Zamanında FETÖ'ye çok yüklendiği ve gerçek bir araştırmacı gazetecilik örneği sergilediği için Ergenekon'dan içeri atılmıştı. 20 ay sonunda kendisine yapılan haksızlıklar ortaya çıkınca serbest kalmış ve benim gibi kendisine değer veren pek çok kişiyi mutlu etmişti.
Ama hapiste ne yaşadıysa görüşleri olmasa da tavırları değişti. Örneğin FETÖ'nün tek sorumlusu yine FETÖ ve bunun iktidarın cezalandırdıkları dışında hiçbir siyasi ayağı yok. Millet ittifakınını oluşturan parti başkanlarının "Kanun hükmünde kararnamelerle içeri atılan hakim, savcı ve askerlerden masum olanları göreve çağıracağız" demesini bu günkü yazısında konu yapmış. Millet ittifakı sözüm ona bütün teröristleri, bütün FETÖ'cüleri tekrar devlete yerleştirecekmiş. Falan filan...
Ya Nedim Kardeş, sen hapse atılınca sana komplo yapıyorlar da 11.000 kişi var bu şekilde içeri atılan, bunlara komplo yapılmış olamaz mı? Kendinin masum olduğunu ifade etmek için Avrupa Birliği ülkelerine kadar saydırmıştın da seninle aynı duruma düşmüş bu insanlardan kaçının masum olabileceği hiç mi aklına gelmez? Hadi diyelim ki masum da değiller... Peki bunları bulundukları göreve kim getirdi, nasıl yükseldiler ? Kendi çekmiş bir insanın kendisiyle aynı duruma düşmüş insanlar hakkında nasıl bu kadar empati yoksunu olduğunu anlamakta zorluk çekiyorum.
Nedim Şener'in Silivri'ye girdiği gibi çıkmadığına inanıyorum. Orada ne yaşadıysa psikolojisi, konuşması, tavrı, kısacası herşeyi değişti. Kolay değil tabi, herkes kaldıramaz. Bundan dolayı onu da suçlayamıyorum. Umarım bir gün yaşadıklarını, ona orada neler yaşattıklarını tüm gerçekleriyle öğrenme şansımız olur.
hapse girip çıkmasına, halen aleyhine pek çok dava açılmasına rağmen FETÖ'ye biat etmeyen ve FETÖ tehlikesini gündemden düşürmeyen gazetecidir. köşeyazıları ve kitapları okunulası, yorumları merak edilesidir.
akp'li arkadaşı mücahit birinci'nin iddiasına göre, paçadan akıtıp keke küke konuşan akp'li. bir de mücahit birinci tarafından talimat verilip birileri için lehte ya da aleyhte söylem geliştirdiği söyleniyor.
bunca hayhuy içerisinde gözden kaçan bir ayrıntı var. mücahit birinci, nedim şener'e "zamanında korkuttuğun badem bıyıklı fetöcülerle mi karıştırdın beni" diyor. yani, mücahit birinci'nin dediğine bakılırsa nedim şener, 15 temmuz'dan sonra tutuklanan ve muhtemelen varsıl olan bir fethullahçıyı koparmaya çalışmış. en azından mücahit birinci'nin iddiası veya iması bu. nedim şener'in süngüsünü neden düşürdüğü, "mektubu g..e sokmaktan" neden "terbiyesiz herif" gibi daha kibar ifadelere geçiş yaptığına ilişkin bir ipucu olabilir bu ayrıntı.
Akın Gürlek'i savunacağım derken özgür Özel'i doğrulayan yandaş. Normalde bir gazetecinin sorması gereken soru "bu adam * bu kadar mal varlığını nasıl yaptı" olmalıyken "bu mal varlığına ilişkin bilgiler nasıl sızdı" diye sormuş. Yani savcı ve yargıç olarak görev yapmış bir kişinin bir sürü gayrimenkule sahip olması, Lüksemburg'da eti maden şirketinden yönetim kurulu üyesi olarak maaş alması falan normal, ama bunların bilinmesi anormal.
eski mantıklı çizgisinden uzaklaşıp şovenist bir akit tv yazarına doğru evrilmeye başlayan gazeteci yazar.hala doğru bulduğum ve takdir ettiğim yorumlarına denk gelsem de,artık 15 temmuz sonrası büründüğü militanist kimliğinden rahatsızlık duymaya başladığım writer.
Son dönemlerde takip etmiyorum, özellikle terörsüz Türkiye sloganıyla “devlet aklı”nı savununlara önce karşı çıkıp, sonra sessiz kalmasını anlayamıyorum. Ancak, sevindirici bir yönü var: ismi sözlükteki fetö mensuplarını göstermeye elverişli. (bkz: #47930404)
Bu da cihat yaycı’dan olsun:
https://x.com/nedimsener2010/status/2043343628601356632?s=46