21. bölüm ikinci sezonun en güzel bölümü olmuş. gerim gerim gerildim valla bu saatte.
--spoiler--
-önce bölüm başı bir noluyoruz dedim. bilal matrix'e bağlamış adamları teker teker öldürüyor maşallah.
gazanfer'in bu olayları tek tek kurguladığını sanıyorum ama kim ney nasıl bu kadar ince detay düşünebilir.
-sarı'nın bir ara ciddi ciddi ecevit'i satacağını düşündüm, olur ya senaristler ilgi çekmek için yapabilir falan dedim.
-nisan'ın nur ikenki geçmişi harbiden öyle mi acaba? o yara izi falan. bu entry'e edit gelecek çünkü ikinci sezon başındaki gazanfer nisan sevişme sahnesine bakacağım. yara izi arayacağım. doğruysa her şey nisan'ın anlattığı gibiyse -ki sanmıyorum- gazanfer diye bir gerçek var ortada. aslında bakmama bile gerek yok yazarken hatırlıyorum bu bölüm başı nisan, "ahu'nun çaresine bakacam, bende." demişti. onu bilerek yönlendirdi o mahalleye.. insanları ayarladı falan. ama yara izi makyaj mı yani. o makyajı nasıl saklayacak ki öyle.
-son sahnede sarı'nin akıbeti ne olacak bilemiyorum. herhalde gazanfer sarı'nın adamları öldüreceğini de hesap etmemiştir.
-ibrahim ve nurten sahneleri gene şahane gene güzeller.
-ahu'yla ecevit'in sahnesi güzeldi. murat yıldırım ağlayınca oyunculuğunun doruğuna çıkıyor "çok saçma burdasın ama dokunamıyorum."
--spoiler--
valla bu dizi için uzun zamandır entry girmiyordum böyle. sonunda elle tutulur bir şeyler yapıyorlar. oyun içinde oyun. bekliyoruz.
Ben seni deli gibi seviyorum, şu kadardan beri.
Çok saçma. Buradasın dokunamıyorum...
Dokunamıyorum çok saçma!
içim gidiyor.
Sarılamıyorum.
Sen benim kalbimde yaramsın Ahu!
Ben kalbimde yara açan kadına aşığım...
Ama artık yaralarını saracağım kadını sevmek istiyorum...
ecevit eritti resmen, bir ilişkinin imkansızlığını ancak bu kadar duygulu anlatabilirdi.
ayrıca sarı nın yarasıyla duvara sıra bende yazması bir o kadar saçmaydı.
nisan ecevit e fena aşık olacak haberi yok.
özet olarak 21. bölüm yine soluksuz izlendi.
- ecevit - ahu sahneleri her zamanki gibi yine başarılıydı.
- sarı'nın sıra bende sapkınlığı kötüydü, hele kendi kanıyla duvara yazdığı o sahne.
- nisan/nur, ben anlatayım doğruları deyipi olayı anlatmaya başladığında ahu niye bu kadar çabuk inandı. yani kızın önceki bölüm telefonda konuşmasını duymuş, bu bölüm yaptığı araştırma ile bir şeylere ulaşmış ancak nisan/nur anlatınca böyle oldu diye; başladı, ben bilmiyordum, özür dilerim. la yalan söyleme falan desene. sonra ecevit duygusala bağlıyor.
- bir de sarı ecevit'e gelip borç istediğinde ecevit'in parayı işe yatırdım deyip adamı geri çevirmesi çok saçma. sarı'nın istediği para belli, 3 ay sonra verecem diyor zira. ecevit sen mustang'tan tut, mercedes jipe kadar 10 tane farklı araba ile gezen adamsın, gerçi şimdi peugeot'a biniyon ama, yanlış hatırlamıyorsam nisan'ın ilk teklifini görünce dudağın uçuklamıştı. şimdi sarı'nın istediği 3 kuruş parayı yeni işe girdim diye vermiyor. olmadı ecevit.
- bu ıska çok kral adam valla ha. gülümsemesi yeter, o mazlum ifadesini çok güzel veriyor.
son bölümünde tabancası yerine çekice sarılan bilal'in * beni gülmekten krize soktuğu dizi. her türlü diğer bir çok diziyi havada karada yer fakat yine beklenti yüksek olunca bu gibi sahneler göze batıyor illa ki.
Yaralı biriysen bilirsin. Çünkü izi derin. Kanaması durmaz. Ama durduracağım diyorsan illa onun çaresi zor yoldan. Yaranı saran sırt çevirdiyse sana yaranı kendin saracaksın. Sen istediğin kadar sakladım san izini. Birileri hep görecek yaranı. Çünkü o kadar derindir ki yaran artık kimliğin olmuştur. Sen kendini açacaksın onlar yaranı bulacak. Sen dünyaları anlatacaksın onlar senden önce yaranı konuşacak. Çünkü hep çıkacak biri. Yaranı deşip duracak. Yaran günahındır. Ya yanacaksın onunla kendi cehenneminde ya da kendinden bile saklayacaksın. Ama ne yaparsan yap hep bileceksin. Yaraların öldürmeyecek seni. Bir yaran varsa mutlaka hayatta kalacaksın. Bir yaran varsa bil ki asla kaybolmayacaksın. Çünkü kaybolanlar birbirini yara izinden bulur.
tüm eleştirilere kulak kapatarak inatla başından sonuna kadar izlediğim dizidir. lakin bazen benim bile artık dayanamayıp "e yuh artık" dediğim zamanlar olmaktadır. mesela son zamanlarda gurur üzerinden ilerletilen senaryoya ilişkin ciddi eleştirilerim var. tüm ağırlığı bir adama yıkmak tüm mantığı bu adamda temize çekmek ama her şeye rağmen ilerletilen bir senaryo bana senaristleri hakkında ciddi sonuçlar veriyor. mesela (bkz: kabızlık)
--spoiler--
anlamıyo musun kimse senin gibi değil, anlamıyo musun?
deli gibi ulan, deli gibi seviyorum ben seni şu kadardan beri.
ama artık istemiyorum anlamıyo musun? hayatım boyunca elini tutamayacağım bi kadını istemiyorum ben.
34 yaşındayım bi seni sevdim çok saçma.
çok saçma ulan burdasın dokunamıyorum içim gidiyo çok saçma.
sarılamıyorum çok saçma.
--spoiler--
ecevit'in bu sözleriyle tüyleri diken diken diken diken etmiş dizi.
efendim türk yapımı diziler olsun filmler olsun aşık çiftler arasında geçen diyalogları hep gerçek dışı ve aşırı bulduğum için nefret eden ben, bu dizinin 21. bölümünde oyuncunun ve o sahnenin senaryosunun gerçekçiliğinde olsa gerek ecevit'in yaptığı duygusal konuşmayı gerçeğe yakın ve çok başarılı buldum.
bu etkileyici sahneyi sizin için buldum;
ve üşenmedim sizin için yazdım;
--spoiler--
anlamıyo musun kimse senin gibi değil anlamıyo musun?
deli gibi ulan deli gibi seviyorum ben seni şu kadardan beri
ama artık istemiyorum anlamıyo musun
hayatım boyunca elini tutamayacağım bi kadını sevmek istemiyorum ben
34 yaşındayım bi seni sevdim çok saçma
çok saçma ulan burdasın ve dokunamıyorum çok saçma içim gidiyo sarılamıyorum çok saçma
seni bilmem ama ben artık dokunabileceğim bi insanı sevmek istiyorum
sabah onla uyanmak istiyorum ona sarılmak istiyorum öpmek istiyorum
ben seni sevmek istemiyorum.
ben seni uzaktan sevmekten yoruldum.
bende yaralar açan bi kadın istemiyorum ben
yaralarını saracağım birini istiyorum
--spoiler--
bir kere bile izlemediğim duygusal ajitasyon fırtınası.
ne zaman fragmanını görsem birileri birilerine bağırıyor, dövüyor, gülle sallıyor, ağlıyor o şekil.