Kuyucaklı yusuf ' unu bir ayrı severim. Garibim yusuf.
Sabahhattin' e gelince çok güvendiği arkadaşı onu ülkeden kaçıracakken aslinda mitçi olan yakın arkadaş sopa ile kafasına vura vura öldürmüştür onu. Burada insana vallahi öldürülmek koymaz. Düşünsenize? Çok korkunç!
Kürk mantolu madonna'nın içimizdeki şeytan'dan daha çok ilgi gördüğünü görseydi içi burkulurdu bence. En azından benim içim burkuluyor. allah aşkına içimizdeki şeytan gibi bi kitap varken neden kürk mantolu madonna daha çok konuşuluyor?
''Tesadüf seni önüme çıkarmasaydı, gene aynı şekilde, fakat her şeyden habersiz, yaşayıp gidecektim.
Sen bana dünyada başka bir hayatın da mevcut olduğunu, benim bir de ruhum bulunduğunu öğrettin.''
kürk mantolu madonna'dan.
''Varlığı büyük boşlukları dolduracak mahiyette değildi; fakat yokluğu müthişti..''
kuyucaklı yusuf'tan.
ve kürk mantolu madonna'dan birkaç söz daha..
“Ben böyleyim işte!” dedi. “Ben garip bir kadınım. Benimle ahbaplık etmek isterseniz birçok şeylere tahammüle mecbur kalacaksınız."
"Bir ümidim yok. Bu sondu. Artık hiç bir şeyin değişmesine imkan yok, lüzum da yok."
En en en sevdiğim yazarlardan biri. Bir duyguyu daha bu kadar öz anlatan bir yazar görmedim çünkü. Kuyucaklı yusuf'ta duygu tasvirleri aşmış bence. Sırada içimizdeki şeytan var.
Bunun katili 1950’lerde mi yakalanmıştı ne, o dönem gazetelerinde katilin ifadeleri falan tefrika edilmişti. Benim de kişisel arşivimde bulunur tabii. Onu söylemeğe lüzum yok.
Keşke yaşasaydı da daha çok eser yazsaydı denilecek efsane yazarımız. Mekanı cennet olsun.
Edit: yazdığı eserleri okuduğumda; o dönem ile şimdiki dönem arasında pek bir farkın olmadığını, boktan sistemin aynı şekilde devam ettiğini görmekteyim. Eserleri insanı sorgulayan bir hale getirmektedir. Böyle yazarların ve eserlerin çoğalması dileğiyle.
33 yıllık hayatımda ilk kez okudum ve kendimden utandım o kürk mantolu Madonna nedir ya. Ya kuyucaklı yusuf. Bir kere adamın dili dönemine göre harika ve duru. Anlatım inci gibi mükemmel. içimizdeki şeytan şimdi bitmek üzere elden bırakmak imkansız mükemmel bir yazarmış. 20 li yaşlarımdaki radikallik yüzünden kendimi bu adama kapatmıştım.
Yapıtlarının telif hakkı kalktıktan sonra önüne gelen yayın evinin bunları bastığı yazar. Abi buldunuz madeni ortalık Kürk Mantolu Madonna'lardan geçilmiyor. Allah aşkına özenli basın şunları.
ne zaman aklıma gelse içim cız eder.
bir röportajda kızı filiz ali babasına dair şunu anlatmıştı:
babası ona küçükken ünlü bestecilerin fotoğraflarını gösterirmiş. kimin kim olduğunu bir oyun gibi öğretirmiş.
sadece gramofon ve biraz radyo yayını olan o günlerde bestecileri dinleyerek tanıma imkanı her halde mümkün değildi. sabahattin ali müziği sevdirmek için bu yöntemi bulmuş.
Filiz ali'nin ilerde önemli bir müzikolog olmasında küçükken atılan bu temellerin etkisi çok her halde.
sabahattin ali'yle ilgili beni en çok hüzünlendiren şey uğradığı alçakça suikastten çok yorgun düşecek kadar yalnız gitmek zorunda kalması.
romanlarında bile sevdiği kadına kavuşamamış.
“Tahammül sınırım çoktan aşıldığından beri insanlarla daha az görüşmeye, hislerimi açmamaya ve tuğla tuğla duvar örmeye başladım. Beni sıkıntıya sokacak insanları ve durumları elimin tersiyle ittim, pişman değilim.” Demiş sabahattin Ali, bundan daha mantıklısını ve son zamanlarımı bu kadar güzel özetleyenini okumamıştım.
Sadece yaşarken değil, öldürüldükten sonra da eziyet görmüştür.
Cesedi, otopsi ve muayene için mezarından çıkarılmış ve bir torba içerisinde oradan oraya taşınırken kaybolmuştur. Kişisel eşyaları, haciz bahane edilerek ailesine verilmemiştir. Kızı filiz Ali daha sonradan ıstranca dağları’nda bir kayaya şiirini yazdırarak sembolik bir mezar yaptırmıştır.