insan sabahtan akşama kadar bir şey olmasını bekler ve hiçbir şey olmaz. bekleyip durur insan. hiçbir şey olmaz. insan bekler, bekler, bekler, şakakları zonklayana dek düşünür, düşünür, düşünür. hiçbir şey olmaz. insan yalnız kalır. yalnız. yalnız.
almanca'dan başka bi dile çevrilince yazdığı dilin yüzde 50 sinin yokolduğunu düşündüğüm alman yazar...thomas mann ve nietzsche için de böyle düşünürüm. Ben zweig'ı türkçeye çeviremezdim.
cagının cok ilerisinde dusundugune inandıgım deli-dahi:)
okudugum kitapları:
-satranc
-amok kosusu
-bir kadının hayatından 24 saat
-insanlıgın yıldızının yukseldigi anlar
-bilinmeyen bir kadının mektubu
hangi kitabın favorin deseler insanın secmekte zorlanacagı mukemmellikte bir yazar. her kitabı ayrı hazine.
ama platonik aska gonul vermis biri olarak kisisel sebeplerle "bilinmeyen bir kadının mektubu" nun yeri bir baska kalbimde. ikinci sıraya da "satranc" ı koyarım:)
narsist yay erkeği. yay burcunu seven kadınlar bir yay burcu erkeğinin kadınlardan beklentisinin ne olduğunu anlamak istiyorlarsa onun kitaplarını okusunlar. adam el bombası gibi ortalıkta dolaşıyormuş. hemen hemen her karakterine hikayenin sonunda intiharı layık görüyor, zaten kendisi de bu hikayelere uygun bir şekilde ölmüş. tanrıyım ben, bana tapmazsanız sizi hikayelerimle öldürürüm ahahaha...