemekten koruyan.

    el-kahhâr: her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim.

    el-vehhâb: karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden.

    er-razzâk: her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.

    el-fettâh: her türlü sıkıntıları gideren.

    el-alîm: gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en mükemmel bilen.

    el-kâbıd: dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan.

    el-bâsıt: dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren.

    el-hâfıd: kâfir ve facirleri alçaltan.

    er-râfi: şeref verip yükselten.

    el-mu’ız: dilediğini aziz eden.

    el-müzil: dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden.

    es-semi: her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden.

    el-basîr: gizli açık, her şeyi en iyi gören.

    el-hakem: mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. hikmet sahibi.

    el-adl: mutlak adil, yerli yerinde yapan.

    el-latîf: her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan.

    el-habîr: her şeyden haberdar. her şeyin gizli taraflarından haberi olan.

    el-halîm: cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi.

    el-azîm: büyüklükte benzeri yok. pek yüce.

    el-gafûr: affı, mağfireti bol.

    eş-şekûr: az amele, çok sevap veren.

    el-aliyy: yüceler yücesi, çok yüce.

    el-kebîr: büyüklükte benzeri yok, pek büyük.

    el-hafîz: her şeyi koruyucu olan.

    el-mukît: rızıkları yaratan.

    el-hasîb: kulların hesabını en iyi gören.

    el-celîl: celal ve azamet sahibi olan.

    el-kerîm: keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden.

    er-rakîb: her varlığı, her işi her an gözeten. bütün işleri murakabesi altında bulunduran.

    el-mucîb: duaları, istekleri kabul eden.

    el-vâsi: rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.

    el-hakîm: her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan.

    el-vedûd: iyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. sevgiye layık olan.

    el-mecîd: nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık bulunan.

    el-bâis: mahşerde ölüleri dirilten, peygamber gönderen.

    eş-şehîd: zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde hazır ve nazır olan.

    el-hak: varlığı hiç değişmeden duran. var olan, hakkı ortaya çıkaran.

    el-vekîl: kulların işlerini bitiren. kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran.

    el-kaviyy: kudreti en üstün ve hiç azalmaz.

    el-metîn: kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü.

    el-veliyy: müslümanların dostu, onları sevip yardım eden.

    el-hamîd: her türlü hamd ve senaya layık olan.

    el-muhsî: yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen.

    el-mübdi: maddesiz, örneksiz yaratan.

    el-muîd: yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.

    el-muhyî: ihya eden, yarattıklarına can veren.

    el-mümît: her canlıya ölümü tattıran.

    el-hayy: ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan.

    el-kayyûm: mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan.

    el-vâcid: kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan.

    el-mâcid: kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan.

    el-vâhid: zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.

    es-samed: hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.

    el-kâdir: dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan.

    el-muktedir: dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi.

    el-mukaddim: dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan.

    el-muahhir: dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan.

    el-evvel: ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan.

    el-âhir: ebedi olan, varlığının sonu olmayan.

    ez-zâhir: yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen.

    el-bâtın: aklın tasavvurundan gizli olan.

    el-vâlî: bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan.

    el-müteâlî: son derece yüce olan.

    el-berr: iyilik ve ihsanı bol olan.

    et-tevvâb: tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.

    el-müntekım: asilerin, zalimlerin cezasını veren.

    el-afüvv: affı çok olan, günahları mağfiret eden.

    er-raûf: çok merhametli, pek şefkatli.

    mâlik-ül mülk: mülkün, her varlığın sahibi.

    zül-celâli vel ikrâm: celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.

    el-muksit: mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine uygun yapan.

    el-câmi: iki zıttı bir arada bulunduran. kıyamette her mahlûkatı bir araya toplayan.

    el-ganiyy: ihtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey ona muhtaç olan.

    el-mugnî: müstağni kılan. ihtiyaç gideren, zengin eden.

    el-mâni: dilemediği şeye mani olan, engelleyen.

    ed-dârr: elem, zarar verenleri yaratan.

    en-nâfi: fayda veren şeyleri yaratan.

    en-nûr: âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren.

    el-hâdî: hidayet veren.

    el-bedî: misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. (eşi ve benzeri olmayan).

    el-bâkî: varlığının sonu olmayan, ebedi olan.

    el-vâris: her şeyin asıl sahibi olan.

    er-reşîd: irşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.

    es-sabûr: ceza vermede, acele etmeyen.
    1 ...
  10. 398.
  11. insanların ürünü olan hidrojen bombası kadar etkili olabilecek çok güçlü bir silah.
    0 ...
  12. 399.
  13. 400.
  14. 401.
  15. kendini onun karşısında değerli mi sanıyorsun. sen tanrının yemek tabağındaki bakteriden ibaretsin.
    (bkz: nietzsche)
    (bkz: supernatural)
    3 ...
  16. 402.
  17. dünyanın kendi kendine yaratılması ne kadar saçmaysa, kendisinin olmaması da o kadar saçma olan yaratıcıdır.
    0 ...
  18. 403.
  19. Sizin başınıza türlü belalar açar, daha sonra oturduğu yerden elinde mısırıyla sizi izlerken gülmekten altına sıçan varlık.
    1 ...
  20. 404.
  21. insanın kafasının içinde yaşadığı düşünülen hiç'i var eden varlık.
    2 ...
  22. 405.
  23. Varlığı hiçten var eden varlık diyemediğimiz bişey. Allah put onun gibi birşeyler.
    0 ...
  24. 406.
  25. allah tanrının belasını versin. Necip fazıl.
    1 ...
  26. 407.
  27. 408.
  28. Kimine göre var olduğuna inanılan, kimine göre ise yok olduğu düşünülen, aslında olup olmadığı kimse tarafından bilinmeyen bir olgu.
    0 ...
  29. 409.
  30. yoktur diyenlerin kendi varlıklarını, tanrının yokluğu sonucuna ulaştıkları felsefeyi kullanarak açıklaması icap eder. felsefe yapabiliyor olmak dahi tanrının varlığına delalet eder bi takım felsefelere göre..

    --spoiler--
    iki yokluk arasında varlık olur mu hiç?
    --spoiler--
    0 ...
  31. 410.
  32. insanın bir zamanlar icat ettiği, 19. yüzyılda da öldürdüğüdür.
    4 ...
  33. 411.
  34. daha mantıklı düşünüldüğünde "yokluğu açıklanamayan" ulu yaratıcıdır.
    0 ...
  35. 412.
  36. bilime göre var olması imkansız olan şey.
    doğada hiç bir madde yoktan var olamaz.
    ve doğada hiç bir varlık, yoktan bir dünya yaratamaz.
    0 ...
  37. 413.
  38. herkesin bir tanrısı vardır.
    tanrı yoktur diyen de ya kendisine ya da paraya tapıyordur.
    0 ...
  39. 414.
  40. insan aklının yetmediği durumda işe el koyan şey. ben enerji olarak tanımlıyorum. yalnız kaldığımda yüce bir gücün var olduğunu düşünmek beni rahatlatıyor.

    (bkz: oha şey dedim)
    1 ...
  41. 415.
  42. felsefi olarak,
    tanrıyı tanımlama şeklinden yola çıkarak bir takım eksiklikler görülebilir. tekillik felsefesine göre tüm dallar birleşip tek bir noktaya ulaştığında, ezeli ve ebedi olmayan mutlak tekilliğe ulaşılır. metafizik bir olgudur, fiziksel olarak açıklamasının yapılmasını beklemek boşunadır.

    fiziksel olarak,
    doğada hiç bir madde yoktan varolmaz doğrudur. bigbang teorisinin de karşısında bir duruştur bu düşünce bir bakıma. zaman da bigbang ile beraber oluşan (yaratılan) bir kavram olduğu için sıfır noktası ve öncesi hakkında herhangi bir fikir yürütülemez. yani onun öncesinde şuanda bildiğimiz fizik kuralları geçerli değildi *. dolayısıyla günümüzün fiziksel teorileri de.. mutlak sıfırın öncesinde zamansızlık, tekillik, mutlak birlik söz konusudur (o zamandan münezzehtir). her ne kadar aksi bir argüman olarak kullanılmaya çalışılsa da, görüldüğü gibi burda durum bir yaratıcının varlığını işaret eder.(biz onu [evreni] genişleticiyiz) (kara enerji, çekim yasaları vs.)

    gerçekten anlamak isteyen insanlar için muhteşem ispatlar mevcuttur: (bkz: vahdet-i vücud)

    ayrıca, insanoğlunun icad ettiği bilimler, yine insan içindir. yani insan beyni, insanın 5 duyusu ve algıladığı şekliyle geçerlilik kazanır.. peki insanın gerçekten sadece 5 duyusu mu vardır? hayır. materyalist düşünce akımının ulaştığı noktada, maddeden bağımsız bir açıklama beklemek, banka hesabınızda durduk yere 100.000 tl görmek gibi bir şeydir. yani imkansızdır.

    (bkz: yaratıcı/#14755604)
    1 ...
  43. 416.
  44. insanların icadı olduğu düşünülen yokluk.
    0 ...
  45. 417.
  46. bazen düşünüyorum da kendileri bildiğin eksik-yamuk-saçma-kusurlu yaratmış şu evreni, dünyayı. hayır ben yaratacaktım var ya şu davarları muma çevirirdim muma! adam ederdim hepinizi. ama fırsat verilmedi işte imkanlarımız kısıtlı. ne yapalım sağlık olsun demekten başka bir şey diyemiyoruz. ya da hiç yaratmazdım lan rahat mı batıyo? kendiimi kanıtlama çabasında mıyım? canım mı sıkılıyor? yööö hiçbirisi olmazdı. tanrıyım lan ben. bu böceklerle niye zaman kaybedecekmişim deyip kafama göre takılırdım. bi sürü salakla yüz göz olmanın alemi ne allah aşkına?
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük