kimileri diçin dinleri o kadar özel o kadar sorgulamazdır ki; ona doksandokuz tane isim yakıştırıken tanrı' ismini ona hakaret olarak algılarlar.
özel buldukları ve kitabın indiriliş dili olarak arapça'yı belledikleri halde bu isimlerin çoğu arapça kökenli bile değildir ve bu isimler insansı özellikler taşır (müntakim- intikam alan), (gani-zengin) vb. gibi.
islamiyette kendisini zalim olarak gördüğümüz yerlerin göklerin yaratıcısı ve yegane sahibi, buradan sesleniyorum müslümanlar gelin gercek Tanrı'yla karşılaşın.
Kendi yarattığını yargılayan bir Tanrı düşünmek zor. Mekanik nedensellik modern bilim ile kuşku duyulacak konuma düşmüşken böyle bir şeye inanmak çok daha zor.
Neyse ki Tanrı varsa da hayatımıza gizemli bir şekilde müdahale ediyor denilerek düşünülmesi ertelenen konulardandır.
evrenin anahtaarlarına sahip olduğu iddia edilen şey
peki evrenin anahtarlarına sahip olmak sizi tanrı yapar mı ?
kuralları çözmüş olmak ya da çözmeden bile deneme yanılmayla hisle öğrenmiş ve çıkar amaçlı kullanabiliyor olmak evrenin efendisi olduğunuzu ispatlayabilir mi
tanrı evrenin kurallarından bağımsız olmak zorundadır
eğer tanrı ise o zaman aracıya deneye oyuna hataya ihtiyaç duymaz,
tabi var sa.
tanrı ya da ilâh, özellikle tek tanrıcılar tarafından evrenin tek yaratıcı ve yöneticisi olduğuna inanılan varlık. çok tanrılı inançlarda genelde tanrıların cinsiyeti bulunur ve erkek olanlara tanrı, kadın olanlara tanrıça denir. monoteistik ve henoteistik inançlardaki tanrı kavramını tanımlamak için ise sadece tanrı sözcüğü kullanılabilir.
baş röntgencidir, izlemeyi çok sever çamurdan yaratıp yaratıp salar dünyaya. en çok kimleri çıplak seyretmekten zevk aldığını, ne tür insanlardan hoşlandığını, hangisini daha fazla sevdiğini merak eder dururum. rabbim en çok hangi sahneleri, hangi anları seyretmeyi sever acaba insanlı mı, hayvanlı mı veya zaten kader, alınyazısı olduğu için herşey, sonunda ne olacağını bildiği için canı çok sıkılıyodur ama en çok ta bütün insanları sever, onlara okumayı öğretip test yapmaya, dershane usulü mesajını göndermeye çırpınır durur. her sene aynı testi yapar, kimine kolay gelir kimi zorlanır, hasta olduğunda bile teste katılanlar daha fazla ödüllendirileceğini sanar. şeytan denen eşşeğin ziki, puşt, şerrefsiz meleğinin insanlarını ayartmasını izleer izleeer ve en sonunda ölünce cezasını insandan keser. affetmeye bayılır durmadan affeder; hanimiş benim kulum kölem insancıklarım bana bir iki kurban gönderin ordan akşama mangalım var diye, domuz eti pek sevmez midesine dokunur malum bi gaz çıkardı mı malum galaksiler oluşuyo, şimdi kim uğraşıcak iki tane daha kara delikle. inansan da inanmasan da, tanır mısın, tanışır mısın bilmem bi kere merhaba demişliği yoktur kimseye, bi gün görürsem sevip sevmemeye iyi bi kavga ettikten sonra karar verebilirim ama cleveland'a gitmem sorup da, tanımam etmem babamın oğlu mu, unumu o mu akıtıyo, vanminüt... kendisine tek sorum olurdu görsem, ağlaklık yapmadan adam gibi sorardım; hocam, seks nerede daha iyi acaba dünyada mı, oralarda bir yerde mi?
bir çocuğu babasız, aç, kimsesiz, yoksul bırakabilir. sonra cennet'i vaad eder ve susturur.
çocuk dahi olsa o'nu yakmaktan çekinmez. e babasız ya çocuk, baba sevgisini göstermeye çalışıyor sanırım.
babasızlık haricinde verdiğin tüm sorunları çözdüm. babalar günü yaklaştı. haydi bi babalık yap birader bana.
bence tanımı olanaksız bir olgu\kavram ne dersen işte.
şöyle düşünün çok basit ve açık. bir yemek kitabı var, içinde bir tarif. tarifi layığıyla yapmak senin elinde.
sen bu yemeği yapamassan, tarife uyduramassan bu yemek olmamış mı olur?
yada diğer istikametten gidelim; sen tarifi yaptığını sanırsan ve hoşuna giderse, tarif tam anlamıyla olmuş olur mu?
bunu bilemeyiz. kişi\şahıs kafasında biten bir olaydır bu işte. o yüzden bu kadar kompleks ve (yerine göre) paradoks içeren bir olgu için karşı tarafı kırmaya değer mi?
düşünmek güzel şey. düşünüp dile getirmek daha güzel. ama en güzeli düşünüp, dile getirmek fakat karşı tarafı kırmamak olsa gerek.
- tanrıya inanıyor musun?
+ o ne?
- tanrı işte canım. hani evreni yaratan...
+ öyle biri mi var?
- onu soruyorum işte; var mı sence öyle biri?
+ bilmem.
- sence önemli bir soru değil mi bu?
+ bence bu gelişigüzel bir soru.
- peki aynı tanrının seni öldükten sonra yargılayacağını söylesem?
+ öldükten sonra dirileceğimi mi söylüyorsun?
- ölmek ve dirilmekten çok, ruhunun vücuttan ayrılması diyebiliriz.
+ ruh ne?
- vücudunu denetleyen, seni sen yapan şey.
+ beynim olabilir mi mesela?
- hayır. vücudunun herhangi bir parçası olamaz.
+ anlamıyorum. ne o zaman bu? nerede?
- evrenin başka bir boyutu gibi düşünebilirsin onu. bu boyutun arkasındaki bir perde gibi.
+ peki. bunu kabul edebilirim.
- e? inanıyor musun?
+ ruha mı?
- ruha, tanrıya...
+ inanmam için herhangi bir sebep göremedim henüz.
- ona inanmazsan seni cezalandıracağını söylediğini de eklesem?
+ hm. bu biraz korkutucu tabii. tam olarak neye inanmam gerekiyor cezalandırılmamak için?
- çeşitli dinler var. hepsi farklı şeyler söylüyor bu konuda.
+ bu "dinler" nereden biliyorlar neye inanılması gerektiğini?
- tanrı peygamberler aracılığıyla emirlerini iletiyor. farklı emirler var. hepsi ayrı bir dini oluşturuyor.
+ kaç din var?
- bolca var. ama hepsinin emirleri tutarlı değil.
+ tutarlı emir yazmak ne kadar zor olabilir ki?
- sadece tutarlı demek istemedim aslında. bazıları mucizeler içeriyor.
+ mucize nedir?
- tanrının isteğiyle olan, normalde olması imkânsız şeyler.
+ ne gibi meselâ?
- kimsenin yazamayacağı sözler gibi.
+ örneğin?
- örneğin henüz bilmediğin bir şeyi söyleyen sözler.
+ henüz keşfedilmemiş bilimsel bir gerçek gibi mi?
- kesinlikle.
+ var mı ilk kez tanrının emirlerinden öğrenilmiş bilimsel bir gerçek?
- sanırım yok. emirler doğrudan gerçekleri yazmıyorlar. ama bir gerçeğe ulaşınca bakıp tanrının bir emrinde onu çoktan söylemiş olduğunu anlayabiliyoruz.
+ bana nostradamus'u hatırlattı bu...
- mucizeler sadece gerçeklerle ilgili değil, ahlâkla da ilgili.
+ ne gibi?
- tanrı bize iyi olmamızı öğütlüyor.
+ annem de yapıyor bunu.
- ama tanrı iyi olmanın yollarını da açıklıyor.
+ annem bunu da yapıyor.
- annen neyin iyi olduğunu nereden biliyor?
+ bilmem. tanrı neyin iyi olduğunu nereden biliyor?
- tanrı her şeyin en iyisini bilir çünkü.
+ biraz döngüsel olmadı mı? tanrı en iyiyi söylediği için sözleri mucizedir. ama en iyiyi sadece kendisi bilir. öyleyse sözler mucizeyse mucizedir, değilse değildir demiş oldun.
- ya fiziksel mucizeler? peygamberlerin tanrıyla iletişim kurması, ırmakların yarılması, vs.?
+ öyle şeyler okumuştum. odyssey destanındaki olaylar daha yaratıcı geliyor bana.
- bu olaylara inanmıyorsun yani?
+ sen odyssey'deki olaylara inanıyor musun?
- kim inanıyor ki onlara?
+ senin dediklerine daha çok insanın inanıyor olmasını bir argüman olarak sürmeyeceksin umarım?
- bu gerçeğin bir sürü insanın inanmasında etkili olduğuna eminim. özellikle anne baba inanıyorsa, çocuk da inanır genellikle.
+ çocukları kandırırsan noel baba'ya da inanırlar.
- anladım seni. ateistsin yani?
+ neyim?
- ateist. tanrıya inanmıyorsun.
+ baştan beri tanımladığın şeylere, tanrı, ruh, peygamber, din, mucize, bunlara inanmak için hiçbir sebep görmüyorum, evet.
- bence sorun yok. en azından bazı ateistler gibi bu kavramlarla dalga geçmiyorsun.
+ açıkçası dalga geçmemek için de bir sebep görmüyorum. himinileri gubardatacak hobaraklar arıyorum dersem komik olur değil mi?
- eh.
+ sen de şu anda bana evreni yaratan, "ruhları" cezalandıran, "peygamberle" konuşan, "mucizeler" yapan bir "tanrıdan" bahsediyorsun.
- ama buna bir sürü insan inanıyor.
+ toplanıp döverler mi demek istiyorsun?
- yani...
+ evet, bu dalga geçmemek için iyi bir sebep olabilir.
- insanlar bu yüzden savaşabiliyor.
+ beni karıştırmayacaklarsa o çok dert değil.
- maalesef bir bomba patladığında senin de ölmemen için bir sebep yok.
+ hm. ne öneriyorsun?
- yanlış inançlara karşı devamlı bir savaş hâlindeyiz zaten.
+ eminim şu anda bomba patlatmak üzere olan herkes aynı şeyi söylüyordur.
- ne demek istiyorsun?
+ insanların dinler yüzünden savaştığını söylüyorsun. ancak bunu engellemek için önerdiğin şey de dinler arası bir savaştan başka bir şey değil.
- peki sen ne öneriyorsun?
+ illa bir şey önermem gerekseydi insanlara dinlerden kurtulmalarını önerirdim.
- kimse dinlemez ki?
+ tam da bu yüzden bir şey önermeyeceğim.
- e? ne yapacaksın?
+ izninle takılacağım biraz. dışarda güneş açtı, sâhil çok güzeldir şimdi.*
a. saklambaç oynamak isteyen, ancak oyun arkadaşı olarak seçtiği biz zavallı kullarına kendisini bulabilecekleri kadar beyin vermeyen, yaptığı bu haksızlığa rağmen yukarıda oturup zevkten dört köşe olan, altına kaçırana kadar gülen şahıstır.!
b. bana bak; seni dünya denen bi yere göndericem, orada karı var kız var, fıstık gibi hatunlar var, fakirlik var zenginlik var, eşşeğe binmek var jaguara binmek var, açlık var tokluk var, havai'de güneşlenmek var tepesine inecek yardım çuvallarını gözlemek var deyip, benim bu dünyaya gelip gelmek istemediğimi, bu sınava tabi tutulup tutulmak istemediğimi bir kerecik olsun bana sormayan, beni benden habersiz sınava tabi tutan yüce adaletli kişidir.
c. kendisi, biri bizi gözetliyor programlarının ilk formatını keşfeden (pardon yaratan) senaristtir.