bu arada, mesele zenginlikse bozkırda konuşUlan altay dilinden daha zengin tabii amk. irani bir hint-avrupa dili.
farsça'nın lehçesi diyenin de alnını karışlarım. farsça'da nerede feminen-maskülen? nerede ergative hal? farsça ile arasındaki gramer farkı burdan tahran'a yol olur. cahil cahil konuşmayın amk.
bu arada, geçişlilik durumuna göre çekimlenme işine de ergative deniyor. meraklısına duyurulur.
türkiye cumhuriyet mahkemelerinde; ermenice, ingilizce, farsça hatta süryanice savunma yapabilirsiniz.. fakat kürtçe konuşursanız "bilinmeyen dil" konuştuğunuz için uyarılır, ısrar eder ederseniz ceza alırsınız.
sanki birisi özellikle insanları birbirine düşman etmek için düzenlemiş kanunu değil mi?
15000 kelimesi türkçeden 5000 kelimesi arapçadan 2000 kelimesi farsçadan oluşan dilimsi şey. dil olması mümkün değil kendine ait bir kökeni yok ve özgün değil ayrıca yapı olarakda oldukça fakir. kürt'ler zaten ermeni ve milli benliğini kaybetmiş türkmen'lerden oluştuğu için bir ırk sayılmazlar bu nedenle dilleride aynı şekilde dil değil dilimsi bir şey.
ama sessiz konusulsun, onlar konusurken benim bogazim aciyo yeminle
bi de dolmuşta minibuste 3-4 erkek arada bana da bakip kurtce konuşuyorlar ya, senin anandir orospu sen git kendi bacini sk diye dalicam adamlara birgün serefsizim..
kendi aranizda sessiz sessiz usul usul konusun gozunuzu seveyim. bi de bakmayin oyle ac gibi insana.
trollerin hala bir şey kanıtlamaya çalıştığı dil.
öncelikle: (bkz: #24943572)
bak, tekrar anlatıyorum dil bilimi dersi görmüş biri olarak kardeşim. şimdi gelip bir mem u zin'i örnek göstererek bu iş olmaz. türkçenin de, fransızcanın da tonlarca eski yazılmış kitapları vs vardır. kürtçe edebi bir dil değil demiyorum, kürtçe bilmiyorum bu haddime düşmez lakin tek bir kitapla 'aha böyle edebi' denemez diyorum.
hala türkçeden zengin olduğu iddaa ediliyor. elma ile armutu kıyaslıyorsunuz işte ilk entrymde belirttiğim gibi. türkçe altay dil ailesidir ve evet bozkır dilidir. bu yüzden fiiller üstüne kuruludur türkçe. savaş terimleri üstüne bir de. mesela türkçenin çok gelişmiş bir zaman- fiil yapısı vardır. bu gün ''gelmeliymişim'' diye bir fiil çekimlersin ve bunu hiçbir dile çeviremezsin tek kelimeyle, çünkü bu kelimede gelmediğin ama gelmenin gerekli olduğunu belirtiyorsun. ayrıca miş eki kullanmışsın ve birinin sana ''gel'' dediğini anlatıyorsun. yani sen gitmemişsin ve biri sana gelseydin keşke demiş, bunu anlatıyorsun. ayrıyetten alaya alıyorsun, ''gelmeliymişim hahaha'' der gibi.
bak sana kırk saat 13 harfin açılımını anca anlatabildim. yani türkçenin fiil yönü aklınızın alamayacağı kadar güçlüdür. ha bu olay kürtçede nasıldır bakın bilmiyorum ama hint- avrupa dil ailesinin genel özelliğine bakarak fiiller üstüne kurulu bir dil olmadığına eminim.
bir de dil bilimcilerimiz farsça'nın bir lehçesi diyenin anlını karışlarım demiş, nerede feminen maskülen demiş. tek bir örnek vereyim. almancada her şeyin, kalemin, defterin, masanın cinsiyeti vardır ve bunlar der, die, das ile belirtilir. gel gelelim ingilizcede böyle bir şey yoktur, her şey the ve it ile halledilir ama bu durum ingilizcenin almancadan geldiğini değiştirmez. zaten diller değişmek zorundadır, bir dilin %50'sinden fazlası aynı olursa farklı bir dil sayamazsın, aynı türkçe ile azerice, türkmenceyi, sırpça ile boşnakçayı, urduca ile hintçeyi ayrı diller saymadığımız gibi.
su götürmeyecek şekilde kürtçe farsça'dan gelmiştir ve elbette farklılaşıp feminen-maskülen olayını kazanmış olabilir, bu gün farsça'dan geldiği kanıtlıdır zaten. peki neden kürtler bu durumdan gocunur ki ? yani kürtçe, bir zamanlar farsça'nın lehçesi iken zamanla farklılaşmış ve dil olmuş, bakın hala lehçesi demiyorum, dil olmuş. bunun neresi tuhaf veya neyini savunuyorsunuz ?
bence kürtçe ile ilgili en tuhaf şey, köyden köye birbirini anlamayacak şekilde değişmesidir. yani altı üstü şanlıurfadan mardine ne kadarlık kilometre var da bu insanlar birbirini kürtçe anlamayıp türkçe konuşuyor ? şimdi bana koruma altına alınmadı nevalı okumayın, bildiğim için konuşuyorum lazca da koruma altına alınmamıştır ama trabzon, rize, artvin, batum ve kutais lazcası arasında hemen hemen hiç fark yoktur. farklı ülkelerde olan lazlar bile birbirini anlıyor. belki de kürt halkı değişik yerlerden göçmüş ve bugün kürt adı altında birleşmiş olabilir, bu konuyu da araştırıp sözlüğe dökmek istiyorum.
diyordunuz ki uzun entry yok, doğru dürüst tespit yok sözlükte buyrun bakalım, her şeyi anlattım. harbi harbi buraya kadar okuduysanız sağ olun lan hehehehe.
etimolojik açıdan dil değil lehçedir.
2 gruptur, kurmanci ve zazaca.
bu gruplar o kadar farklıdır ki, birbirlerini hiç anlamazlar.
eğer kürtçe tam anlamıyla dil olsaydı,
az da olsa anlaşabilirlerdi.
Kürtçe benim yasadığım toprakların. benim dilim evet. Fakat ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ve (TÜRKÇE) benim kendimi ifade edebildiğim tek dil dolayısıyla asıl anadilim. Bundan seref duyuyorum
Kemalistlerin konuşulmasını yasakladığı, varlığından bahsedenleri zindana atıp işkence yaptığı dil. burada rahatça yazıyorsak ak parti ve recep tayyip Erdoğan sayesinde.
bugüne kadar birçok farklı dil işitti bu kulaklar. türkçe, rusça, ingilizce, fransızca, almanca, yunanca, moğolca, japonca... hepsinin kendine has bi tınısı var ve kulağa hoş geliyorlar. ama bu kürtçe nasıl bi dil lan. olum bi dil bu kadar kulak tırmalayabilir mi ? adamlar konuşmuyor akciğerlerini kusuyor sanki amk.
Rusyanın Erzurum elçisi (konsolos) olarak görev yapmış olan Auguste Jaba, 1860 yılında Kürtçe (!) üzerine derlemelerini yayınlamıştır. Daha sonra da Sen Petersburg Bilimler Akademisinin isteği üzerine F. Justi tarafından bu kitap temel alınarak 8378 sözcükten oluşan bir Kürtçe (!) sözlük oluşturulmuştur. Bu sözlük 146 yıl öncesinin, bugünden çok daha saf Kürtçesini (!) göstermektedir. V. Minorsky gibi önde gelen bilimadamları bu sözlükteki sözcükleri köken açısından sınıflamışlar ve ortaya aşağıdaki çizelge çıkmıştır.
3080 sözcük ... Türkçe
1030 sözcük ... Farsça
1200 sözcük ... Zend lehçesi
370 sözcük ... Pehlevi lehçesi
2000 sözcük ... Arapça
220 sözcük ... Ermenice
108 sözcük ... Keldanî
60 sözcük ... Çerkesçe
20 sözcük ... Gürcüce
300 sözcük ... Kökeni belli olmayan sözcükler olduğu anlaşılmıştır.
(Prof. Dr. A. Haluk Çay, Her Yönüyle Kürt Dosyası, sf. 119)
Aktaran: Sadi SOMUNCUOĞLU, 28 Aralık 2010, Yeniçağ Gazetesi
Şimdi, baştan beri Kürtçe (!) yazdıktan sonra neden ayraç içinde ünlem koyduğumu açıklayayım. Çünkü Kürtçe adında bir dil yoktur. Yukarıdaki verilerden de görüleceği üzere, kendine has sözcükleri olmayan "yerel konuşma biçimi"dir. Bilimsel kaynaklar buna "yerel konuşma biçimi" adını verir. Bir dil olarak ele alınmaz. Dilbilgisi yapısı olarak Farsçaya benzemektedir. Ancak Hint-Avrupa dil ailesinden olan Farsçadan belirgin ayrımları da vardır. Dilbilgisi açısından hiçbir dil ailesine uymamaktadır. Minorsky Kürtçenin (!) söyleyiş farklılıkları, biçim farklılıkları, tümce yapısı farklılıkları, sözcük farklılıkları ve ses değişimi farklılıkları gibi nedenlerden ötürü Hint-Avrupa dillerinden olamayacağını söyler. Hiçbir dil ailesine ait olmayan bir dil olur mu? Eğer yazılı hale getirilmiş bir ölçünü (standardı) yoksa, seyrek olarak veya hiç yazıda kullanılmıyorsa, herhangi bir dil ailesine tam olarak alınamıyorsa buna bir dil demek olanaksızdır. Dil olarak böyle bir dil hiç var olmamıştır. Dil olma özelliklerini taşımamaktadır. Ne bugün, ne de bugünden önce böyle bir dil vardı.
EK BiLGi: Minorsky, günümüzde Kürtleri bir ulus yapma çalışmalarının temellerini atan kişilerdendir. Kendisi, Kürt tarihi, dili ve söylenceleri gibi birçok uydurmayı ilk ileri sürenlerdendir. Bunlara karşın, o bile Kürtçenin gerçek bir dil olmadığının farkındadır.