başlıkta yirmi tane entry var,
hepsinde de aynı kelimelerle karşılaşıyoruz,
din, ırk, millet, monoteizm.
musevilik, hristiyanlığın isa mesih, tanrı, kutsal ruh, nebi öğretisinin aksine, mesihçi değildir! musa, bi tür mesih değildir. musa'nın her fiili allah'ın kadiri mutlak varlığı gibi, sarsılmaz bi yasa olarak kabul edilmez.
düşünemeyeceğin, hayal edemeyeceğin, hiçbir şeye benzemeyen bi tek tanrı var der musevilik.
ve onun on buyruğunu harfiyen yerine getirerek,
bu dünyada vaat ettiği krallıkta,
gelecek nesillerini saadete, mutluluğa erdirmeye çalışırsın.
musevilik dünyevidir, toplumsal hayata dair sevgiyi temel alır. ölüm, savaş, fetih, korku kültü değildir!
ortodoks-hasidik museviliğe göre hak yolu benimseyip yahudilere şefkat, sevgi, hürmet besleyen, ve on emri rehber edinen, fetih, ölüm, yağma peşinde koşturmayan kişi hristiyan ve müslüman da olsa cehenneme girmeyecektir.
rabbin havva'yı yoldan çıkaran serpent'a dair hükmü, yaratılış, bölüm 3:
Yılan, Rab Tanrı’nın yarattığı bütün yabanıl hayvanlardan daha kurnazdı. Kadına dedi ki:
“Tanrı gerçekten bahçedeki ağaçların hiçbirinden yememenizi mi söyledi?”
Kadın yılana dedi ki:
“Bahçedeki ağaçların meyvelerinden yiyebiliriz.
Ama bahçenin ortasındaki ağacın meyvesinden Tanrı, ‘Ondan yemeyeceksiniz, ona dokunmayacaksınız, yoksa ölürsünüz’ dedi.”
Yılan kadına dedi ki:
“Kesinlikle ölmezsiniz.
Çünkü Tanrı biliyor ki ondan yediğiniz gün gözleriniz açılacak ve iyiyi ve kötüyü bilen melekler gibi olacaksınız.”
Kadın, ağacın yiyecek için iyi olduğunu, göze hoş göründüğünü ve bilgelik kazandırmak için arzu uyandırdığını gördü. Bunun üzerine meyvesinden aldı ve yedi; yanında bulunan kocasına da verdi, o da yedi.
O zaman ikisinin de gözleri açıldı ve çıplak olduklarını fark ettiler. incir yapraklarını dikerek kendilerine kuşaklar yaptılar.
Günün serinliğinde bahçede yürüyen Rab Tanrı’nın sesini duydular ve adamla karısı, Rab Tanrı’nın yüzünden bahçenin ağaçlarının arasına gizlendiler.
Rab Tanrı, adama seslendi ve dedi ki:
“Neredesin?”
Adam dedi ki:
“Bahçede sesini duydum ve çıplak olduğum için korktum; bu yüzden gizlendim.”
Rab dedi ki:
“Sana çıplak olduğunu kim söyledi? Sana ‘yemeyeceksin’ dediğim ağaçtan mı yedin?”
Adam dedi ki:
“Yanıma koyduğun kadın bana o ağaçtan verdi, ben de yedim.”
Rab Tanrı kadına dedi ki:
“Ne yaptın sen?”
Kadın dedi ki:
“Yılan beni aldattı, ben de yedim.”
Rab Tanrı yılana dedi ki:
“Bunu yaptığın için, bütün evcil hayvanlardan ve yabanıl yaratıklardan daha fazla lanetli olacaksın; karnın üzerinde sürünecek ve yaşamın boyunca toz yiyeceksin.
Seninle kadın arasına, senin soyunla onun soyu arasına düşmanlık koyacağım. Onun soyu senin başını ezecek, sen de onun topuğunu ısıracaksın.”
Kadına dedi ki:
“Sancını ve gebelik acını çok artıracağım; ağrı içinde çocuk doğuracaksın. Arzun kocana olacak, o da sana hükmedecek.”
Adama dedi ki:
“Karının sözünü dinlediğin ve sana ‘yemeyeceksin’ dediğim ağaçtan yediğin için toprak senin yüzünden lanetlendi; yaşamın boyunca emek vererek ondan yiyeceksin.
Toprak sana diken ve çalı bitirecek, sen de tarlanın otlarını yiyeceksin.
Alnının teriyle ekmeğini yiyeceksin; çünkü topraktan alındın, topraksın ve toprağa döneceksin.”
Adam karısına Havva adını verdi, çünkü o bütün yaşayanların annesiydi.
Rab Tanrı, Âdem’e ve karısına deri giysiler yaptı ve onları giydirdi.
Rab Tanrı dedi ki:
“işte insan, iyiyi ve kötüyü bilmekte bizden biri gibi oldu. Şimdi elini uzatıp yaşam ağacından da alıp yemesin ve sonsuza dek yaşamasın.”
Böylece Rab Tanrı, onu alındığı toprağı işlemek üzere Aden Bahçesi’nden çıkardı.
insanı kovdu ve yaşam ağacına giden yolu korumak için Aden Bahçesi’nin doğusuna keruvları ve her yana dönen alevli kılıcı yerleştirdi.
müslümanların ve hristiyanların inandığı, insanları kötülüğe sevk eden kötücül iblis mefhumu, kıyamet anlatısı yaratılış hikayesinin ve insanlık için belirlenen ilahi planla kaderin bi parçası değildir.
tora'daki hikayelerde allah'ın emirlerini yerine getiren sınayıcı, yargılayıcı melekler vardır sadece.
musevilikte kötülüğün kaynağı hayvani ruhumuzdur,
bizi tek tanrıya eriştirecek olansa, iyiliğin kaynağı diye kabul edilen ilahi ruhumuzdur.
ve dünya, ilahi ruh kıvılcımını hayvani ruhunun tahakkümü altında karanlığa sürüklenen vahşi kalabalıkların, hiç tükenmeyen kavga ve zulümlerinin kontrolündedir.