Bu dağların bir rakibi varsa rüzgârdır.
Rüzgâr burda tek başına bir hükümdardır.
Burda insan duman gibi genişler, büyür.
Bu dağlarda ıstıraplar, sevinçler büyür.
Buralarda her düşünce sona yakındır,
Burda her şey bizden uzak, ‘O’ na yakındır.
Burda yoktur insanların düşündükleri,
Rüzgâr siler kafalardan küçüklükleri.
Yanağıma çarpar geniş kanatlarını,
Ve anlatır mabutların hayatlarını.
Ara sıra kulağını bana verdi mi,
Ben de ona anlatırım kendi derdimi.
Ilk hikayelerinde rus yazarların etkisindedir. Romantik bir kuruluş ve anlatım içerir. Zamanla toplumsal ve gerçekçi anlatımlara yönelir.
Hikayelerine mutlaka kendi tedirgin kişiliğini yerleştirir. Kahramanları çevresinden çok iyi tanıdığı insanlardan seçer. Hikayelerin çoğu acı son ile biter.
toplumcu gerçekçi bir yazardır. Edebiyatı, toplumsal sorunları, Anadolu insanının hayatını ve bireyin iç dünyasındaki çatışmaları yansıtmak için bir araç olarak kullanmıştır.
Eserlerinde sosyal adaletsizliklere, eşitsizliklere ve yoksulluğa odaklanır.
eserlerinde aşk ve sevgi kavramlarına büyük önem verir.
Sabahattin Ali, başlangıçta Türkçülük düşüncesine yakın olsa da, zamanla tek parti yönetimine karşı daha eleştirel ve toplumcu-sol bir çizgiye yönelmiştir.
Siyasal görüşlerindeki bu değişim, onu halkın haklarını savunan, ezen ve ezilen ayrımını net bir şekilde ortaya koyan bir yazara dönüştürmüştür.
Hayat felsefesi, halkın yanında olmayı, adaleti savunmayı ve insanların birbirini anlaması gerektiğini vurgular.
Sabahattin Ali'nin felsefesi insanı merkeze alan, onun iç çatışmalarını ve toplumsal acılarını dürüstçe ortaya koyan, eleştirel ve toplumcu bir bakış açısıdır.