muşlettin amca

entry56 galeri4
    26.
  1. Karaağaçlı hala adını unutmadı, asla unutmayacak.

    Cennet mekan…
    2 ...
  2. 27.
  3. allah rahmet eylesin mekanı cennet olsun.
    2 ...
  4. 28.
  5. ne güzel komşumuzdun sen, muşlettin amca.

    ahmet muhip dıranas
    0 ...
  6. 29.
  7. ishal olmak götyaşı dökmektir derdi rahmetli.
    2 ...
  8. 30.
  9. 31.
  10. Seni hiç unutmayacağız muşlettin amca...
    1 ...
  11. 32.
  12. 33.
  13. 34.
  14. 35.
  15. Bugün ölüm yıldönümü rahmetlinin.

    Karaağaç mezarlığında kendisini andık gene.
    3 ...
  16. 36.
  17. Paris lağım sistemi hakkında bile bilgi sahibi alim bir zattı kendisi.

    "bazı kitaplarda betimlenişi, epik freskolar gibidir evlat" derdi kavede.
    1 ...
  18. 37.
  19. 38.
  20. Erector reyizin akıl hocası. Reyiz kaavede bu amcayı dinler ve burada aynısını söyler. Trakyanın aksakallısı diyorlar.
    3 ...
  21. 39.
  22. Muşlettin ismini de nerden bulmuşsa *

    isim bile değil.
    2 ...
  23. 40.
  24. Karaağaç’ın sisli sabahlarında doğduğu söylenirdi onun. Daha çocukken bile sesinin içinde bir eski zaman yankısı vardı; sanki henüz yaşamadığı hatıraları anlatır gibiydi. Mahallenin ihtiyarları “bu çocuk ya derviş olur ya da gönül yakar” derdi.

    Türk musikisinin âşığıydı. Bir ramazan gecesi, Sultanahmet Camii’nin yan pencerelerinden birine sığınmış, içeride teravih kılanların ağır ağır eğilip doğrulmasını izlerken, cama vuran yağmur damlalarının ritmiyle kalbi aynı anda atmaya başlamıştı. O an, neyin peşine düşeceğini anlamıştı: sesin, sözün ve suskunluğun.

    Musikiyi önce mahallenin hafız efendisinden öğrendi. Sesini nasıl tutacağını, nasıl bırakacağını, nerede susmanın daha büyük bir nağme olduğunu… Sonra yolu Yenikapı Mevlevihanesi’ne düştü. Orada öğrendiği şey artık sadece musiki değildi; bir haldi, bir edaydı. Dönen dervişlerle birlikte o da içinden dönmeye başlamıştı.

    Yıllar sonra Enderun musiki mektebinde ders verirken talebeleri onun gözlerine bakarak dinlerdi. Çünkü o sadece nota öğretmezdi; bir makamın içine nasıl girileceğini, orada nasıl kaybolup yeniden bulunacağını anlatırdı. Bestekâr idi, hanende idi ama her şeyden önce bir hâl sahibiydi.

    Okuyuşunda bir vakar, bir azamet vardı. Ne fazla süslerdi ne de eksik bırakırdı. Sanki her eserinde yağmur damlalarının o ilk ritmi gizliydi. Dinleyenler çoğu zaman neye hüzünlendiklerini anlamaz, sadece içlerinde bir şeyin yer değiştirdiğini hissederdi.

    Adı zamanla unutulmaya yüz tuttu belki ama Karaağaç’ta hâlâ yağmurlu gecelerde pencereye vuran damlalar biraz daha düzenli akar derler. Ve dikkatle dinleyen biri, o ritmin içinden onun sesini duyabilir.
    4 ...
  25. 41.
  26. bugün ölüm yıldönümü. sevgi ve saygıyla anıyoruz...
    4 ...
  27. 42.
  28. "Musikiyi önce mahallenin hafız efendisinden öğrendi. Sesini nasıl tutacağını, nasıl bırakacağını, nerede susmanın daha büyük bir nağme olduğunu… Sonra yolu Yenikapı Mevlevihanesi’ne düştü. Orada öğrendiği şey artık sadece musiki değildi; bir haldi, bir edaydı. Dönen dervişlerle birlikte o da içinden dönmeye başlamıştı."
    2 ...
  29. 43.
  30. çok severdim amcayı kahvehanede hep en köşede otururdu ve erector ile sohbet ederlerdi. erector gelince yanına hemen damlar birkaç bilgi öğrenirdim. büyük üstadı saygıyla anıyorum.
    3 ...
  31. 44.
  32. 45.
  33. 46.
  34. genelevde kalp krizinden öldüğü hakkında dedikodular ama bilmem doğru mu.
    1 ...
  35. 47.
  36. ilmiyle tahta kaaveyi aydınlatan zat-ı muhterem.
    1 ...
  37. 48.
  38. Bu amcanın kütüğü muş vilayeti herhalde. Böyle bir isim ancak o taraflardan çıkar.
    2 ...
  39. 49.
  40. bizim kavede takılan adamın dibi olan kişidir. evet.
    1 ...
  41. 50.
  42. söylenene göre nesli tükenmekte muşlettin amcaların onları koruyun.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük