birçok insanı eli boş bırakmış dizidir. bunun nedeni, herkesin her şeyi cevaplayacaklarını ummasıydı. ama daha önce de bir yazar arkadaşımızın belirttiği gibi, lost bir drama dizisiydi. her neyse, final bölümüne ve lost dizisine ait son spoiler;
--spoiler--
en son sahnede havadaki uçağın bir an ortadan ikiye ayrılacağını sandım.
--spoiler--
ayrıca, lost kendi içinde anlamlı bir ironiyi barındıran dizi oldu.
--spoiler--
desmond un tıpayı çıkarmak için girdiği çukur sahnesi ile tarkan ın kırılan kemiklerinin kaynaması için girdiği lavlı havuza girdiği sahne tıpatıp benzerdir.
--spoiler--
bu arada bu amına koyduğumunun dizisi (bkz: sons of anarchy) nin yanında arka sıradakiler gibi kalır.
Finali henüz seyretmedim, seyredemedim. 6 yıllık olmasa da 3 yılı paylaştığım en iyi arkadaslarimdandin, tatillerimizi saymazsak hafta da bir mutlaka gorustugum beni bazen huzunlendiren bazen Güldüren ama çoğunlukla kafamı karıştıran güzel anılar paylastik ve sen simdi veda ediyorsun senin için kötü bitirdi diyorlar ama ben onlara inanmiyorum sen bunu bana yapamazsın..
--spoiler--
lost diye bi dizi yokmuş aslında... Sende hatırladın mı? yaaa....
--spoiler--
--hafif spoiler--
Bu arada cevaplanmamış sorular var;
-hurley diye bağıran kuş
-ben'in söz ettiği istediğin herşeyi getirebilecek kutu
-jacob ın kulübesindeki ihtiyar herif kimdi
-kara dumanın sesi niye böyle
-walt'a nooldu? aaron'a nooldu?
vs vs...
-tavaret heykelinden ve içinde ne olduğundan hiç bahsedilmedi
-sayıların sözü bile geçmedi (jacob ın sayılara bir ilgisi olduğu dışında(!) )
ayrıca;
-nikki, paulo ve eko dan hiç bahsedilmedi.
-madem flashside lar araftı, keamy filan tekrar mı öldü?
--hafif spoiler--
üstteki sorulardan herangi biri açıklandıysa da ben kaçırdıysam lütfen öm atın...
finaliyle, sevgimizi ve sadakatimizi boşa çıkardığı söylenen dizi. seyretmedim finali, seyretmiycem de, anılarımda hep o benim sevdiğim lost olarak kalsın istiyorum...
zamanında herkesler lost lost deyince lan ne menem şeymiş bu lost deyip netden uyumadan izlediğim 2 sezondan sonra dizilerin kralı buysa vay halimize dedim. sonra izleyenlere acıdım resmen insanlarla taşak geçen öyle son bölümü ilk bölümden felan hesaplanmamış tam tersi bölüm bölüm taşak geçe geçe götlerinden uydurdukları bir dizi 6 sene izleyenler varmış yuh.
ilk 3 sezonu mükemmelden öte olan, sonraları ilk konudan sapan, birkaç kademe düşse de yine de mükemmel olan ve bu akşam 20.00'da son kez buluşulup 00.00'da veda edilecek olan efsaneler listesinde çoktan yerini almış dizi.
--spoiler--
o değil de desmond taşı çekip ortalığı birbirine katınca bir anda jacob'ın ortaya çıkıp "al kırdın kırdın" diye desmond'a çemkireceğini sandım.
--spoiler--
şimdi hiç 'yaee abi keşke hiç izlemeseydik, 6 yıla yazık' gibi geyiklere girmiycem; öncelikle belirteyim dedim. izlediğime hiç pişman değilim çünkü, her çarşamba yaşattığı heyecan yeter(di-ühüüü*).
ama o nasıl finaldi ya. hadi şimdi onca bölümün sezonun hatrı var bişey demiyim diyorum ama, o nasıl finaldi ya. e ben bişey anlamadım ki. öyle teori üretebilen biri de değilim ki. o yüzden yardımsever yurdum insanından açıklama bekliyorum bi zahmet.
şöyle ki; şimdi bu alternatif zaman şeysi tam olarak nerde duruyo? yani bunlar adada öldüler de orda yaşamaya devam ettiler desem; değil, çünkü uçakla kurtulanlar oldu. ayrıca ben ve hurley ne ayak? e o zaman nasıl yani, ne?soruyu bile soramıyorum doğru düzgün, e anlamadım ki bişey çünkü?
ayrıca tebrik ediyorum senaristleri, çünkü önceki sezonlarda aklıma gelen bi sürü soruyu unuttum bile. o yüzden bi tek bunu merak ediyorum. evet.
biten efsanedir. Ne olursa olsun ki lost hayatımıza kattığı kavramlarla yeni bir çığır açmıştır.
--spoiler--
Beklenildiği gibi Flocke adadan giderse ne olacak gösterilmedi. Bunu göstermeleri için 2 sezon daha yapmaları gerekiyordu zaten çok kolay değil. iyiler kazandı. Ama anladığımız kadarıyla flashsideways denilen alternatif evren denilen bir nevi araf. Ölen kişilerin hayatlarına "move" etmeleri için toplu halde buluşmaları gerekiyor. Kilisede buluşuyorlar bence. Ve hayatlarına yada ölümlerine devam ediyorlar. Şimdi bizim gördüğümüz ölümler zaten belli Shannon, Boone, Charlie, Jack, Juliet falan. Bizim görmediklerimiz ise uçağa binenler: Sawyer, Kate, Claire. Adadakiler bernard,rose, benjamin, desmond, richard. Christian Shephard'ın dediği gibi adadakiler ve uçağa binenlerde ölümü tattılar ve Araf'ta kendilerinin olmayan bir hayat sürmeye başladılar. Bir nevi ceza gibi aslında. Locke'un hastanede dediği "you dont have child Jack" sözü de buna kanıttır. Kısacası ana kahramalarımız bir şekilde gerçek hayatlarında öldüler. Bazısı uzun yaşadı, bazısı kısa. Sonra bunlar bir kilisede toplanarak gerçek ölümü taddılar.
Diyebilirsiniz ki niye Ana Lucia, Mr.Eko ve diğerleri o kilisede değildi o zaman. Burda Faraday durumu açıklıyor bence. faraday ne demişti herkesin bir constantı var. Constantları birbirine bağlı olanlar kilisede buluştular. Bizim gördüğümüz, 6 yıldır izlediğimiz hikayede buydu açıkçası. Artz'ın yada diğerlerinin hayatına çok bağlı olunulmadı. Çünkü onlar figürandılar ve ana karekterler daha önemliydi. Bu teorimi desteleyen başka bir sebep de: Desmond'ın Ana Lucia için dediği "she is not ready now". Yani Ana Lucia Araftan çıkmaya daha hazır değildi. O yüzden de o kilisede bulunmadı.
Bir teorinin daha sonuna geldik. Ama 1.sezondan itibaren yazın izlemeyi planlamak güzel bir duygu. En azından herşeyi bilerek. Mr.Eko sen bir kahramandın. Jacob'ın kardeşi adın bile yok ama karizman yeter babacım içimizdesin. Charlie ve Claire siz en aşıklarsınız, ötekiler yalan. Jack fedekarsın ama gaysin ulan işte sevmiyorum seni, Sawyer figüran oldun çıktın amına koyayım senin, lapidus seni hiç biri anmadı ama sen var ya adamsın, adam. Adam gibi adam Frank Lapidus. Richard Jacob öldükten sonra paçayı iyi kurtardın. Ama saçındaki beyazlıklar bizi ağlatıyordu. Miles sen ne gereksiztin ya. Kate ablam eyvallah be, sana kısmet oldu Flocke. Juliet "it worked". Libby buldun Number One'ı hadi iyisin gene. Sayid oğlum hani senin Iraklı hatun, amerikan mandasına girdin resmen be. shannon kardeş hoş geldin, güle güle, kib ok bye. boone özlemişiz. Locke "man in faith" yine yaptı yapacağını. jacob saçmalıktın, iyiki vefat ettin, dinimiz süphaneke amin.
Çoğu karekteri andıktan sonra son paragrafımı özel bir isme ayırmak istiyorum: Benjamin Linus. Number Two olmanın "I will be honuoured" demenin, manipülasyonun gerçek gücüsün sen. Adayı muhtemelen birlik içinde tuttun, görevini sonuna kadar başardın. Hayatımıza girdiğin sezondan beri favorimdin. Seni unutmak imkansız. Baba büyüksün be. Sırf senin için Henry Gale için bir kez daha izlerim ben Lost'u.
Previously on Lost. Beyaz; siyahın üstüne son kez düştü.
--spoiler--
çevremdeki herkesin ağzından salyalar akıtarak anlattığı bu diziyi izlemeye çalıştım. ama tamamlayamadım. tüm dünya beğeniyor bir sen beğenmiyorsun diyenler yok değil. ama dizinin odak noktası olan gerilimler öyle anlık ortaya çıkan ve öyle zorlayan gerilimler ki sıkılmamak mümkün değil.
bu gerilimi yaratmak için bebek sesleri, çığlıklar, kan-revan görüntüleri yani yıllardan beri kullanılan ve artık bıkkınlık veren temalar kullanılıyor.kurgu içinde kurgu, rüya içinde rüya off of gerilimi zorla zorla nereye kadar, izlerken gülümseyen birini de görmüş değilim herkes gergin.
--spoiler--
ne efsanesi lan. hepsi rüyaymış diye bitti, ne efsanesi?
--spoiler--
gelmiş geçmiş en iyi dizi lost falan değildir. gelmiş geçmiş en iyi dizi yarışmasında 2 aday var:
--spoiler--
Yayinda ve yapimda emegi gecen herkesin isik cikan taraflarina, dizideki kaya tipanin girip adayi kurtardigi, dandik otesi final bolumudur.
--spoiler--
--- finali izlemeyen okumasin - spoiler --
1) jack dahil tum karakterlerin izledigimiz tum flashback'leri gercek dunya hayatlaridir. hepsi daha once flashback'lerde gordugumuz gibi farkli farkli sebeplerden oceanic 815 ucagina bindiler. ama sawyer conman, jack bekar bir adam, locke bobreklerini babasina kaptirmis bi looser (digerlerini siz doldurun) olarak ucaga bindi. yani 6. sezondan itibaren ogrenmeye basladigimiz hikayeleri gercek dunya hayatlari degil, paralel evren hic degil (bu onemli). bunun ne olduguna daha sonra deginecegim.
2) yasadigimiz dunya'nin icinde varolan ama belli kurallar cercevesinde ulasilabilen bi adamiz var. bu adanin kurallarini adanin jacob'i diyebilecegimiz kisi belirliyor. bu adanin iki onemli misyonu var. birincisi tum insanlarin yasam enerjisi adanin icinde (daha once cok yerinde bi sekilde) ab-i hayat diye belirtilen yerde muhafaza ediliyor. dogal olarak da ada yuzyillardir buradan haberdar bi azinligin da ilgi odagi. ikinci misyonu ise gercek dunyadaki hayatlarinda iyi bi insan olamayan bazi kisilere ikinci bi sans verilen ortam olmasi.
3) simdi gelelim asil kafa karistiran kisma. altinci sezondan baslayarak izledigimiz sahneler neyin nesi? bunlar dizide gordugumuz karakterlerin olmeden hemen once gercekle hayali birbirine karistirarak gordukleri yanilsamalar. yani aslinda jack'in hic oglu olmadi, sawyer hicbir zaman polis degildi, faraday hic muzige ilgi duymadi vs. sadece boyle bi hayatlari oldugu yanilsamasini yasadilar ve bu yanilsamanin icinde biri (desmond) gelip onlari mefta olduklari konusunda ayiltana kadar gercekligi yasadiklarini zannettiler. ( bu acidan malum "i see dead people" repliginin gectigi filmimiz ile benzerligi var). herkes desmond gelip onlari aydigi anda gercek hayatini ve o hayatin nasil sona erdigini hatirladi.
4) simdi soyle bi soru da sorabilirsiniz: ama bu adamlar ayri ayri yerlerde ayri ayri akibetlerle olduler, peki o zaman nasil hep bir anda kilisede toplanip ayni anda ahiret hayatina gecis yaptilar? bunun aciklamasi cok net bi sekilde cristian shephard da gizli. (finaldeki jack-cristian sahnesi dizinin gelmis gecmis en onemli aniydi. herseyin cevabi aslinda ordaydi bi nevi. bu sahneye yine donecegim. ) lostie'lerin hepsine kurtulmasi imkansiz bi kazadan kurtarilarak adada ikinci bi sans verildi. bunun neticesinde bazilari adada ilk haftalarda oldu (shanon, boone), bazilari adadan kurtuldu bi daha geldi oyle oldu (jack, ve yillar hatta yuzyillar sonra olecek olan hugo), bazilari da adadan kurtulup gercek dunyada gozlerini yumdu (kate, sawyer vs.). ama cristian shephard'in dedigi gibi herkes olum anindaki o birkac nanosaniyelik zaman diliminde ayni yanilsamayi yasadi. 815 sayili ucusun oldugu gune geri donuyorlar, ucaktan sapasaglam iniyorlar ve tamamen yanilsamalardan ibaret bi hayati yasiyorlar, ta ki desmond onlari ayiltana kadar. bu yanilsamalar gercek degil, hepsnin olmeden once zihninde canlanan hayaller. o yuzden zaman kavrami yok. herkes olurken bunu yasiyor (yeni ada koruyucusu hurley bile bunu yasiyor) ve "simdi" kavraminin olmadigi bu hayal evreninde kaderi ile yuzlesiyor. yani iyi bir insan olarak olmusse cennete, kotuyse cehenneme (dizi aslinda cehennem betimlemesinden ozellikle kaciniyor, daha cok cennete giremeyeceklerin kaldiklari yer demeyi tercih ediyor) gidiyor. bu nedenle de zaten son kilise sahnesinde michael, anna lucia, mr eko gibi karakterleri goremiyoruz. yani diziye gore onlar adada kendilerine verilen 2. sansi degerlendiremiyor, cennete gitmeyi hakedemiyorlar. ayrica ben'i de kilisenin disinda beklerken goruyoruz. ben kendisi cennet'e gitmeyi haketmedigini dusunuyor. belki de girmeye calissa da giremeyecek, orasini bilemiyorum.
5) tekrar christian shephard sahnesine geri donelim. dedigim gibi bu 2 dakkalik sahne lost'un bence en onemli sahnesiydi. ozellikle secilmis bi ayrinti ayrica onemliydi. arka plandaki vitraya tum dinleri temsil eden semboller islenmisti. kilisede boyle vitray olmasi absurddu ama verilen mesajla uyumluydu. oyle ya da boyle hepimiz oluruz ve arkada gordugunuz dinlerin de dedigi gibi bu hayat testinde yaptigimiz herseyin karsiligi olarak ahiret hayatimiz belierlenir. hangi dine inanirsaniz inanin bu is boyledir mesaji verdiler. kendilerince evrensel, kucaklayici olmaya calistilar.
6) bi de benim aklima hala kurcalayan bazi sorular var. ornegin, jacob gercekten adada ikinci sans verilenleri kendi mi seciyor, yoksa onlar zaten ilahi bir guc taraifnan zaten secilmis de jacob sadece gidip onlarla hayatlarinin belli bi noktasinda kontakt mi kuruyor. bana nedense ikincisi daha olasi bi alternatif gibi geliyor ama farkli yorumlamak mumkun.
-- finali izlemeyen okumasin - spoiler --
-- spoiler olabilir de olmayabilir de--
son olarak dizi finalinin bana hissettirdikleriyle bitiriyorum. son bolume binlerce cevaplanmamis soruyla giren bi dizi olarak lost final bolumuyle beni mutlu etti. bu diziyi ilk sezonunda bu kadar sevme nedenimiz olan duygu derinligini finalde bana doyasiya yasattilar. "hersey nereye baglanacak, nasil aciklayacaklar" sorularina odaklanarak izleyenlerin finaldeki pekcok guzel sahneyi es gectigini dusunuyorum. ornegin, juliette'in sawyer'a "it worked" dedigi an -bu bolum sezon finali olmasaydi- eminim bircok sozluk yazarina sayfalarca entry girdirecek cinsten bi andi.