tanrı

entry1125 galeri ses1
    397.
  1. islam dinine göre Allah

    er-rahmân: dünyada bütün mahlûkata merhamet eden, şefkat gösteren, ihsan eden.

    er-rahîm: ahirette, sadece müminlere acıyan, merhamet eden.

    el-melik: mülkün, kâinatın sahibi, mülk ve saltanatı devamlı olan.

    el-kuddûs: her noksanlıktan uzak ve her türlü takdîse lâyık olan.

    es-selâm: her türlü tehlikelerden selamete çıkaran. cennetteki bahtiyar kullarına selâm eden.

    el-mü’min: güven veren, emin kılan, koruyan, iman nurunu veren.

    el-müheymin: her şeyi görüp gözeten, her varlığın yaptıklarından haberdar olan.

    el-azîz: izzet sahibi, her şeye galip olan, karşı gelinemeyen.

    el-cebbâr: azamet ve kudret sahibi. dilediğini yapan ve yaptıran. hükmüne karşı gelinemeyen.

    el-mütekebbir: büyüklükte eşi, benzeri yok.

    el-hâlık: yaratan, yoktan var eden. varlıkların geçireceği halleri takdir eden.

    el-bâri: her şeyi kusursuz ve mütenasip yaratan.

    el-musavvir: varlıklara şekil veren ve onları birbirinden farklı özellikte yaratan.

    el-gaffâr: günahları örten ve çok mağfiret eden. dilediğini günah işlemekten koruyan.

    el-kahhâr: her istediğini yapacak güçte olan, galip ve hâkim.

    el-vehhâb: karşılıksız nimetler veren, çok fazla ihsan eden.

    er-razzâk: her varlığın rızkını veren ve ihtiyacını karşılayan.

    el-fettâh: her türlü sıkıntıları gideren.

    el-alîm: gizli açık, geçmiş, gelecek, her şeyi, ezeli ve ebedi ilmi ile en mükemmel bilen.

    el-kâbıd: dilediğinin rızkını daraltan, ruhları alan.

    el-bâsıt: dilediğinin rızkını genişleten, ruhları veren.

    el-hâfıd: kâfir ve facirleri alçaltan.

    er-râfi: şeref verip yükselten.

    el-mu’ız: dilediğini aziz eden.

    el-müzil: dilediğini zillete düşüren, hor ve hakir eden.

    es-semi: her şeyi en iyi işiten, duaları kabul eden.

    el-basîr: gizli açık, her şeyi en iyi gören.

    el-hakem: mutlak hakim, hakkı bâtıldan ayıran. hikmet sahibi.

    el-adl: mutlak adil, yerli yerinde yapan.

    el-latîf: her şeye vakıf, lütuf ve ihsan sahibi olan.

    el-habîr: her şeyden haberdar. her şeyin gizli taraflarından haberi olan.

    el-halîm: cezada, acele etmeyen, yumuşak davranan, hilm sahibi.

    el-azîm: büyüklükte benzeri yok. pek yüce.

    el-gafûr: affı, mağfireti bol.

    eş-şekûr: az amele, çok sevap veren.

    el-aliyy: yüceler yücesi, çok yüce.

    el-kebîr: büyüklükte benzeri yok, pek büyük.

    el-hafîz: her şeyi koruyucu olan.

    el-mukît: rızıkları yaratan.

    el-hasîb: kulların hesabını en iyi gören.

    el-celîl: celal ve azamet sahibi olan.

    el-kerîm: keremi, lütuf ve ihsânı bol, karşılıksız veren, çok ikram eden.

    er-rakîb: her varlığı, her işi her an gözeten. bütün işleri murakabesi altında bulunduran.

    el-mucîb: duaları, istekleri kabul eden.

    el-vâsi: rahmet ve kudret sahibi, ilmi ile her şeyi ihata eden.

    el-hakîm: her işi hikmetli, her şeyi hikmetle yaratan.

    el-vedûd: iyiliği seven, iyilik edene ihsan eden. sevgiye layık olan.

    el-mecîd: nimeti, ihsanı sonsuz, şerefi çok üstün, her türlü övgüye layık bulunan.

    el-bâis: mahşerde ölüleri dirilten, peygamber gönderen.

    eş-şehîd: zamansız, mekansız hiçbir yerde olmayarak her zaman her yerde hazır ve nazır olan.

    el-hak: varlığı hiç değişmeden duran. var olan, hakkı ortaya çıkaran.

    el-vekîl: kulların işlerini bitiren. kendisine tevekkül edenlerin işlerini en iyi neticeye ulaştıran.

    el-kaviyy: kudreti en üstün ve hiç azalmaz.

    el-metîn: kuvvet ve kudret menbaı, pek güçlü.

    el-veliyy: müslümanların dostu, onları sevip yardım eden.

    el-hamîd: her türlü hamd ve senaya layık olan.

    el-muhsî: yarattığı ve yaratacağı bütün varlıkların sayısını bilen.

    el-mübdi: maddesiz, örneksiz yaratan.

    el-muîd: yarattıklarını yok edip, sonra tekrar diriltecek olan.

    el-muhyî: ihya eden, yarattıklarına can veren.

    el-mümît: her canlıya ölümü tattıran.

    el-hayy: ezeli ve ebedi bir hayat ile diri olan.

    el-kayyûm: mahlukları varlıkta durduran, zatı ile kaim olan.

    el-vâcid: kendisinden hiçbir şey gizli kalmayan, hiçbir şeye muhtaç olmayan.

    el-mâcid: kadri ve şânı büyük, keremi, ihsanı bol olan.

    el-vâhid: zat, sıfat ve fiillerinde benzeri ve ortağı olmayan, tek olan.

    es-samed: hiçbir şeye ihtiyacı olmayan, herkesin muhtaç olduğu merci.

    el-kâdir: dilediğini dilediği gibi yaratmaya muktedir olan.

    el-muktedir: dilediği gibi tasarruf eden, her şeyi kolayca yaratan kudret sahibi.

    el-mukaddim: dilediğini yükselten, öne geçiren, öne alan.

    el-muahhir: dilediğini alçaltan, sona, geriye bırakan.

    el-evvel: ezeli olan, varlığının başlangıcı olmayan.

    el-âhir: ebedi olan, varlığının sonu olmayan.

    ez-zâhir: yarattıkları ile varlığı açık, aşikâr olan, kesin delillerle bilinen.

    el-bâtın: aklın tasavvurundan gizli olan.

    el-vâlî: bütün kâinatı idare eden, onların işlerini yoluna koyan.

    el-müteâlî: son derece yüce olan.

    el-berr: iyilik ve ihsanı bol olan.

    et-tevvâb: tevbeleri kabul edip, günahları bağışlayan.

    el-müntekım: asilerin, zalimlerin cezasını veren.

    el-afüvv: affı çok olan, günahları mağfiret eden.

    er-raûf: çok merhametli, pek şefkatli.

    mâlik-ül mülk: mülkün, her varlığın sahibi.

    zül-celâli vel ikrâm: celal, azamet, şeref, kemal ve ikram sahibi.

    el-muksit: mazlumların hakkını alan, adaletle hükmeden, her işi birbirine uygun yapan.

    el-câmi: iki zıttı bir arada bulunduran. kıyamette her mahlûkatı bir araya toplayan.

    el-ganiyy: ihtiyaçsız, muhtaç olmayan, her şey ona muhtaç olan.

    el-mugnî: müstağni kılan. ihtiyaç gideren, zengin eden.

    el-mâni: dilemediği şeye mani olan, engelleyen.

    ed-dârr: elem, zarar verenleri yaratan.

    en-nâfi: fayda veren şeyleri yaratan.

    en-nûr: âlemleri nurlandıran, dilediğine nur veren.

    el-hâdî: hidayet veren.

    el-bedî: misalsiz, örneksiz harikalar yaratan. (eşi ve benzeri olmayan).

    el-bâkî: varlığının sonu olmayan, ebedi olan.

    el-vâris: her şeyin asıl sahibi olan.

    er-reşîd: irşada muhtaç olmayan, doğru yolu gösteren.

    es-sabûr: ceza vermede, acele etmeyen.
    0 ...