müslümanların ve hristiyanların inandığı, insanları kötülüğe sevk eden kötücül iblis mefhumu, kıyamet anlatısı yaratılış hikayesinin ve insanlık için belirlenen ilahi planla kaderin bi parçası değildir.
tora'daki hikayelerde allah'ın emirlerini yerine getiren sınayıcı, yargılayıcı melekler vardır sadece.
musevilikte kötülüğün kaynağı hayvani ruhumuzdur,
bizi tek tanrıya eriştirecek olansa, iyiliğin kaynağı diye kabul edilen ilahi ruhumuzdur.
ve dünya, ilahi ruh kıvılcımını hayvani ruhunun tahakkümü altında karanlığa sürüklenen vahşi kalabalıkların, hiç tükenmeyen kavga ve zulümlerinin kontrolündedir.
rabbin havva'yı yoldan çıkaran serpent'a dair hükmü, yaratılış, bölüm 3:
Yılan, Rab Tanrı’nın yarattığı bütün yabanıl hayvanlardan daha kurnazdı. Kadına dedi ki:
“Tanrı gerçekten bahçedeki ağaçların hiçbirinden yememenizi mi söyledi?”
Kadın yılana dedi ki:
“Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz.
Ama bahçenin ortasındaki ağacın meyvesinden Tanrı, ‘Ondan yemeyeceksiniz, ona dokunmayacaksınız, yoksa ölürsünüz’ dedi.”
Yılan kadına dedi ki:
“Kesinlikle ölmezsiniz.
Çünkü Tanrı biliyor ki ondan yediğiniz gün gözleriniz açılacak ve iyiyi ve kötüyü bilen melekler gibi olacaksınız.”
Kadın, ağacın yiyecek için iyi olduğunu, göze hoş göründüğünü ve bilgelik kazandırmak için arzu uyandırdığını gördü. Bunun üzerine meyvesinden aldı ve yedi; yanında bulunan kocasına da verdi, o da yedi.
O zaman ikisinin de gözleri açıldı ve çıplak olduklarını fark ettiler. incir yapraklarını dikerek kendilerine kuşaklar yaptılar.
Günün serinliğinde bahçede yürüyen Rab Tanrı’nın sesini duydular ve adamla karısı, Rab Tanrı’nın yüzünden bahçenin ağaçlarının arasına gizlendiler.
Rab Tanrı, adama seslendi ve dedi ki:
“Neredesin?”
Adam dedi ki:
“Bahçede sesini duydum ve çıplak olduğum için korktum; bu yüzden gizlendim.”
Rab dedi ki:
“Sana çıplak olduğunu kim söyledi? Sana ‘yemeyeceksin’ dediğim ağaçtan mı yedin?”
Adam dedi ki:
“Yanıma koyduğun kadın bana o ağaçtan verdi, ben de yedim.”
Rab Tanrı kadına dedi ki:
“Ne yaptın sen?”
Kadın dedi ki:
“Yılan beni aldattı, ben de yedim.”
Rab Tanrı yılana dedi ki:
“Bunu yaptığın için, bütün evcil hayvanlardan ve yabanıl yaratıklardan daha fazla lanetli olacaksın; karnın üzerinde sürünecek ve yaşamın boyunca toz yiyeceksin.
Seninle kadın arasına, senin soyunla onun soyu arasına düşmanlık koyacağım. Onun soyu senin başını ezecek, sen de onun topuğunu ısıracaksın.”
Kadına dedi ki:
“Sancını ve gebelik acını çok artıracağım; ağrı içinde çocuk doğuracaksın. Arzun kocana olacak, o da sana hükmedecek.”
Adama dedi ki:
“Karının sözünü dinlediğin ve sana ‘yemeyeceksin’ dediğim ağaçtan yediğin için toprak senin yüzünden lanetlendi; yaşamın boyunca emek vererek ondan yiyeceksin.
Toprak sana diken ve çalı bitirecek, sen de tarlanın otlarını yiyeceksin.
Alnının teriyle ekmeğini yiyeceksin; çünkü topraktan alındın, topraksın ve toprağa döneceksin.”
Adam karısına Havva adını verdi, çünkü o bütün yaşayanların annesiydi.
Rab Tanrı, Âdem’e ve karısına deri giysiler yaptı ve onları giydirdi.
Rab Tanrı dedi ki:
“işte insan, iyiyi ve kötüyü bilmekte bizden biri gibi oldu. Şimdi elini uzatıp yaşam ağacından da alıp yemesin ve sonsuza dek yaşamasın.”
Böylece Rab Tanrı, onu alındığı toprağı işlemek üzere Aden Bahçesi’nden çıkardı.
insanı kovdu ve yaşam ağacına giden yolu korumak için Aden Bahçesi’nin doğusuna keruvları ve her yana dönen alevli kılıcı yerleştirdi.
ortodoks-hasidik museviliğe göre hak yolu benimseyip yahudilere şefkat, sevgi, hürmet besleyen, ve on emri rehber edinen, fetih, ölüm, yağma peşinde koşturmayan kişi hristiyan ve müslüman da olsa cehenneme girmeyecektir.
başlıkta yirmi tane entry var,
hepsinde de aynı kelimelerle karşılaşıyoruz,
din, ırk, millet, monoteizm.
musevilik, hristiyanlığın isa mesih, tanrı, kutsal ruh, nebi öğretisinin aksine, mesihçi değildir! musa, bi tür mesih değildir. musa'nın her fiili allah'ın kadiri mutlak varlığı gibi, sarsılmaz bi yasa olarak kabul edilmez.
düşünemeyeceğin, hayal edemeyeceğin, hiçbir şeye benzemeyen bi tek tanrı var der musevilik.
ve onun on buyruğunu harfiyen yerine getirerek,
bu dünyada vaat ettiği krallıkta,
gelecek nesillerini saadete, mutluluğa erdirmeye çalışırsın.
musevilik dünyevidir, toplumsal hayata dair sevgiyi temel alır. ölüm, savaş, fetih, korku kültü değildir!
Musevilik; adını bir ibrani peygamberi Musa'dan(Moşe) alan, Zerdüştlük ile birlikte Dünya'nın en eski tektanrılı dinlerindendir. Yahudi ile Musevi aynı anlama gelmez çünkü Yahudi, Yahuda'nın soyundan gelen ibranileri; Musevi ise Musa'nın dinini kabul edenleri belirtir yani Yahudi bir milletin adı iken Musevi bir dinin adıdır. Museviliğin sembolleri, yedi kollu Menora şamdanı ve altı köşeli Davut Yıldızı'dır.
tamamen palavradır. böyle bir şey yoktur, yahudiler kendine ibrani derler, dinlerini musaya değil ibrahime dayandırılar. israil de yakup un melekle güreşmesinden sonra meleğin ona dediği şeydir.
musevilik yahudi kelimesi aşağılanmak için kullanıldığında kullanılan temeli olmayan saçma sapan bir sözdür.
musa çok önemli bir figür olsa da yahudiler dinini musaya değil ibrahime dayandırır.
o yüzden böyle bir din yoktur gayet rahatlıkla diyebiliriz.
çok katı kuralları olan bir dindir. ayrıca tanrı'nın insana benzer bir varlık olduğuna inanmaktadır, musevilerin bunu gösteren bazı inançları şunlardır:
1-tanrı'nın evreni 7 günde yarattığına ve yorulup cumartesi günü dinlendiğine inanmaktadırlar. bu yüzden cumartesi gününü kutsal günleri kabul ederler(müslümanların cuma günü gibi).
2-musevilerin çok büyük bir kısmının yaşadığı israil'in kelime anlamı "tanrı ile güreşen" demektir. hatırlamıyorum peygamberleri miydi ama, soylarından birisinin tanrı ile güreştiğine ve eşit bir mücadele gösterdiğine inanırlar. bu yüzden tanrı onları kutsal ilan etmiştir(böyle düşünürler), aynı zamanda israiloğulları olarak hitap edilmeleri bundandır.
ay ve güneş devinimlerini baz alarak, takvim oluşturmuşlardır. ay ve güneş yılları arasındaki "11 gün"lük bir fark bulunduğundan, bayramlar yılın aynı dilimlerinde kutlanılsın diye, takvimlerine onüçüncü ayı eklerler. buna adar veya artık ay da denir.
kişiyi sorgusuz sualsiz cehennemin dibine gönderecek dindir. tevrat diye okunan kitap hz. allah'In gönderdiği tevrat değildir. gerçek nüshalar babil'in elinde heder olmuştur. yalnız çok iyi bir tevrat hafızı olan hz. üzeyir a.s.'ın çabasıyla tevrat aslına uygun şekilde tekrar yazılmıştır.
lakin yahudiler bazı ayetler işlerine gelmediği için tevratı kendi elleriyle tahrif etmişlerdir. işlerine gelmeyen ayetlerden bazıları hırsızlık yapan kişi soylu ve zengin bir aileden biri de olsa eli kesilecek. yahudi olsun olmasın kimseye faizle para verilmeyecek tefecilik yapılmayacak. her gün namaz kılınacak, zina yapan evli erkek ya da kadın soylu yada fakir kim olursa olsun recm edilerek öldürülecek vs... bu gibi ayetler sebebiyle değiştirilen bugünkü tevrat sapık tevrattır. aslı ile alakası yoktur. hz. kur'an'ın tırnağı bile olamaz.