ilk maddenin oluşmasının, big bang'in arkasındaki güçtür. kanıt arayanlar çok da uzakta aramasın, canlıların oluşumunun açıklanması nasıl gökten inmek olamayacaksa, evrimle oluştularsa aynı canlıların kendiliğinden, bilinçsiz bir şekilde oluşması da olamaz, mantıklı bir insan bunu kabul edemez.
ilk maddenin oluşumu kendiliğindendir, mucizedir diyenlerin bilimi ağızlarına almaması ya da bu söyleme bir delil bulmaları gerekir. benim kanıtım nedensellik ve her olayın arkasında bir sebebin, bir gücün olmasıdır.
müslüman insanların söylememeye gayret etmesi gereken kelimedir. çünkü allah kelimesi kusursuzdur:
baştaki elif harfini kaldırınca; "lillahi" olur. yine "allah" demek.
birinci lam'ı kaldırınca; "lehu" olur. yine "allah" demek.
ikinci lam'ı kaldırınca; "hu" olur. yine "allah" demek. örneğin; la ilahe illa hu.
ne kadar parçalanırsa parçalansın, bu kelime hep "allah" anlamını taşır.
neymiş? Allah'ın türkçesiymiş. ingiliz, fransız, alman veya ütopyalı insanlar bile müslüman olunca allah diyor. ama biz onlar kadar şuurlu, duyarlı olamıyoruz. sanki türkçeyi dört dörtlük kullandık da bir "tanrı" demek kaldı. fifi, tırıvırı, tırt, moko ve daha nicelerini kullanıyoruz ya zaten.
bir de türkçe ezan mevzusunu tartışıyorlar. ezan ister türkiye'de okunsun, ister senegal'de okunsun. ezanın sahibi türkler değil, müslümanlardır. çin'de çince ezan okunsa, oradaki türkler ne yapacak? tanrı uludur. ulu; dünyada bir varlığın büyüklüğünü göstermek içindir. uludağ gibi.
herhangi tapılan bir şey. ama allah değil. neden mi? çünkü taptığımız bir şeye örneğin güneş, güneşe tanrı diyebiliriz veya ay ona da tanrı diyebiliriz. güneş veya ay bize bir kitap indirip bana şu isimde hitap edin dememiştir. allah kuran-ı kerimde ona nasıl hitap edeceğimizi söylemiş, öğretmiştir. kuran'da bana tanrı diyin denmez. bu arada bazı ırkçı kesimler göktürk hitabelerinde tengri isminin geçtiğini bunun için tanrı dediklerini söyler. ama göktürklerin islam inancında değil göktanrı inancında olduklarını bir kez daha hatırlatmak isterim.
yunanlılarınkiler en karizma, mısırlılarınkiler en ilginç, iskandinavyalılarınkiler ise en gaz olanlarıdır.
osiris'le isis gibi ikili gelmemiştir bir daha.
bir de hepsinin tek bir tane de toplandığı paket tanrılar vardır, biraz daha sıkıcıdırlar genelde.
türk ateistlerinin "yaradanı" tanımlarken kullandıkları isim.
ısrarla allah demelerinden kaçınmalarının nedenini anlamış değilim. şimdi siz islam'a mı karşısınız, yaradan'a mı karşısınız bunu bir kez daha düşününüz.
düşündükçe ilkelliğimizi gördüğüm bu yüzden de hiç bir şeye kızamadığım kavram. dört yaşındaki bi çocuk gelip size küfür etse ne kadar kızabilirsiniz ki? işte bu yüzden insanlığın henüz emekleme çağında olduğunu düşünüyorum. elbette tanrı kavramı bir gün son bulacak belki o zaman daha "güzel" bir dünya yaratılacak. ancak şimdilik uzuuuun yıllar başımızda bir tanrı ile yaşayacağımızı gösteriyor.
insanoğlunun bütün sorumluluğu üzerinden atma ve kendini rahatlatma çabasıyla bugünlere gelmiş düşüncedir. burada freud'un deyimiyle bir "çifte değerlilik" esastır; sorumluluktan kaçma ve düşünceyi kutsallaştırma buna rağmen günlük yaşamda tüm bu sorumlulukları elde etme ve kutsallaştırdığı kısıtlamaları delme isteği.
gayet ilkel yollarla başlayan bu "düşünce" biçimi git gide dallanıp budaklanarak günümüzdeki halini almıştır ve sürekli değişime uğramaktadır, bin yıl önceki tanrı anlayışı ile günümüz tanrı anlayışı arasında fersah fersah farklar vardır. sadece ve sadece bu "tanrı anlayışının evrimi"ne bakarak insanoğlunun inanç grafiğini çıkarabiliriz. git gide daha uzlaşmacı bir tanrı düşüncesi gelişmekte ve bilimin de dolaylı katkılarıyla bu "ilkel" düşünce yavaş yavaş hafiflemektedir.
bir hikaye vardır: bir beyin cerrahıyla bir astronot din ve tanrı üzerine tartışırlar. astronot: ben uzayda çok dolaştım fakat ne tanrıyı gördüm ne de meleklerini der. buna karşılık beyin cerrahı: ben de çok zeki beyinler ameliyat ettim fakat tek bir düşünce göremedim der. hikaye bitti, entry de bitti.