mevlana

entry1378 galeri101
    900.
  1. onun betimlediği tanrı asla korkutucu bir güç değildir. üstün zekasını sonuna kadar zorlayarak, onun ne denli zeki, hoşgörülü ve bağışlayıcı olduğunu, kendisine adeta arkadaşıymışcasına bir alçak gönüllülükle yaklaştığını anlatır. onunla diyaloglarında mutlak galip daima tanrıdır fakat bunu öylesine zekice ve üstün beceriyle gerçekleştirir ki ortamdaki sıcaklık ve içtenlik asla kaybolmaz.

    tanrıya olan aşkını dile getirdiği rubailerini okurken engin zekasını önce idrak sonra takdir eder ve kurguladığı dizelerdeki anlam derinliğinde kaybolup gidersiniz. ne vakit kendinizi yeniden bulduğunuzda ise kendinizi ona aşık hissedersiniz.

    "ayrılmaz elim saçlarından; öyle esir!
    vallahi mecaz değil bu bir gerçektir!
    gönlüm düştü de saçının büklümlerine,
    arzum; onu sevdikçe gönlümü sevmektir.

    ruhum perişan senden uzakta, hiç sorma!
    gönlümde bin âteş bu firak, hiç sorma!
    "ah yapma n'olur!" diyecek oldum da ona,
    "sen yapma ki ben yapmam" dedi, hiç sorma!

    "duydum" dedi, "buse almak istiyorsun"
    lakin, nedendir? "almaya yokmuş arzun"
    "altın mı mukâbili?" dedim de istemedi,
    "canımla" dedim, "yâ!" dedi "peki! olsun"

    her sırrı bilen o ihtiyatlı âlimden,
    hiç bir şeyi gizlemesin isterdim ben.
    sessizce dün akşam gelerek "sorma!" dedi,
    "söylenmeyecek şeyleri hisset ve öğren!"

    mümkün mü bu; olsun ruhlarımız ilgisiz?
    sen-bende, ben-sende doğar ve gizleniriz.
    lakin, sen-ben deyişim, anlatabilmek için,
    aramızda yok ki sen-ben; biz gerçekte biriz.

    senden alamam gönlümü; imkânı mı var!
    öyleyse tamamen senin olsun, ne zarar!
    ben terk edemezsem onu aşk uğrunda,
    gönlüm olacakmış ne olur, neye yarar!

    her an eser başımda, aşkının hevesi.
    her an beni mest etmede, aşkın badesi!
    sarhoşların en çok humarı bir gündür,
    benden ise bir an dahi gitmez neşesi.

    âfet o şeker sözlü, dudaklarsa ateş,
    bir fitne bakışlıdır ki; yoktur ona eş!
    dün geldi güzel yüzlüm uyandırdı da beni,
    "kalk, kalksana artık!" dedi "bak doğdu güneş!"

    vuslat ümidim söndü o an, gelmeyecek!
    aşktan el etek çekmeliyim, öyle gerek.
    gönlüm buna "olmaz" dedi "asla olmaz!"
    baktım ona, baş çevirdi gülümseyerek.

    bağlarda menekşe, lale, gül; misk saçar,
    güller gibi ay yüzlü güzeller de açar,
    billur gibi zerre zerre sû, ırmaklar,
    hep bahane hep, yalnız o, yalnız o var.

    gök kubbemizin bir teki o eşsiz dilber,
    dün istedi oynamak; kuluylâ beraber,
    "tek çift oyununda tek misin çift mi?" dedi
    "âlemde" dedim "tek! ikimiz çiftsek eğer."

    hırsızlama, bahçesinden gül aldım ben!
    korkuyla diyordum "beni yoktur ya gören!"
    yükseldi kulağımda onun tatlı nefesi;
    "olsun feda gülüm! bağı da al istersen."

    dar goncasını terk ederek, gül sultan,
    bin nazla açıldı, çıktı sarayından,
    tahtında oturmuştu çemen ülkesinin,
    hâsetle sarardı, gamzeni gördüğü an!

    gel! gel! yine gel! her kim olursan yine gel!
    kâfir ya mecûsî, ister puta tapan ol yine gel!
    yoktur kapımızda hiç ümitsizlik, bilesin!
    yüz kerre tövbeni bozsan da yine gel!

    hep tortulu, hep safım, dinim hem küfürem,
    hem pir olurum, hem çocuğum, gencim hem,
    ben öldüğüm an "öldü" değil şöyle deyin;
    "ölmüştü dirildi, geldi dost aldı o dem."

    senden taze, senden yeşil olmaz bahar!
    senden daha parlak olamaz mehtaplar,
    senden güzel uyanan seher yoktur, yok!
    senden daha tatlı bir şeker nerede var?

    düşsün ona isterim, zalim bir dilber,
    gördükçe cefâ-naz onu sevsin, bin beter,
    âşıkların anlasın ve görsün hüznünü,
    aşk ver ona rabbim! ona aşk ver! aşk ver!

    gelsin bana fitne, güzel eş olsun,
    yıldızlara hükmetsin o, güneş olsun.
    kanlar dökecek alevli gönlün sahibi,
    deryâda da sönmeyen bir âteş olsun.

    bir bûse deyince, verdin altı öpücük,
    bir usta çırağısın, bu besbelli küçük!
    lütûf ve güzelliklere attın temeli,
    senden geliyor dünyaya, binbir hürlük.

    insanda hüner bilgi değil, meziyet,
    ahdinde-vefasında oluşturasın kıymet.
    mert insanı isteğince, gönlünce öv!
    söz erleri; her övgüye lâyıktır elbet!

    yükseldi mi aklıyla, yahut ilmi mi var?
    darlıklara düşmüştür o, rızkını arar,
    çok kimsede yok amma akıldan nasip,
    akl yerleri malla dolmuş, olmuş anbar!

    gök kubbeyi bir gözdeki bebek görürüm,
    kudret görürüm o gözde; melek görürüm,
    sen ey! şaşı; görmektesin amma teki çift,
    tam tersine; ben çiftleri hep tek görürüm."

    mevlana / rubailer
    0 ...
  2. 899.
  3. 898.
  4. iyi ki geçiyorsun zaman!... ya acının en derinime işlediği bir anda dursaydın. sözünün sahibi büyük şair.
    1 ...
  5. 897.
  6. yokluk, varlığın aynasıdır.

    insan gözden ibarettir aslında, geri kalanı cesettir, göz ise ancak dostu görene denir.
    hz. mevlana celaleddin rumi.

    0 ...
  7. 896.
  8. Kısmet etmiş ise Mevla;
    El getirir, yel getirir, sel getirir.

    Kısmet etmez ise Mevla;
    El götürür, yel götürür, sel götürür.
    1 ...
  9. 895.
  10. --spoiler--
    ama dön desem
    seviyorum seni gel desem
    seni nasıl özledim bir bilsen
    --spoiler--

    mevlana
    1 ...
  11. 894.
  12. Konya'da yaşamış. Yüzyıllar öncesinden günümüz dünyasına gel diye seslenen. Allah aşığı. Bir sözü binlerce sayfalık kitaba denk olan ilim sahibi ve tasavvuf adamıdır.
    1 ...
  13. 893.
  14. kendisiyle tanışmayı çok isterdim
    sohbetini dinlemeyi
    duasını almayı
    konuşabilmeyi...

    sözleriyle insanın hayatını etkileyebilir pekala, tabi ki olumlu şekilde.
    2 ...
  15. 892.
  16. “Hamuş” derdi Mevlana kendine. Yani Suskun.
    Düşündün mü hiç bir şairin, hem de nâmı dünyayı sarmış bir şairin, yani işi gücü, varlığı, kimliği ve hatta soluduğu hava bile kelimelerden müteşekkil olan ve elli binden fazla muhteşem dizeye imza atmış bir insanın, nasıl olup da kendine SUSKUN adını verdiğini..?
    Kâinatın da tıpkı bizimki gibi nazenin bir kalbi ve düzenli bir kalp atışı var.
    Seneler var ki nereye gidersem gideyim o sesi dinledim. Her bir insanı Yaradan’ın emaneti saklı bir cevher addedip, anlattıklarına kulak verdim. Dinlemeyi sevdim. Cümleleri, kelimeleri ve harfleri... Oysa bana bu kitabı yazdıran şey som sessizlik oldu. Mesnevi’yi şerh edenlerin çoğu bu ölümsüz eserin “b” harfiyle başladığına dikkat çeker. ilk kelimesi “Bişrev!”dir. Yani “Dinle!” Tesadüf mü dersin ismi “Suskun” olan bir şairin en kıymetli yapıtına “Dinle!” diye başlaması. Sahi, sessizlik dinlenebilir mi?*
    1 ...
  17. 891.
  18. aklın hudutlarını aşan engin bilgisi ile tüm inanan ve inanmayan insanlara yol gösteren bazılarının doğruluğundan emin olduğu ancak kibire yenik düşüp inanamadığı büyük islam alimi .

    allah ondan binlerce kez razı olsun . siz bakmayın onun hakkında uydurulan safsatalara hz. mevlana dünya çapında bilinen tanınan bir islam alimidir . tanımak istemeyen nerden tanıyacakda bilecek .

    bazı bozuk zihniyetler kibirlerinden dolayı kendilerinden daha üstün insanların olmadıklarına inandıkları için kabul etmezler .

    heleki kafirler kudururlar ama yinede bulaşmadan edemezler o inanmadıkları konulara buda onların içten içe inandıklarını ancak kibirlerinden dolayı kabul edemediklerini gösterir .

    madem allah a inanmıyorsun ne işin var hz.mevlana başlığının altında yani .

    her canlı ölümü tadacaktır bitti işte kafirde ölerek bunu doğrulayacak müslümanda satanistde ateşe tapanıda öleceksin işte daha ne kıvranıyosun ki .

    dedelerin ölmedimi ee demek ki neymiş her canlı ölümü tadacakmış bundan daha gerçek ne olabilir ki .

    inkar etmek çok kolay yok öyle bişey dersin kendini kandırırsın olur biter pekiiiii ya ölüm geldiğinde ?

    belki bu gece belki önümüzdeki pazar nerden bilecez ? acı bi frende olabilir kırmızı ışık bi kanser bir aids bunlar ve sayısız ölüm sebebi yokmu var neden ? ölmemiz için .

    zamanda su gibi geçiyor yani ölüm hızlı yaklaşıyor demek .
    0 ...
  19. 890.
  20. vahşi moğolların müslümanlaşmasında önemli rol oynamış gönül insanı. cahiller hakkında atıp tutadursunlar, kimse dünyadaki en büyük işgal hareketini atlar üzerinde gerçekleştiren koskoca moğol devletinin nasıl olup da daha sonradan müslümanlığı kabul ettiğini düşünmüyor. moğollar türkleşti, moğollar müslümanlığı kabul etti deniliyor ama sanki kendi kendilerine araştırıp bulmuş gibi anlatılıyor. akıl var mantık var bu adamlara türk kültürünü, islamı kim anlattı kim sevdirdi? hani islam hep savaşla yayıldı diyorlar ya o zeki arkadaşlar moğolların hakim konumdayken türkleşip müslümanlaşmasını da açıklasın bakalım.
    1 ...
  21. 889.
  22. Cahille girme münakaşaya. Ya sinirini zıplatır tavana, ya da yazık olur adabına." /Hz. Mevlana/
    2 ...
  23. 888.
  24. sanıldığının aksine, islam'a uzak budizm'e yakındır.
    0 ...
  25. 887.
  26. "ya kırdığın gönlü allah seviyorsa? bilemezsin. bilseydin, ödün kopardı. dokunamazdın."
    2 ...
  27. 886.
  28. mevlanaya "neyi bilirsin?" diye sormuşlar "haddimi bilirim." demiş.
    Descartes ise aynı soruya " bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir." demiş.
    Bence dünya çapında olduğu kesin olan düşünürdür.
    0 ...
  29. 885.
  30. ''sıkıntı yok efendiler;
    dert, insana yol gösterir..''
    1 ...
  31. 884.
  32. ah yar!
    ah! yoluna can diye diye benden geçtiğim.
    ah suskunların şahı.
    bir çözebilsem boynuma doladığın sessizliğin düğümünü.
    bir yudum harf düşse hisseme alfabenden.

    yalın ayak çıktığım yokuşlarında düşmeden bir yürüyebilsem.
    öyle bir acı ki bu!
    nasıl anlatılır bilmem.
    kırsan kırılmaz büksen bükülmez.
    ateşler yakmaz sular söndürmez!
    söylesene yar!
    heybemde tevekkülden gayrı ne var?
    0 ...
  33. 883.
  34. mevlana :aşka uçmadıktan sonra kanatlar neye yarar.

    yunus emre :aşka vardıktan sonra kanadı kim arar.

    sanırım bu sözler ikiliye ait. ve sosyal medyada sıkça karşılaşıyorum. bu sözler sanki yunus emre, mevlana ya kapak yapmış gibi gösteriliyor. lan allah ın malı. sözleri az incele. gel beraber yapalım.

    mevlana; aşka uçmadıktan sonra, aşka gitmedikten sonra, aşk uğruna çaba göstermedikten sonra; kanat neye lazım olacak demiş.aşkın ne kadar yüce olduğunu söylemek istemiş. söylemiş.

    yunus emre:aşık olduktan sonra,aşkı bulduktan sonra; kanatın aranmayacağını söylemiş.yani demiş ki aşk yüce.ona ulaşınca kanat akla bile gelmez.

    her ikiside aşkın ne kadar yüce olduğunu söylemiş gördüğümüz gibi. daha sen neden bunu çarpıtıyorsun.

    he bide sadi şirazi var. ona girmek bile istemiyorum.
    1 ...
  35. 882.
  36. " Bu dünyada neyi çok istersen,
    o senin imtihanındır. " Mevlana
    2 ...
  37. 881.
  38. islamla alakası olmayan adam. islamın şiddet içeren kısımlarının zerresini içine almamıştır. ama malesef müslüman arkadaşlar, mevlananın ki gerçek islam değil. kusura bakmayın.
    1 ...
  39. 880.
  40. nedendir bilmem okuduğum bir kaç hikayesini çok erotik buldum.. ama bilen biri olduğu kesin..
    0 ...
  41. 879.
  42. tarihin arka odası'nda bu hafta yapılan sohbetlerden anlaşıldığına göre mevlana c. rumi sarışın ve çekikçe gözlü imiş. meşhur minyatürüne alıcı gözle bakınca yorum mantıksız görünmüyor gerçekten de.
    0 ...
  43. 878.
  44. Yüce insan. Her insana böylesine sevgiyle yaklaşabilen başka bir insan var mıdır acaba?

    "Ya olduğun gibi görün, ya göründüğün gibi ol."
    1 ...
  45. 877.
  46. 'Gene gel gene gel, her ne olursan ol gene gel.
    Kâfir isen de, Mecusi isen de, putperest isen de gene gel.
    Bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değil.
    Yüz kere tövbeni bozmuş olsan da gene gel!.

    bu sozler mevlana ya ait degildir.

    hz. mevlana deyince herkes aynı dizeyi hatırlar: "ne olursan ol yine
    gel"... bu dizenin hz. mevlana'ya ait olmadığı iddia edildi.
    mevlana gel demedi
    23 kasım akşamı geç saatlerde başlayan ve 24 kasım'ın ilk gün
    ışıklarına kadar devam eden bir tv programı pek çok kişinin ezberini
    bozdu. programda prof. dr. ilber ortaylı ve murat bardakçı, "gel, gel
    ne olursan ol yine gel" dizelerinin mevlana'ya ait olmadığını söyledi. iki
    isme destek, konunun uzmanlarından prof. dr. iskender pala ile prof. dr. mahmut erol kılıç'tan geldi.
    onlara göre de bu dize mevlana'nın hiçbir kitabında yer almamıştı. şiir, orta asyalı ünlü sufi ebu said ebu'l hayr'ındı.
    "tanrı öldü", "geldim, gördüm, yendim", "dünyanın bütün işçileri birleşin", "ama yine de dönüyordünya" cümleleri nasıl nietzsche, napoleon bonaparte, karl marx ve galileo ile birlikte anılıyorsa "gel, gel ne olursan ol yine gel" dizeleri de mevlana celaleddin rumi ile o kadar özdeş. ancak şimdi budizelerin mevlana celaleddin rumi'ye ait olmadığı ortaya çıktı.
    23 kasım gecesi habertürk televizyonunda fatih altaylı'nın programına katılan gazeteci murat bardakçıve prof. dr. ilber ortaylı dile getirdi bu gerçeği. divan edebiyatı araştırmaları üzerine çalışmalarıylatanınan prof. dr. iskender pala ve tasavvuf tarihi araştırmalarının önemli ismi prof. dr. mahmut erolkılıç da bardakçı ve ortaylı ile aynı fikirde.
    dizeler mevlana'dan önce yaşamış başka bir mutasavvıfa, ebu said ebu'l hayr'a ait. mevlana'nınbeyitlerinin yer aldığı farklı divan-ı kebir nüshalarında bu dizeler alıntılanmış. ancak son yıllarda yayımlanan karşılaştırmalı metinlerde bu tartışmalı beyitler ayıklanmış. şiirin anlamı değişti 23 kasım akşamı geç saatlerde başlayan ve 24 kasım'ın ilk gün ışıklarına kadar devam eden bir tv programı pek çok kişinin ezberini bozdu. habertürk televizyonunda yayınlanan teke tek programının konukları gazeteci murat bardakçı ile tarihçi prof. dr. ilber ortaylı'ydı. osmanlı tarihinden başlayıp güncel meselelere kadar uzanan programda bir ara söz döndü dolaştı orhan pamuk'a geldi. hemen ardından da izleyicilerden e-mail'ler gelmeye başladı teke tek'e. bu e-mail'lerden bir tanesinde bir izleyici mevlana celaleddin rumi'yi intihal yapmakla suçluyordu: bir başka şairin dizelerini mevlana kendi kitabında kaynak göstermeksizin yayımlamıştı. bu, mevlana ile
    özdeşleşen "gel, gel ne olursan ol, yine gel / ister kâfir, ister mecusi, ister puta tapan ol, yine gel / bizim dergâhımız ümitsizlik dergâhı değildir / yüz kere tövbeni bozmuş olsan da yine gel!" şiirinden başkası değildi. programda ilk itiraz prof. dr. ortaylı'dan geldi; "ne münasebet. mevlana'nın hiçbir kitabında bu dizeler bulunmaz. bu şiir mevlana'dan sonra ona isnad edilmiştir. intihal suçlaması mesnetsizdir" dedi.
    murat bardakçı da şiirin ebu said ebu'l hayr'a ait olduğunu söyledi. şiir de zaten bizim anladığımızın dışında başka manalar da taşıyordu ve bu farsça aslında yapılan kelime oyunlarının arkasına saklanmıştı. ebu'l hayr burada "gel" derken "pişman"lıkla eş anlamlı bir kelime kullanmış, çağrısını aslında "islam'a gel" olarak yapmıştı.
    prof. dr. ortaylı ve bardakçı'ya destek, prof. dr. iskender pala ve prof. dr. mahmut erol kılıç'tan geldi. pala, divan edebiyatı üzerine yaşayan en önemli uzman olarak kabul ediliyor. prof. dr. kılıç ise tasavvuf tarihi konusunda araştırmalarıyla tanınıyor.
    manası mevlana ile uyumlu iskender pala'ya göre bu sadece mevlana celaleddin rumi'nin başına gelmemiş: "yunus emre'ye ait olmayan pek çok şiir ona isnad edilir. tüm güzel sözler en ihtişamlı olana dayandırılır. döneminde de mevlana'nın eserleri en önemli ve güzel eserlerdi. dolayısıyla halkın arasında bilinen, beğenilen beyit ve
    dizeler mevlana'ya izafe edildi. bahsi geçen dizelerin hiçbirisi mesnevi'de, mevlana'nın kitaplarında yer almamıştır." hatta bazı meşhur beyitler zamanla atasözüne dönüşmüş. bunu da iskender pala, şiirin şairden daha meşhur olmasına bağlıyor. fıkralarda da nasrettin hoca'nın başından geçmeyen pek çok lay, sanki hoca'nınmış gibi anlatılmakta prof. dr. pala'ya göre. tasavvuf tarihi alanında yaptığı çalışmalarla bilinen prof. dr. mahmut erol kılıç da iskender pala gibi düşünüyor. "gel, gel ne olursan ol, yine gel" dizeleriyle başlayan şiirin içerik itibariyle mevlana'nınfelsefesine aykırı olmadığına dikkat çekiyor. bu yüzden bu yanlışlık günümüze kadar gelmiş; "mana olarak şiir mevlana'ya aykırı değil. mevlana'nın eserleri karşılaştırmalı metin olarak son 15-20 yılda basılmaya başladı. böylece metinler arasında farklılıklar ortaya çıktı. zaten mesnevi'de böyle bir problem yok. sadece divan-ı kebir'in nüshalarına bu gözle bakmak lazım."kılıç'ın anlattığına göre bazı divan-ı kebir nüshalarında beyit sayısı 60 bini buluyormuş. bazılarında isebu rakam 15 binde kalmış. "bu fark anlaşılabilir ve kabul edilebilir bir fark değildi" diyor prof. dr. kılıç. iran'da hazırlanan son "karşılaştırmalı metin" çalışması tüm bu tartışmalara son vermiş; "iran'da
    basılan divan-ı kebir'in karşılaştırmalı nüshası çok titiz bir çalışmanın ürünüdür. daha sonra içine katılan farklı şairlerin şiirlerinden temizlenmiştir. artık elimizde temel alacağımız, temiz bir nüsha var. sözünü ettiğiniz şiir de mevlana'dan sonra hazırlanan bazı divan-ı kebir nüshalarında vardı. ama kesin olarak bu şiir mevlana'nın değildir. şairi, yine çağının büyük mutasavvıflarından ebu said ebu'l hayr'dı."
    0 ...
  47. 876.
  48. Okundugunda hemen anlasilamayan, okuyup biraz dusunuldukten sonra anlasilan, harika sozlere sahip, secilmis ve ozel insan.
    2 ...
© 2026 uludağ sözlük