Sabah sabah fragmaniyla heyecanlandirmis artik filmi olacak olan kitap. Meslegime baslamamin ilk adimi. Ilk ceviri incelemem, ilk okumam. Ataturkun bir ceviride diktator, bir digerinde devrimci olarak cevrilmesi nedeni. Baslangic...
Filmi yapılmaktadır, ekim 2015'te sinemalarda olacakmış. Ilk fragmanı ise şöyle;
Le Petit Prince - La Bande annonce officielle: http://youtu.be/I9L1zRAlYYQ
'çocuğum sana söylüyorum yetişkinim sen anla' kitabı.
Kesinlikle ama kesinlikle yalnızca bir çocuk kitabı değil.
--spoiler--
küçük prens: "insanlar ekspres trenlere doluşuyorlar, ama ne aradıklarını bildikleri yok" dedi. "telaş içinde dört dönüp duruyorlar..."
sonra da ekledi: "boşuna..."
--spoiler--
Geceleri gökyüzüne baktığında, yıldızlardan birinde benim yaşadığımı ve orada gülüyor olduğumu bileceksin. Bu yüzden sana sanki bütün yıldızlar gülüyormuş gibi gelecek. Bütün dünyada yalnızca senin gülen yıldızların olacak.
Ve bunu söyledikten sonra yine güldü.
Ve üzüntün geçtiğinde çünkü zaman bütün acıları iyileştirir- beni tanıdığına memnun olacaksın. Daima benim dostum olarak kalacaksın. Benimle birlikte gülmek isteyeceksin. Ve zaman zaman, sadece bunun için gidip pencereyi açacaksın... Gökyüzüne bakarken güldüğünü gören arkadaşların buna çok şaşıracaklar. Sen de onlara: Ah, evet, yıldızlar beni hep güldürürler diyeceksin. Onlar da senin deli olduğunu düşünecekler. Görüyorsun, sana ne kadar kötü bir oyun oynadım...
Ve bir kez daha güldü.
Aslında ben sana bir sürü yıldız değil de, kahkaha atabilen bir sürü zil vermiş gibi oldum.
popüler kültürün yine içini boşalttığı ve
-abiiee bash ucu kitabeem. gibi sonuçlara neden olduğu nadide edebi eser.
ulan tamam güzel kitap, farklı okuyuşlarda farklı anlamlar çıkartılabilen bir kitap* ama nedir bu abartı, bu fulya. hayatında bir tane klasik okumamış insanların, sırf sosyal medyada kesitleri bu denli paylaşılıyor diye alıp okuduğu; ve her ne hikmetse bu insanların hepsinin, küçük prens çıkıverdiği mındar edilen sevdiğim kitap. mübarek biz dışında herkes o rakamlardan başka bir şey anlamayan büyüklermişde, bir tek biz küçük prens olmuşuz.
" insanlar nerde? " diye sessizliği bozdu sonunda Küçük Prens. "Çölde insan yalnız hissediyor kendini. "
" insanlar arasında da yalnızdır insan, " dedi yılan.
Nietzsche felsefesinden esinlenmiş daha doğrusu bu felsefe merkeze alınarak yazılmış kitaptır. Çocuk kitabı görünümünün altında değer felsefesi kavramları yatar aslında. Her insanın yücelttigi baş tacı yaptığı değerleri aslında yine kendisinin nasıl düşürdüğünü nasıl basitleştirdiğini anlatır.
"'benim yaşamım çok tekdüze," diye anlatmaya başladı. "ben tavuk avlıyorum, insanlar da beni. bütün tavuklar birbirine benziyor, bütün insanlar da... bu yüzden çok sıkılıyorum. ama beni evcilleştirirsen yaşamıma güneş doğmuş gibi olacak. duyduğum bir ayak sesinin ötekilerden farklı olduğunu bileceğim. öteki ayak sesleri beni köşe bucak kaçırırken, seninkiler tıpkı bir müzik sesi gibi beni çağıracak, sığınağımdan çıkaracak. hem bak, şu buğday tarlalarını görüyor musun? ben ekmek yemem. buğday benim hiçbir işime yaramaz buğday tarlalarının da hiçbir anlamı yoktur benim için. bu da çok üzücü. ama senin saçların altın sarısı. beni evcilleştirdiğini bir düşün! buğday da altın sarısı. buğday bana hep seni hatırlatacak. ve ben buğday tarlalarında esen rüzgârın sesini de seveceğim... "
tilki uzun bir süre küçük prense baktı. sonra da, "lütfen... evcilleştir beni!' dedi."
bunları okuduktan sonra aşk belki de evcilleşmekti. tüm insanlara yabaniyken o' na evcil olmaktı.
canı cehenneme yetişkin kitabı denilen o saçma kitapların hepsinin.
okumam, sonra tekrar okumam, sonra tekrar tekrar okumam gereken,
okuman, sonra tekrar okuman, sonra tekrar tekrar okuman gereken kitap.
Büyükler sayılara bayılırlar. Yeni bir arkadaş edindiniz diyelim: onun hakkında hiçbir zaman asıl sormaları gerekenleri sormazlar. Sesi nasıl? demezler örneğin, ya da Hangi oyunları sever? Kelebek koleksiyonu var mı? diye sormazlar. Onun yerine. Kaç yaşında? derler. Kaç kardeşi var? Kaç kilo? Babası kaç para kazanıyor? Ancak bu sayılarla tanıyabileceklerini sanırlar arkadaşınızı. Eğer büyüklere, Güzel bir ev gördüm, kırmızı tuğlalı: pencerelerinden sardunyalar sarkıyor, damında ise kumrular var, derseniz, nasıl bir evden söz etmekte olduğunuzu bir türlü anlayamazlar. Ne zaman ki onlara, Yüz milyonluk bir ev gördüm, dersiniz, işte o zaman size, Oo, ne kadar güzel bir evmiş! derler gözlerini koca koca açıp.
yaşınız kaç olursa olsun okunması gereken bir kitap.
kitapta geçen sözler öylesine etkileyici ki 7 yaşındaki de 77 yaşındaki de bir mesaj alabilir.
"Gözler asıl görünmesi gerekeni göremez," diye yineledi Küçük Prens unutmamak için.
ara ara çıkarılıp okunması gereken kuran ve incilden sonra en çok okunan kitap olduğu idda edilen, fransa euro ya geçmeden önce parasında resmi bulunan efsane kitaplardan biridir.
--spoiler--
"generalime, bir kelebek gibi çiçekten çiçeğe uçmasını emredersem ya da bir tragedya yazmasını... yahut bir deniz kuşuna dönüşmesini... ve general de aldığı emri yerine getirmezse, kabahat kimde olur? onda mı bende mi?
küçük prens "sizde" dedi çekinmeden.
"doğru" dedi kral. "herkesten verebileceği kadarını istemek gerek. otorite her şeyden önce mantık ister. gidip de halka, kendilerini denize atmalarını emrederseniz, devrim yaparlar."
--spoiler--
"Bir yıldızda yaşayan bir çiçeği seviyorsanız, geceleyin yıldızlara bakmak hoştur ve geceleri gökyüzüne bakarsın. Her şeyin çok küçük olduğu gezegenimi gösteremem sana. Belki böylesi daha iyi. Yıldızım senin için herhangi bir yıldız olsun. Böylece gökyüzündeki bütün yıldızlara bakmayı seveceksin..."