Mutluluk anlikken, mutsuzluk uzun süren biseydir. Bakış açısıni değiştirmek insana cok sey katıyor ve mutsuzluktan kozasindan çıkan kelebek gibi kurtulabiliyorsunuz.
bedenin ve ruhun siyah camdan bir fanusa sıkıştırılmış halidir. Huzur, mutluluk, kıskançlık vb bir çok duygudan sadece biridir ve diğerleri kadar saygı ve sevgi görmesi gerekir. mutsuzluk, içinde bulunulan durumun bedene ya da tine iyi gelmediğini hatırlatır ve bulunulan durum ya da düşünce biçimini değiştirmek üzere bir uyarıdır. insanı daha iyi yaşamaya sürükleyen bir tetikleme görevi görür.
dünyadaki mutsuzlukların hepsinin tek sebebi sonluya yani faniye meyletmekten, el açmaktan kaynaklanır. bir düşünelim, bir çalışanın eline baktığı kişi, medet umduğu kişi, patronuysa bu adam nasıl mutlu olabilir ki . bir kişinin tek güvencesi aşık olduğu insansa, buradan nasıl mutluluk çıkarabilir? ev, araba, mal, mülk, sevgili... bunların hepsi batıp gidecek bir gün. er kişi ne yaparsa yapsın maddi olarak elde ettiği fani şeyler, batıp gidecek bir gün. yahu güneş batıyor, banka nasıl batmaz, güzellik nasıl batmaz? eğer ki kişi sonsuzu severse, kişi baki olana teslim olursa, o' nunla mutlu olursa, sonsuz mutluluk gelir. çünkü sonsuza güvenmiş.
şarkıda da diyor ya:
"mutluluk bile acı veriyor çünkü sonu var biliyorum."
adam çünkü sonluyu sevmiş, sonluya meyletmiş, mutlu olamaz ki. hayatının merkezine bir kız-erkek neyse bunu almış adam. yaşlanınca kalbindeki basınç azalacak. sonuna gelecek çünkü.
buradan ee napalım eşimizi dostumuzu sevmeyelim mi sonucunu çıkarana bir şey anlatamam tabiki.
genetik olduğu yönünde son zamanlarda ciddi araştırmalar yapılıyor. yani diyorlar ki senin annen, baban ve onların anne babaları vs huysuz, aksi, tatsız insanlardı ve sende öylesin... genetik yani ! dikkat ettiniz mi bu "genetik" yaklaşımı hastalıklardan tutun da duygusal hislerimize kadar geldi ? ve işin kötüsü kabul ediyoruz bunu ! kanser oldun, açıklama basit ; genetik...
belki de bu işte bir iş vardır ! ve belki de genetik kelimesi bir şeylerin önüne set çekiyordur ! belki de yapay şeker üreten firmalar yüzünden kanser olan bir yakınım beni üzüyordur ! yada çook zengin olan ve bir sigara fabrikasında müdür olup büyük saygı gören fakat yılda milyonlarca insanın kanser olması için harıl harıl çalışan biridir beni mutsuz eden... hiç yok yere düşünceleri yüzünden yargılanıp, hapislerde çürütülen insanlardır belki de bizi mutsuz eden !
mutsuzluk öyle bir duygudur ki sistemin bir yerlerin de kablo temasının olmadığını gösterir, mutsuzluk bize sosyal, ekonomik, siyasal yaşatımızın bir yerlerinde arıza olduğunu gösterir...
akşam olunca "sabah olsa da şunu çalışsam, şu işleri yapsam, bunu yoluna koysam" diyorum, sabah olunca da ilk düşündüğüm şey "akşam olsa da uyusam" oluyor.
böyle bir "dünya yansa umurumda olmaz, iki kilo kanat alır mangala giderim" ruh hali, bir "çocuğumu kesip sucuk yapmışlar" hissiyatı mevcut. depresyona mı giricem nedir, anlamadım.