"Günde sekiz saat boyunca yemek yiyemezsiniz. Sekiz saat boyunca hiç durmadan bir şeyler içemezsiniz. Sekiz saat boyunca seks yapamazsınız. Ama sekiz saat boyunca hiç durmadan çalışabilirsiniz. işte insanlığın mutsuzluğuna neden olan en büyük şey budur."
kendine rahat batan insanların ilk kaçtıkları duraktır. anlaşılamaz bir şekilde en en çok şikayet edilen hemde inatla vazgeçilmeyen bir ruh hali.
insanoğlu biraz sapkın olduğundan bu durum çoğu zaman hoşuna gitmektedir.
etrafa baksan elbet illaki mutlu olmak için bir sebep bulabilecekken o işin kolayına kaçar mutsuzluğa sıkı sıkı sarılır.
Bir kere mutsuzluga alistimi insan bi daha mutlu olamayacagini sanir.Yalnizlik gibidir.Aliskanlik haline gelmemelidir.geri donusu yoktur.Yalnizliga alisan bi insanin kalabalikla asla barisamamasi gibi.Bir kuyunun dibinde birdaha asla isigi goremeyecegini dusunmek gibidir;bir daha asla mutlu olamayacagini dusunmek.
çocukken bir rockstar olacağımı düşünürdüm yada bir futbolcu belki? kimbilir milyonların izlediği birisi!!!
acaba kim insanların mutsuz olmasının sebebini eğitime bağlayıp ''eğer eğitilirlerse topluma uyum sağlayan mutlu bireyler olurlar'' gibi aptalca bir görüşü ortaya attı??? peki ''fazlasıyla ürün üretirsek insanların bütün ihtiyaçlarını karşılarız, onlar konfora kavuşunca mutlu olurlar ve suç oranı azalır'' gibi aptalca bir görüş kime ait? diğerleri nasıl inandı ki buna???
okuduğum bütün hikayelerin mutlu sonla bitmesine kim karar verdi? ''ama hayat böyle değil ki'' itirazı neden duyulmadı? neden ''mutlu'' diye bir insan ismi olmasına karşın ''mutsuz'' diye yok??? kafamı kurcalıyorlar!!
sen, yoksa içindeki bir his mi ''mutlu olacaksın'' dedi sana?? şuana kadar hep ''x sene sonra bugünler mutlu olacağım'' diye mi yaşadın?? hayatın aldatmacasıdır bu, tanrının içimize gizlediği bir üç nokta. tazı yarışmalarında ileride tavşan koşar değil mi???
bir dağa tırmanırken ''bu son tepe'' dedik kendimize ''ardında huzurlu bi hayat bekliyor beni...'' düşünemedik dağa tırmanırken arkası gözükmezdi. bu sebeple mutsuzluklarımıza neden arıyoruz şimdi. kimisi sistem diyor, kimi iş, kimi anne diyor kimisi baba. birilerimizi suçluyoruz, saldırıyor, yıkıyoruz. kimi zaman çevremizi kimi zaman kendimizi.
işte sorun buradan kaynaklanıyor bence. mutluluk mutsuzluğun vazgeçilebilir bir şey olduğu sanısından kurtulmakta gizlidir, mutluluk bu dünyaya mutlu olmak için gelmediğimizi idrak etmekte gizlidir. bir şey beklememek hayattan hiç bir zaman hayal kırıklığına uğramamızı sağlayacaktır, buda uzun süre bunları anlatmaya çalışmıştır insanlara. hani bilirsin, nirvana...
ben de senelerimi hayalimdeki hayatı yaşayacağıma inanarak geçirdim. şimdi bakıyorum kabusum olmayacak bir tanesi yeterli benim için bu sebeple ademin ceza olarak gönderildiği sürgünde mutluluğu aramayı bıraktım. bence kabullenmeli, hayat her zaman boktandı ve boktan olarak kalacak.
milyonlarca izleyici hayallerinden de kurtarmalı çocuklarımızı malum hayatın dümeni planlandığı gibi seyretmez. bak bana, 1 tane bile izleyenim yok hatta muhtemelen okuyanım da...
Karanliktir.Karanlik insanlardan uzak durmak gerekir.Kendi karanliklarinda sizi bogmak isterler.Kendi mutsuzluklarina sizi ortak etmek en buyuk hobileridir.Git baska yerde oyna git sen kumda oyna git sen az oteye diye uyarilabilirler.Yada ziktir cekersiniz .siz bilirsiniz.sizi mutlu eden insanlarla takilin ben ole yapiyom.
Boğar. Göğsündeki sıkışma hissi belirli aralıklarla hatırlatır kendini. Kurtulamazsın, çare bulamazsın. Tek bir şey çözer. O da hiç uğramaz. Zamanla azalır ve yok olur. Sen yıprandığınla kalırsın.
Herkesin şikayet ettiği fakat etmemesi gerektiği çünkü en gerçekçi duygu olan bir şeydir mutsuzluk. Kimi zaman gerçekleri görmenizi sağlar, ama genelde sizi bitirir, ömrünüzü kısaltır ve aşırıya kaçarsanız fiziksel etkileri de görülebilir.