profil ziyaretini bir de nickaltı girdisiyle mühürleyip üzerine güzel temennilerini bırakan yazar.
teşekkürüm olsun bu da. fakat bir noktadan sonra nezaketi iade etmek, nezaket olmaktan çıkıp makbuz kesmeye benziyor. biri güzel bir şey söylüyor, sen karşılık veriyorsun; sonra o sana, sen ona derken ortada samimiyetten çok usulen tamamlanan bir alışveriş kalıyor.
tabii bu, doğrudan bu yazarla ilgili bir rahatsızlık değil. beni bağlayan şahsi bir maskaralık; bir türlü sonunu getirmeyi beceremediğim refleks.
geçen sene buralara ilk düştüğümde entrylerini okuyup neden bu kadar melankolik dediğim yazardı. zaman geçtikçe insan bazı cümlelerin nereden geldiğini anlayıp sadece yazanın iyi olmasını diliyor.
umarım hayatında her şey yolundadır. burada gördükce içten içe sevindiğim nadir insanlardan biri.
öncelikle umarım iyisin. izne ayrıldığından beri çok olay oldu. biliyor musun, 16 yıllık hesabımı sildim. buradaki herkese çok kızdım, sonra buradaki herkes gibiyim ben de burada diye kendime kızdım, hesabı sildim. neyse ben hesabı sildikten kısa süre sonra ortalık çok karıştı. moderasyona isyan falan derken bir sürü eski yazar hesabını sildi, melek oldu uçtu. belki onlar da sonra benim yaptığım gibi hesaplarının siliklerini kaldırtır, ya da farklı hesaplarla dönerler, bilmiyorum.
sen gittiğinde hala kış sayılırdı, yaz oldu sevgili dostum otopsiraporlari. umarım bizi daha mevsimler bekletmeden, mutlu mesut dönersin aramıza. kaleminden kan damlarken, yüreğin hep gülüyordur umarım. umarım sadece kalemindir karamsar olan, hayatın ve sen neşe dolusundur.
bu aralar gönlüm çok hoş, bana bahar iyi geldi. bahar bana geldi gibi oldu hatta. sorunların hiç biri yerini değiştirdi mi, küçüldü mü, büyüdü mü? hayır aynı yerlerinde dağ gibi duruyorlar ancak ben iyiyim. baharın havası henüz hala serin ve keskin. sıcağa çalamadı bir türlü, bu serin hava ve biraz bulutlu güneş, günü aydınlık kılıyor ve bu bana çok iyi geliyor. aynı iyi gelmeleri senin için de dilerim. umarım bu baharın aydınlığı sana da neşe getiriyordur. hangi şehrin güneşi sırtını ısıtıyor bilmiyorum, ama gölgelerin dışındaki yerlerde istanbul'un güneşi bana çok iyi geliyor. sahi her şehrin güneşi başka oluyor değil mi? ben şimdi bunu düşüneceğim avel avel. başka şehirlerin güneşlerini düşüneceğim.
Bugün doğduğun günün iade i ziyaretiymiş, ya da dün. Lütfen bana bunun lafını yapma. Aramızda bir günün lafı olmaması lazım zaten. Yıllardır birbirinin pm’ine uğrama zahmetine girmeden süren bu güzel arkadaşlığın bir gün sapmalık hatrı illa vardır diye düşünüyorum. Hayır dün de kutlardım ama uyumuşum. Gayet geçerli bir gecikme sebebi bence.
Uzun lafın kestirmesi; kutlarım yeğenim. “Şöyle” olabileceğin bir manit dilerim yeni yaşında.
Sen bu mektubumu okurken ben, ben gocu usta, muhtemelen yine sözlükte olacağım. Hiç öyle çok uzaklara gitmiş olacağım falan gibi artistik triplere giremem. Beni az çok bilirsin zaten, iki alt ya da üst başlıkta kendimi eğlendiriyor, bana uyanlarla kutu kutu pense oynuyorumdur. işte bu mısralar tamamen anlamsız ve bir şey anlatmayan safsata. Tamamen bir selam çakmaca.