"Her gün aynı saatte gelirsen daha iyi olur, dedi. Örneğin saat dörtte gelirsen, ben üçte mutlu olmaya başlarım. Seni beklerken her geçen dakika mutluluğum biraz daha artar. Saat dört olunca sevinçten ve meraktan yerimde duramaz olurum. Ne kadar mutlu olduğumu görmüş olursun ama herhangi bir zamanda gelirsen yüreğim saat kaçta senin için çarpacağını bilemez"
her sene, ya da en azından 2-3 senede bir, dönüp dönüp tekrar okunması gereken kitap.
"bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur. ve geceleri gökyüzüne bakarsın. herşeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana. belki böylesi daha iyi. yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin."
yazılmış en güzel kitaplardan... asla çocuk kitabı değildir, her yetişkinin okuması gerekir. her okudğumda ayrı ayrı düşündürtendir.
insanlar, dedi küçük prens, ne aradıklarını bilmeden hızlı trenlere doluşuyorlar. Endişe ve telaşla, aynı yerde dönüp duruyorlar. Bir an durakladıktan sonra ekledi: Çektikleri sıkıntıya değmez bu.
"insanlar binlerce, milyonlarca yıldızın birinde yaşayan eşsiz bir tek çiçeği seviyorsa yıldızlara bakmakla mutlu olur.<çiçeğim oralarda bir yerde de ama koyun çiçeği yerse sanki yıldızların hepsi birden sönüverir.bu da mı önemli değil?" Antoine de Saint-Exupéry.
liselerde çocuklara zorla dağ, göl, ova, bayır isimleri ezberletmek yerine okutulması gereken kitap. bu kitabın anafikrini anlayan, küçük prensin dünya görüşünü gerçekten hissedebilmiş hiçbir insan hayatta mutsuz veya başarısız olamaz.
--spoiler--
çiçeklerin hiçbir zaman, hiçbir işe faydası olmayan bu dikenleri neden bıraktıkları cidi değil de, nedir? kuzularla çiçeklerin savaşı önemli değil de, o al yanaklı şişko bayın toplamaları mı daha ciddi daha önemli? ve ben bu dünyada bir çiçek tanıyorsam, biricik bir çiçek ve günün birinde bir kuzu gelip de ne yaptığını bilmeden o çiçeği yerse, önemli değil mi bu?
--spoiler--
çocuk kitabı olmasına rağmen birçok çocuğun ergenliğinden yetişkinliğine unutamadığı,en az bir cümlesini ezbere bildiği ya da hatırladığı,aynı zamanda sempatik çizimleri olan kitaptır. yetişkinleri eleştirme tarzı çok hoştur.
--spoiler--
Büyükler sayılardan hoşlanır. Onlara yeni bir dostunuzdan söz açtınız mı, hiçbir zaman size önemli şeyler sormazlar. Hiçbir zaman: " Sesi nasıl? Hangi oyunu sever? Kelebek toplar mı?" diye sormazlar. "Kaç yaşındadır? Kaç kardeşi var? Kaç kilodur? Babası kaç para kazanır?" diye sorarlar. Ancak o zaman tanıdıklarını sanırlar onu. Büyüklere: "Pembe kiremitten bir ev gördüm, pencerelerinden sardunyalar, damında güvercinler vardı" derseniz, o evi bir türlü gözlerinin önüne getiremezler. Onlara: "Yüz bin franklık bir ev gördüm" demeniz gerek. O zaman: "Aman ne güzel!" diye bağırırlar.
--spoiler--
--spoiler--
"insanlar nerede?" dedi küçük prens."insan kendini çölde çok yalnız hissediyor."
"insanların içinde de öyle hissedersin" dedi yılan. "arada pek fark yoktur."
--spoiler--
Küçük prens tüm cesaretini toplayıp bir kraldan bir dilekte bulundu...
'' -Bir gün batımı izlemek isterdim, güneşe batmasını emredersiniz beni çok mutlu edersiniz.
''-Generalime, bir kelebek gibi çiçekten çiçeğe uçmasını emredersem yahut bir deniz kuşuna dönüşmesini... ve generalde bu emrimi yerine getiremezse kabahata kimde olur? Onda mı, bende mi?''
Küçük prens sizde dedi çekinmeden.
'' -Doğru dedi kral. Herkesten verebileceğini kadar istemek gerek''
hani bazı kitaplar vardır, insan bu zamana kadar neden okumadım diye kızar kendine. etkisinden kurtulamaz, kurtulmak da istemez. işte bu o. koyun çiçeği umarım yememiştir.