kürtçe

entry1040 galeri158
    360.
  1. 359.
  2. alıntı
    Ancak Kürtçe; Türkçe ve Farsça ya da Arapça'nın bir lehçesi olmayıp özgün bir dildir. http://www.yg.yenicaggazetesi.com.tr/yazargoster.php?haber=16317
    alıntı

    gerisi detaydır, ıvır zıvırdır. tartışma bitmiştir.
    1 ...
  3. 358.
  4. 357.
  5. kürt yerleşim birimlerinde , halk istiyorsa eğer ; derhal esas eğitim dili olması gereken , resmi kurumlarda hizmet dili olması greken dil.
    3 ...
  6. 356.
  7. akp döneminde sırf ortalıgı karıştırmak için kullanılan dil. kürtler kimlik peşinde olmadıgı için yazılı bir metine sahip degillerdir.önceleri arapça ve farsça daha sonra türkçe dillerini kullandıkları için kürtçe biraz karman çorman bir dildir. kendi içlerinde bölge bazında farklılıklar arz eder.

    pkk yandaşları ise ülkede kürtçe konuşmak yasakmış gibi bu olayı proveke ediyorlar.
    kurtuluş savaşında evet kürtlerde savaştı ama bu savaşanlar içinde lazlarda, çerkezlerde hatta ermeni ve rumlarda vardı. buna dayanarak dil istemek biraz abest kaçar.

    birde sormak istiyorum dogu ile batı arasında ticaret yapan kürtlerin kaç tanesi kürtçe konuşur.bırakın ülkeyi geren konuları. düşünün bu ülkeyi nasıl kalkındıracagız nasıl adam edecegiz diye. ondan sonra sorunlar çorap söküğü gibi çözülecek.
    2 ...
  8. 355.
  9. kürtlerin dahi birbirleri ile konuşup anlaşamadığı bir dildir.
    (bkz: kürtçe anlaşamayıp türkçe konuşan kürtler/#10232300)
    ayrıca bir dili lisan yapan edebi unsurlar malesef bu dilde yoktur. edebi olmayan bir dilin de asaletinden bahsetmek olsa olsa provakasyon yapmak veya saçmalamaktır.
    yoksa dil dildir, afrika'da da var böyle diller, hem de binlerce. ama hiçbirisi lisan değil...
    4 ...
  10. 354.
  11. bir yemek çeşidi olduğu söylenmektedir.
    4 ...
  12. 353.
  13. dil değildir, lehçedir öncelikle. türkiye cumhuriyeti'nde konuşulması tamamen yasaklanmalıyken bazı yavşaklar bunu resmileştirmeye çalışıyor.
    cezası ölüm olmalı!
    2 ...
  14. 352.
  15. cahilliğin sembolüdür ülkemizde.
    6 ...
  16. 351.
  17. gidişat 10 yıl içinde kürtçe'nin türkiye'nin doğu illerinde tabelalar, ürün ambalajları, reklamlar, çağrı merkezleri, devlet kurumlarının internet siteleri gibi günlük hayat öğelerinde ikinci dil olarak varlığını göstereceği ve beş yıl öncenin aynı konudaki tartışmaları şimdi nasıl gülünç geliyorsa o zaman geldiğinde de şimdiki tartışmaların gülünç ve vakit kaybettirici olduğunun anlaşılacağını gösteriyor. turkcell geçtiğimiz dönemde diyarbakır'da çağrı merkezi açtı ve bu hareketinde gözettiği bölgeye göre hizmeti özelleştirme vizyonu gayet net anlaşılabiliyor. türkiye toplumunun bu şekilde dönüşümü mutlaka kürtçe'nin ikinci dil olarak öğrenilmesini de ülke çapında yaygınlaştıracaktır, iş yaşamında özellikle bu bölgeyi hedef alan sektörlerde bu dile ait bilgi aranan bir özellik haline mutlaka gelecektir. şahsen aktif olarak kullanacak yerim olacağını bilsem tıpkı diğer diller gibi basit temellerle bile olsa kürtçe öğrenmeye hazır ve istekliyim. şimdi kürtçe dendiğinde en fazla sinirleri zıplayanlar bile o dönem geldiğinde muhtemelen durumu yeterince kanıksamış olacaktır. bu ülkenin kuruluşunda gerektiği gibi iki dilli bir yapı yaratılmış olsaydı nasıl doğduğumuzda bunu tıpkı sıradan bir kanadalı veya belçikalı gibi kanıksamış olacak, ortada hiçbir gariplik görmeyeceksek merak etmeyin, bu kanıksamışlık sonradan da öğrenilebilir.
    2 ...
  18. 350.
  19. 349.
  20. Orta Doğu'nun Arapça, Türkçe ve Farsçadan sonra en çok konuşulan dördüncü dil olan kürtçe, Hint-Avrupa dil ailesinin Hint-iranî kolunun kuzey-batı irani grubuna girer. yani çok geniş bir köke sahip bir dildir.

    türkçe'den eskidir.
    0 ...
  21. 348.
  22. bilinmeyen bir dil olarak geçer meclis kayıtlarında, oysa bu dilde yayın yapan bir devlet televizyonu vardır. iki yüzünüze de sürteyim.
    0 ...
  23. 347.
  24. kürtlerin her zaman konuşması gereken fars lehçesi. güzelim türkçemizi o şiveleri ile kaba bir hale sokuyorlar.

    esas konuya gelisek; içinden arapça farsça, fransızca ve türkçe kelimeler çıkarıldığında kendilerine özgü sadece günlük hayatta derdini anlatacak bir kaç özgün kelime kalan, lord curzon'ın "ben onlara (kürtlere) alfabe verdiğim gün görürsünüz." cümlesiyle esas amacın açığa kavuştuğu, yapay bir konuşma kelimeleri topluluğu.

    kendine özgü bir grameri ve kelimelerin kendine özgü bir kökeni olmadığından bilimsel anlamda bir dil diyemiyoruz kürtçeye.

    mesela bir kürt içilen çaya avgerm der. av 'su' germ 'sıcak' anlamına gelir. çay nere sıcak su nere? böyle bişi işte.
    3 ...
  25. 346.
  26. karşı çıkanlara inat bu ülkede kıyamete kadar konuşulacak olan dil. siz kabul etmeyin, hor görün, kro diyin ama konuşacak olanlara dokunursanız onlar size boyun eğmeyecekler bunu unutmayın. (bkz: yumuşak başlıyım ama uysal koyun değilim)
    4 ...
  27. 345.
  28. yaklaşık 18 yıl önce dünyaya kaza eseri gelmiş canlıların bok atmaya çalıştığı dildir.

    edit: 10-15 olanları da varmış. nonik vampire zor spas.
    2 ...
  29. 344.
  30. yaşayan diler arasındadır.
    0 ...
  31. 343.
  32. 342.
  33. kulağa çok kaba gelen,telafuz olarak ork dili gibi olan dildir. e tabii konuşanların modelleri gördüğümüz zaman normal olarak karşılanıyo bu durum.
    3 ...
  34. 341.
  35. bir gün mutlaka özgürlüğüne kavuşacak olan dil.

    uzaklar yakındır.
    3 ...
  36. 340.
  37. bir gün zazaca ve lazca ile birlikte üniversitelerde kürsüleri açılmasını umduğum anadolu'nun güzel dillerinden biri.
    4 ...
  38. 339.
  39. konuşulduğu zaman olaya ''fransız kalmak'' söz konusu kalmadığım dil. kürtçe biliyor musun? sorusuna ''çat pat'' diye cevap verdiğim dildir.

    türkçe, ispanyolca, ingilizce ve arapça gibi halis muhlis ve kayda değer bir dildir. köken olarak beslendiği dil farsça'dır. türkiye, suriye, iran ve ırak ülkelerinde bir bölge olan mezopotamya da konuşulur.

    gırtlak dilidir, serttir.

    işin en acı tarafı ise; toplum içerisinde ecnebilerin dili konuşulduğunda veya öğrenilmeye çalışıldığında bir meziyet ve üstünlük olarak görülür. bahse konu olan iş bu dil mevzu oldu mu ''tu kaka!''...

    el insaf türk milleti...

    binlerce yıllık kardeşlikten söz edilir. ama gel gelelim kimse bu dil ile bir ''nasılsın?'' kelimesini bilmez. bu nasıl bir kardeşlik muhterem? insan ''kardeş'' olarak tanımladığı; yanı başındaki kültüre ve dile neden bu kadar yabancı?

    bir de bunun resmi statüko tarafından ele alınışı var ki; ironik mi ironik!

    90'lı yıllar ve öncesi, resmi kurum ve kuruluşlar bir yana sokakta dahi konuşmak yasaktı. konuşulduğu zaman toplum içerisinde psikolojik bir savaşa muhattap kalınırdı. toplum psikolojik savaş ile yetinmeye çalışırken, devletin asayiş ve güvenlik kuvvetleri şiddet içeren bir tutuma sahipti.

    son yıllarda şahsımı ve çevremi en şaşırtan olay ise; geçtiğimiz günlerde istanbul taksim meydanı'nda ismek çadırları için kurulmuş ve dev kolonlardan kürtçe şarkılar söylenmiştir.

    demek ki ne imiş? no panic!

    son kelam için;

    allah (c.c buyuruyor ki;)

    göklerin ve yerin yaratılması ile dillerinizin ve renklerinizin ayrı olması, o´nun ayetlerindendir. şüphesiz bunda, alimler için gerçekten ayetler vardır. (30/22)
    4 ...
  40. 338.
  41. dünya üzerinde , ezelden beri devlet kuramamış bir zümrenin dilidir.
    3 ...
  42. 337.
  43. --spoiler--
    Anadolu, jeopolitik konumu yönünden , tarihin her safhasında çok güçlü medeniyetlere sahip olmuş ve kültür varlığını her zaman hissettirmiş, dünya tarihinin anahtar bölgesidir.

    Bugün, Anadolunun sırlarla örtülü kültür mirası, hayret edilecek bir zenginlikte ve el değmemişliktedir.

    Birbirinden zengin uygarlık izlerinin bulunduğu Anadolunun her köşesi, gizlerle doludur.

    Doğu Anadolunun da, Anadolu tarihinde önemli bir yeri vardır. Hemen hemen 20 nci yüzyılın ortalarına kadar Doğu Anadoludaki tarih öncesi yerleşim bölgeleri hakkında hiçbir bilgiye sahip değildik.

    Geçtiğimiz yıllarda Doğu Anadoluda keşfedilen sayısız kaya kabartmaları büyük heyecan yarattı. Bunlar, bu bölgenin tarih öncesi gelişimini birden bambaşka bir bakış açısıyla görmemizi sağladı.

    Doğu Anadoluda kaya kabartmaları esas olarak dört bölgede rastlanmıştır : Malatya- Adıyaman çevresi, Kars, Van ve yöresi, Hakkari Dağları...

    Türk Tarih Kurumu üyesi Dr. Oktay Belli, iÖ. 15 000 7 000 arasına ait Van yöresi kaya kabartmalarını gün ışığına çıkartmıştır. Hakkâri dağlarındaki Yedisalkım yöresinde, nehir yataklarının üstünde rastlanan mağaralarda tarih öncesine ait tanrı resimleri bulunmuştur.

    Bu sanat eserlerini yaratan insanlar hakkında bugün kesin bilgilere sahibiz. Çünkü benzer kabartmalara Doğu Azerbaycanda, Kohistanda, Altay bölgesinde ve Sibiryada rastlanmıştır. Bu kabartmaların ortaya çıkış sıklığı, bunların kesinlikle ilk Türkler dönemine ait olduğunu kanıtlamaktadır. Bu resimleri yapan insanlar, en eski Türk göçebe ya da yarı göçebe aşiret topluluklarına bağlıydılar.

    Gevaruk Ovasında(Hakkâri) ve Tirşin Yaylasında bulunan stilize kabartmalar için de aynı şey söylenebilir.

    Gevaruh ve Tir-i-şin kabartmaları, Erzurumdaki Cunni Mağarası ve Ayzanide ( Çavdarhisar Kütahya ) bulunan Zeus Tapınağının taşlarıyla büyük benzerlikler göstermesi açısından son derece önemlidir ; o yörenin eski Türk aşiretlerine ait olduğu anlaşılmaktadır.

    Bütün bu buluntular, tarih öncesi dönemde Doğu Anadolu ile Azerbaycan ve Sibirya bozkırlarının, ayrıca Türk boylarının anayurdu Altay yöresinin sanatsal ve kültürel merkezleri arasında yakın bir ilişkinin varolduğunu göstermektedir. Tarih öncesi dönemden günümüze, Orta Asyadan Anadoluya bütün gezginci, yarı göçebe ilk Türk ve Türk boyları arasında canlı bir ilişki süregelmiştir.

    Buluntular, genel anlamda: kaya üstü ve mağara resimleri,yazı elemanlarını içeren kaya resimleri ( petroglifler), yazıya geçişi gösteren kaya resimleri ve nihayet yazıtlar şeklindedir.

    Bunlardan :
    Van- Hakkari, Tir-i-şin Yaylasındaki buluntular iÖ. 15 000,
    Gevaruh Vadisindeki buluntular iÖ. 10- 8 000,
    Hırkanis Suyu, Mazur Vadisi buluntuları iÖ. 8 000e tarihlenmektedir.

    Ünlü tarihçi Kâzım Mirşan, Anadolunun tamamındaki bilinen buluntuların hemen hemen tamamını okumuş ve kayda almıştır.

    ANADOLU KAYA RESiMLERi VE YAZITLARI

    Bazı batılı ülkeler, Türkleri Anadoludan kovmak, ya da en aşağı Anadoluda Türkleri etkisiz hale getirmek ve her şeyin üstünde Doğu Anadoluda çıkarlarına en uygun yapay devletler oluşturmak için büyük çaba içindedir.

    Oysa, aksi tüm iddialara rağmen Anadolu, tarih boyunca bir Türk vatanıydı.

    Anadolunun her yerinde, özellikle Doğu Anadoluda bulunan kaya üstü ve mağara resimleri, yazı elemanlarını içeren kaya resimleri ( petroglifler), yazıya geçişi gösteren kaya resimleri ve nihayet yazıtlar bu fikri doğrulamaktadır.

    Araştırmacı- Tarihçi Kâzım Mirşanın, okuyup kayda aldığı bazı buluntular şunlardır:

    ÇiLGiRi YAZITI:
    Doğu Anadoluda, Ön- Türk dil ve düşüncesi hakkında geniş bilgi veren, ilk Ön- Türk yazıtıdır. ilk ve en eski olması nedeniyle bütün Anadolu uygarlık tarihinin en eski yazıtı dememiz mümkündür.

    45 santimetre çapında, mermer bir silindirdir. Ortasındaki haç ve kenarındaki çok sonraları kazınmış olan Ermenice yazı nedeniyle Ermeni Mezar Taşı sanılmıştır. Kâzım Mirşan, Ermenice yazıların sonradan kazınmış olduğunu belirlemiş, Ön- Türklere ait damga ve yazıları çözmüştür.

    içeriği tam olarak anlaşılamadan, sadece üzerindeki yazılar sebebiyle Van Müzesinin bahçesinde açık havada tutulurken, önemi kavrandıktan sonra, kapalı alana alınmıştır.

    TiR-i-ŞiN YAZITI:
    Tir-i-şin Yaylasının 8 km. kuzey doğusundaki Tahtı Melik Zirvesinde ele geçen petroglif (yazı elemanı içeren kaya resmi) , iÖ. 6 000lere tarihlenmektedir.

    Mirşanın açıklamasına göre, petroglifin içeriği, (Mukaddesata erişen, ölen kişinin GÖKTE ASILI KALMASI...), yani tekrar doğmak üzere cennette yer alması, demektir. Bu da, iÖ. 6 000lerde, Ön- Türklerin tek tanrı inancına sahip olduklarının ifadesidir.

    BAŞET PETROGLiFi:
    3720 metre yükseklikteki Başet Dağında bulunmuştur. iÖ. 4 000lere tarihlenmektedir. Bu petroglifle, damgaların, satır, dizi halinde sıralandığı, düşüncenin düzen kavramına vardığı seçici olduğu bir döneme girilmiştir.

    Kâzım Mirşan, petroglifin içeriğini şöyle açıklamaktadır : ( Kutsal majestelerinin günahsız ruhlarının toplandığı yere uçuşu)

    Burada, ruhların toplandığı yer, ileriki yıllarda, cennet kavramına dönüşmüştür.

    CUNNi MAĞARASI YAZITLARI:
    Erzurum -Karayazı ilçesi Salyamaç Köyü yakınlarındadır.
    Mağara duvarlarına işlenmiş olan yazılar, Ön- Türklerin Doğu Anadolu yaylasından Anadolu içlerine doğru ilerlemiş olduklarını göstermektedir. Bu mağara yazıtlarını Prof. Dr. Hâmit Zübeyir Koşay bulmuş, yazıtların tamamını Kâzım Mirşan okumuştur.

    Mirşana göre, iÖ. 3 000lere tarihlenen Cunni Mağarası, bir ATEŞ EVidir.
    Yazıtlardan Cunni Mağarasında Kral ISUB-ÖGün gömülü olduğu anlaşılmaktadır. Tabii, gömülü olan kralın külleridir.
    Yine Mirşana göre, buradaki bazı yazıtlar, hiyerogliften önce hiç sözü edilmeyen Mısır yazısına aittir. Ve bu yazı, Orta Asyadan Mısıra gitmiş olan Ön- Türklere ait damgalardan oluşmaktadır.

    TRABZON YAZITLARI:
    Kâzım Mirşan, Trabzondaki bir mağarada bulduğu Ön- Türklere ait bir yazıdan, kentin eski adının OY-ONUL olduğunu, bu ismin (Başarı inancı) anlamına geldiğini ileri sürmektedir.

    Mirşan, aynı yerde bulunan ikinci bir yazıyı da UW-ON ONULUS UQUS olarak okumuştur. Ona göre bu yazının anlamı da, ( Tanrıyla özdeşleşme) demektir.

    TAŞLARDAKi TARiH
    Türk tarihi ile ilgili ulusal basında çıkan üç haber...

    Esasen konu bilinmeyen bir şey değil ama, yine de (Kâzım Mirşanın söylediklerini hatırlayarak) okumakta yarar var.

    19 Haziran 2001, Milliyet :
    Malazgirt Efsanesi Yıkılıyor

    Tarih kitapları, Türklerin Anadoluya 1071de Malazgirt savaşıyla girdiğini yazar. Yeni kurulan Meclis Ahlat Komisyonu Başkanına göre ise Türkler, iÖ. 650lede Ahlatta dünyanın en büyük kentlerinden birini kurmuş.

    Komisyon başkanı MHP Bitlis Milletvekili ibrahim Halil Oralın, Ahlat da nereden çıktı? sorusuna yanıtı ise Türklerin Anadoluya giriş efsanesini yıkacak cinsten...

    Ahlatın geçmişi iÖ. 650 yıllarına kadar dayanıyor. Türklerin Anadoluya girişini Malazgirt olarak biliyoruz. Ama bundan yüzyıllar önce Anadoluya ilk gelen Türkler, Ahlata yerleşmiş ve dünyanın ilk büyük kentlerinden birini kurmuş.

    30 000 metrekare alanda, 5 metre yüksekliğindeki mezar taşlarında, Kayı dahil Türk boylarına ait tarihi kayıtlar var.

    7 Eylül 2002, Akşam :
    Ana Vatanımız Anadolu Çıktı

    Hakkaride bulunan 3200 yıllık mezar taşları ana vatanımızın Anadolu olduğunu gösterdi.

    Hakkaride yapılan bir kazıda bulunan mezar taşları, Türklerin ana vatanının Orta Asya değil, Anadolu olduğunu ortaya çıkardı.

    Prof. Dr. Veli Sevin önderliğinde yapılan kazıda, iÖ. 1200 yıllarına ait BALBAL adı verilen Türklerin kullandığı mezar taşları bulundu.

    Böylece, Türklerin Orta Asyadan dünyaya yayılışı inancı da büyük darbe yedi. Tarih kitaplarında Türklerin Anadoluya geliş tarihi olarak 1071 yılında yapılan Malazgirt Savaşı gösteriliyordu.

    Türk Tarih Kurumu Başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu, Türklerin iÖ. 1200lü yıllarda bu bölgede yaşadıklarını kanıtlayan mezar taşlarını Prof. Dr. Veli Sevinin önderliğindeki kazıda bulunduğu bilgisini verdi.

    Prof. Dr. Halaçoğlu, şunları söyledi :
    Balballar, üzerinde Türk motifleri bulunan , Orta Asya Türk dünyasında sıkça rastlanan Göktürk öncesine ait mezar taşlarıdır.
    Anadoluda ilk defa bu tür bir figüre rastlandı.
    Arkadaşlarımız Orta Asyaya giderek Hakkaride çıkan balbalların oradakilerle karşılaştırmasını yaptılar. Bunlar tamamen Türk figürlü mezar taşları...
    Buluntular, Türklerin iÖ. 1200lerde Hakkaride yaşadıklarını kanıtlıyor, bunun ikinci bir izah yolu yoktur.

    10 Ekim 2002, Hürriyet :
    Arkeolojik Kazılar

    18 Mart Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin araştırması çok önemli bir gerçeği ortaya çıkardı.; Türkler, Anadoluya iÖ. 2 000 yılında geldiler.

    Hakkaride yapılan arkeolojik kazılarda bu konu ispatlandı. Bulunan 13 kabartma ve aile mezarı, yirmi milyon satışlı National Geographic dergisinin Ekim sayısına da konu oldu.

    Başta Ermeniler olmak üzere bazı etnik kimliklerin tekelinde olduğu iddia edilen Güneydoğunun öz Türk anayurtlarından biri olduğu böylece ispatlandı.
    Türklerin Anadoluya 1071de değil de, 3200 yıl önce geldiğinin belgelenmesi, dünya gündemine de oturdu.

    ANADOLU'DA ÖN TÜRK YAZITLARı.
    --spoiler--
    bu entryimde kürtçü cücükleri bozup atıyorum.

    (bkz: anadolu da ön türk yazıtları)

    iö = isadan önce
    2 ...
  44. 336.
  45. türkçe ve kürtçe'nin tarihsel kıyaslaması filologlar tarafında şöyle değerlendiliyor:

    kürtçe için:
    kürtler m.ö. 4. yüzyılın sonlarında ixmînî imparatorluğunun çöküşünden sonra çivi yazısını kullanmayı bırakıp yunan ve arami alfabesini kullanmaya başlamışlardır. bu alfabelerle yazılıp günümüze gelen kürtçe tekstler “hewramî kitabeleri”dir.

    türkçe için: uzman türkologlar türkçenin doğuşu hakkında çok fazla bilgiye sahip değildirler. bu az bilgiye sahip olunan ilk türkçeye "ana türkçe" denir. ayrıca bundan sonraki bazı yazılı kaynaklarda belirtilen dile "ilk türkçe" denir. türkçenin bilinen ilk abecesi göktürk alfabesidir. bu abece türkçenin yapısına tam olarak uymaktadır. bundan önce de türkçe yazılmaktaydı. bu dil ise bazı çin kaynaklarında ve çin yazıları ile geçer. bazı uzmanlar ana türkçenin hunca olduğunu söyler ve bütün türk dilleri bu dilden türemiştir. türkçe ile ilgili kesin savlara ulaşılasıya kadar (ms 2. yy) türkçe ile ilgili her bilgi çin kaynaklarından elde edilir.

    bilinen ilk kürtçe kaynaklar m.ö 4. yüzyılın sonlarıyken, türkçe kaynaklar m.s. 2. yüzyıl'a aittir. arada yaklaşık 600 yıl fark varmış, sorun değil kapatılır!
    4 ...
© 2026 uludağ sözlük