lafzı değil manasıyla bir gerçekliktir.
bu yüzden her dile çevrilir.
tercüme edilemez demek manasız demektir ki kuran ı kerm tercüme edilemez demek kafirliktir.
insanlar arapça öğrenene kadar kuranın içinde ne yazdığını bilmeyecekmiyiz???
not: tarabyada diyanetin yaptığı toplantıda arapça okuyamayanlar namazlarını türkçe de kılabilirler kararı çımıştır. sağolsun yaşar nuri hocam.
(bkz: imamı azam)
(bkz: atatürk)
her düşüncenin kendine göre yonttuğu, günümüze kadar orjinal haliyle geldiğine inanmadığım kutsal kitap. zira içerisinde asla kabul edemediğim, en azından kendi hür irademle hazmedemediğim ayetler barındırır. hoca veya profosör değilim sadece allah'ın bana verdiği mantığımı kullanmam yetiyor. birkere kitap baştan aşağı erkekler için, onlara itafen yazılmış sanki. kadını muhattab olarak görmüyor. hep başkası gibi bahsediliyor. hadi onu onu geçtik diyelim, erkeğin kadından daha üstün olduğunu söyleyen ayetlerde ne olaki? yada bazı konular için 2 erkek şahit gerektiğini eğer sadece bir erkek varsa öteki erkek yerine iki kadın gerektiği. düz mantık erkek=2kadın. miras paylaşımında erkeğin daha fazla hakkının olması, dört kadına kadar belli şartlar doğrultusunda izin verilmesi gibi konulardan bahsetmedim bile. aklıma gelmeyen birçok şey daha var. amacım kutsal kitaba çamur atmak değil zaten haddim de değil. ben bu sure veya ayetlerin günümüze kadar yontularak geldiğine inanıyorum. şahsi fikrim.
kadın erkek eşitliğinin olmaması dışında kabul edemediğim, anlayamadığım birkaç şey daha var. mesela sizden olmayanlarla arkadaşlık etmeyin, kadın almayın kız vermeyin, size savaş açanları öldürün. bunlar uydurma değil kuran'da yazan şeyler. şu köle olayı da var tabi. bakara suresinde; inanmayan bir kadındansa inanan bir cariye, inanmayan bir erkektense inan bir köle daha iyidir. bu nedemek oluyor anlayamadım. cariye ve köle diye bahsedilen kişiler de insan. öyleyse kölelik dinimize göre normal bişey. hadi o günün şartlarına göre öyleydi diyelim. ama burda da bir sorun var. kuran'ın son kutsal kitap ve hz. muhammed'in ise son peygamber olarak bahsediliyor. yani böyle bir misyonu var. buna göre kuran'In tüm zamanları kapsaması ahiret gününe kadar geçerli olması gerekir. bütün kuralların net ve anlaşılabilir olması gerekir. oysa elimize bulunan kuran'ın bazı yerlerinin günümüz şartlarına uyarlanması mümkün değil. ben kuran'ı yok mu sayıyorum hayır. ama her eline geçenin bişey kattığı inancı içerisindeyim.
son olarak şu ince hesap olaylarına gireceğim. insana kutsal diyince böyle üçün beşin hesabını yapması bir acayip geliyor. yok mirasın üçte biri yok beş bölü onikisinin kare kökü falan filan. haksızlık yapılmaması eşit olunması söylense daha bi alengirli olurmuş. belki de öyle söylenmiştir de bize gelene kadar böyle olmuştur bilemeyiz. zira bir kadınla üç kere evlenilip boşandıktan sonra o kadın başkasıyla evlenip boşanmadan sizle tekrar evlenmesi haram kılınmış. bunun mantığını izah edebilecek biri varsa bana tebrik ederim ve başarılarının devamını dilerim. tabi biz inanmaya devam edeceğiz çünkü inanmak zorundayız. aksi takdir de kendimi çok boşlukta hissediyorum efendim*. ama mantığa sığmayan şeyleri kabul etmemeye devam. işimemi geliyor? hayır. bende bilirim dört kadın üç köle alıp keyfime bakmayı hava hoş bana nasılsa. amacım haksızlığın olmadığı, herkesin eşit olduğu bir dünya.
çevirisi ve yorumlanması güne göre değişen kitap mesela Zariyat-47, bizim Harun Yahya gibi mucizeye dalmış abilerimiz için vazgeçilmezdir.
Bu ayet tüm dillere yeni jenerasyon islamcılar ortaya çıkana kadar "Göğü kudretimizle biz kurduk ve şüphesiz bizim (her şeye) gücümüz yeter." şeklinde çevrilmiş, fakat bir anda evrenin genişlemesi bilimsel olarak kanıtlanınca ayet'in aslında "Biz göğü 'büyük bir kudretle' bina ettik ve şüphesiz Biz (onu) genişleticiyiz." şeklinde olabileceği ortaya çıkmıştır.
diğer kutsal kitaplardan çok daha farklı içeriğe sahip olan müslümanların kitabıdır. Diğerlerinde daha çok peygamberlerin hayatına yer verilmişken, Kuran-ı Kerim sosyal hayatı düzenlemeye çalışmaktadır. Bunu yaparken iki çeşit yaptırım kullanır, birincisi Allah korkusu ve cehennem cezası, ikincisi falakaya yatırmak, kol kesmek, kırpaç cezası, nafaka ödemek gibi fiziksel veya maddi cezalardır.
yanlış bir inanışa göre Kuran-ı Kerimde 6666 ayet olduğu sanılır fakat aslında 6236 ayet vardır. neden 6666 ayet olduğu inancının yayğın olduğunu inanın bende bilmiyorum. Kuran'da ki Süreler ikiye ayrılır Mekke'de inen ve Medine'de inen süreler. mekke'de inen süreler daha barışcıl ve gayrimüslümlerle iyi gecinmeyi, sabretmeyi emreder fakat medine'de inen süreler daha çok bir anayasayı andırır ve hukuk kuralları içerir, sosyal hayatı düzenlemeyi amaçlar.Bunun yanı sıra medine'de inen ayetlerde Allah adına ölmenin yanında savaşıp ölmeninde şehitlik mertebesine erişme nedeni olarak işaret edilir ve islam adına savaşmak kutsal bir görev olduğu belirtilmiştir. fakat savaşmak çok farklı şekillerde yorumlanabilir (ilmi savaş, fikir savaşı gibi).
kitap haline islam peygamberi Hz. Muhammed tarafından getirilmemiştir Hz Ebu-Bekir tarafından kitaplaştırılmış Hz osman tarafından ise çoğaltılmıştır. fakat Hz. Muhammed'e inen orjinal sırasını kaybetmiştir. ilk gelen ayet "oku" ayeti olmasına rağmen Orjinal sırası bozulmuş kuran'da fatiha süresiyle başlar.
Kuran-ı Kerimin asıl ismi Furkan'dır. kuran-ı kerimde bir çok yerde Furkan diye geçer. furkan süresi-ayet 1- "Şanı yücedir o kudretin ki, hakla bâtılı ayıran o furkan'ı, bütün âlemler için bir uyarıcı olsun diye kuluna indirdi."
--spoiler--
kur'an ilahi hitaba muhattap olabilecek kabiliyette yaratılmış olan ve en güzel yaratılmış sırrına mazhar kılınan insana indirilmiş bir kelam-ı ezelidir.
Kur'an sayesinde insan, allah'a muhattap olma gibi mevkilerin en yükseğine yükselmiştir. böyle bir mevkide bulunduğunun şuurunda olan bir insan, kendi dilindeki kuran'da rabbini dinler, rabbiyle konuşur ve rabbiyle konuştuğuna yemin etse yeminide yalancı sayılmaz.
--spoiler--
kuran gonullere rahmettir, her isin her olusun sifreleri kurandadir, zihin acici bir kitaptir, hem dinlenilmesinde hem okunulmasinda sayisiz hikmetler vardir, kuranda ki sureler yol gostericidir, insanligin dunyevi hayatini duzenler, allah kuran-i kerim vasitasiyla, insanin amacsiz yaratilmadigini gosterir.
açaba bu kutsal kitap coğrafya olarak 'çöl' coğrafyasına değilde deniz kenarında ya da ne bileyim ekvator bölgesinde ormanlık bir çevrede bulunan bir coğrafyaya indirilseydi ve peygamber edendimiz o coğrafyadaki insanlara anlatsaydı acaba insanlara daha mı mantıklı gelirdi diye düşündüğüm kutsal kitabımız. *
çoğu insanın okumadan, ne anlattığını bilmeden, verdiği evrensel mesajlara vakıf olamadan hakkında atıp tuttukları kutsal kitaptır.. daha ilk inen vahiyle; 'oku' emriyle ilme verilen önemi bile görebiliriz..onun için okuyalım..okutalım..sırrına mazhar olalım..
tüm yaratılmışları ve bunlara ilişkin tüm cevapları içinde barındıran, kainatın şifresi. ancak bir kehanetler kitabı olmadığından onu çözmek akılçelenlerin harcı değildir. zamanı geldiğinde gerekli şifreler zaten kendiliğinden çözülecektir.
inanmıyanların, inanmış gibi görünüp açık bulmak için didik didik edip hata arayanların hazmedemediği kutsal kitap. yok kuran kadınları köleleştirmeyi savunuyor, yok insanları tehdit edip azap ve kabirle sınıyor, yok hz. muhammedin söylemlerinde ırkçılık kokuyor tarzı gayet mesnetsiz ifadeler bu kişileri yüceltmiyor bilakis insanlık adına tiksindiriyor herkesten.
öncelikle okumasını doğru bilene gayet sade ve düzgün ifadeler içeriyor. dönemin şartlarında göderilmiş, o günün koşullarındaki ifadelerin, şimdiki zamanda aha işte 4 kadınla evlenme hakkı veriyor, kadını mirastan dışlıyor, köleliği meşru sayıyor gibi gayet gerzekçe ithamlarda bulunanlara bir daha okumalarını tavsiye ediyorum.
o zamanlarda kadın birey sayılmıyordu. alınıp satılıyor, eğlence için kullanılıyordu. mirastan bırakın pay almayı, evlerde doğan birden fazla kız çocuklarının gömülmesi putlara hediye olarak görülüyordu. eşitlik ilkesi yoktu, kölelik zaten sistemin bir parçası zenginlik işaretiydi.
kuranının yorumlarında söylenen bu değilmiydi. eşinize iyi davranın, onu hor görmeyin, kadınları satmayın, anneleri sevip sayın, çünkü cennet annenin ayakları altındadır. bu atasözü uzaydanmı geldi sanıyorsunuz. insanları köle yapmayın, onlara okuma yazma öğretin( kölesi olanlar için söylüyor), ağaç kesmeyin( fatih sultan mehmet sözü), tarlada çalışanlara dokunmayın, açıkta kalan kadın varsa himayeniz altına alın(dullardan bahsediyor), komşunuzu gözetin, fakirleri doyurun, din ayrımı yapmayın, mirastan kadına pay verin, çocuklarınıza eşit davranın vs.
şimdi dünyadaki çok övülen hatta kutsal kitaplardan üstün tutulan anayasa maddeleri nerden geldi acaba. uzaydan mı ışınlandı.
(#2922891)
dünyada bir milyardan fazla insanın kutsal saydığı değeri aşağılamak için muhteşem ego kusanlara cevabendir, şayet naçizane bir beden ruhunu nirvana mertebesinde tasma takıp dolaştırmak için evvel edep öğrenmelidir. yıldızlı bakınızların içine yerleştirilen "ahahah" salya soslu efektlerle, sadece bireysel tatmini coşturur bünye de ben öldükten sonra aynı toprağa gübre olacağını bile bile geyiğini yapmaktan çekinmez. ben yine de "niye inanmıyorsun lan götüne girecek cehennem ahahah" gibi bir cümle kurmam, ki zaten karşımda benimle alay etmekte olan homosapiens kılıklı neanderthal'le aramdaki fark özetle budur. *
ayrıca şu da var ki, moderatörlerin "yazsın canım geyik yapıyorlar, hani özgür düşünce?" mantıklarının ellerinden öper;
(#2667490)