pencerenin altında ciyaklaması sonucu bir parça pideyi pancar turşusu suyuna batırıp attığım canlıdır. iyi mi ettim kötü mü ettim bilemiyorum.. ee orucun başa vurması bu olsa gerek.
henüz kendi kişiliklerini kazanmamış birer yavruyken yaptığı saçma hareketlerle son derece şirin görünen; ancak karakter kazanıp da ağır abi havalarına girdiklerinde; miskinlikten başka birşey yapmayarak ve yeri geldiği zaman posta koyabilme yeteneklerini de kullanarak adamı hasta edebilen; dört bacağı üstünde duran kuyruk sahibi insandan bozma hayvan türüdür.
tüylü, küçük, mırıl mırıl, sevimli bir varlık olmasına rağmen neden çoğu korku fliminde oynatıldığını anlayamadığım hayvandır. bence böyle olması kedilere karşı kötü hisler beslemeye itiyor çoğu insanı.
kesinlikle yerküredeki en matrak hayvan. bu matraklığı merakından ve bitmeyen enerjisinden alıyor. ayrıyetten çok temiz şerefsizler. benim odamda yaşayamazlar o derece.
Gelir yanınıza o kafasını sürter bacağınıza sırtını yukarı kaldırır sev diye.yatar yere patilerini kaldırır yukarı. elini uzatırsın oda paticiklerini uzatır nereye gitsen oraya gelir. süper sevimli yaratık
"kedi nankör değildir, verilen bir parça ekmeğe minnet etmez sadece.." ünlü biri demişti bunu adını hatırlamıyorum ama doğrudur.. kedi asil bir hayvandır.
rivayete göre; sırtının yere gelmeme hali, peygamberimizi namaz sırasında yılan sokacakken, yılanı öldürüp onu kurtarmış olmasından dolayı kendisine verilmiştir. * mübarek hayvandır ve herkesin bilmediği bir özelliği daha vardır kedinin; ruhani varlıkları gözüyle görebilen ve o evdeyken girmesini engelleyen birkaç hayvandan biridir. birçok hayvan hisseder ama kedi görür! bu yüzden satanistlerin öncelikli hedefidir kediler.. sahibini mırlayarak tedavi eder, hastalığını koklayarak hisseder, ölümü bile önceden bilir bu hayvan.. bizzat gördüm. mübarek hayvandır. nankörlüğü asaletindendir.
ayrı kalmak zorunda oldugum andan itibaren her geçen gün daha fazla özlediğim yaratık.hiçbirşeyden pişman olmadım üstelik onsuz kalabileceğime inanmaktan başka..
hepsi 2 ila 4 numara arası hipermetroptur. bu şekilde doğarlar. o yüzden burnunun dibine girerseniz gazete okuyan yaşlı amcalar gibi kafalarını geriye çekerler. ayrıca uzaktan kedi bisküvisini ucundan kenarından görse hoplayıp zıplamaya başlayan hayvanın, siz bisküviyi yere bırakınca bir müddet bulamamasının sebebi de budur.
ilginç bir bilgi daha, köpeklerin aksine kediler konuşabilir.
öncelikle manyak burmese kedisi dışında miyav mav mır dan öte ses çıkarabilen kedi yok. saldırı anındaki komik sesler hariç.
hayvanın bu sesleri kullanarak taklit edebileceği bir kelime olması lazım. bir de öyle iran kedisi falan konuşmaz, sphinx, siyam gibi zeki ırklar lazım.
türkiye'de insanlar genelde mama demeye kastırır. maav maav şeklinde mama kelimesine benzetip karınları acıktığında bu şekilde miyavlayan kediler vardır.
öğrenmeleri yıllar alabilir ama öğrenirler. ses taklidinde fena değillerdir yani. ne kadar konuşma sayılır bilmem ama bilimsel olarak böyledir.
köpekler insanlara, kedi ise mekana bağlıdır derler.
kısmen doğrudur.
bu durum şöyle açıklanabilir, kedilerin asla unutmadıkları şey, avcı oldukları ve her an tehlikle ile yüz yüze olduklarıdır. ormanda bir komando düşünün, en büyük avantajı nedir? ormanı karış karış bilmesi.
kediler yaşadıkları yerlerin bir nevi haritasını çıkarırlar. masa, kanepe, televizyon onlara göre evin bütünleşik bir parçasıdır.
eğer birden fazla kediniz varsa birbirlerini kovalarken ne kadar ani dönüşler yaparlarsa yapsınlar, hız kesmeden koltukların üstünden atlayıp köşeleri rahatlıkla döndüklerini görmüşsünüzdür.
kedi zihninde mekanının haritasını taşır. gözü kapalı bile bir yere çarpmadan dolaşabilir.
peki ben oraya birşey koyarsam derseniz, benim anlatacağım şeye gelirsiniz. siz tutup koridorun ortasına bir kutu koyarsanız kedi bunu dakikalarca inceler ve kafasındaki haritaya yazar. ama ya bunu farketmezse, güm. çarpar. ama genelde farkeder tabii olmaz öyle şey. *
haritadaki her oynama kedi için tehdittir. kanepenin yerini değiştirmeniz kedinin asla hoşuna gitmez, bu yeni tehditler yeni haritalar demektir.
kediler yazdıkları bu haritada, ev içindeki insanları da birer değişken nokta olarak belirler.
kedinize seslendiğinizde dönüp bakmadığına ama minicik bir sineği hayatını adamış gibi incelemesini ve takip etmesini görmüşsünüzdür.
biz haritada varolan bir parça olarak olağanız, sinek ise harita dışı, yani yabancı ve tehdittir.
aynı sebeple evden uzun süre giderseniz, kediniz çok üzülür, hem sevgiden mahrum kaldığı için hem de haritanın en önemli parçalarından biri uzun süredir olmadığı için. bunu açık bir tehdit olarak algılar ama sizin nereye kaybolduğunuza da anlam veremez. endişe eder ve strese girer.
kedilerle ilgili bir ilginç soru da şudur; kediler bizi ne olarak görür?
biz kedilere göre neyiz? uşak, hizmetçi gibi cevapları bir kenara bırakıp bilimsel olarak bakalım.
çoğu bilim adamına göre kediler bizi kedi zannetmekte. ancak bazı üstün niteliklere sahip olduğumuz için bize inceden hayranlık duymaktalar. bu bana ve pek çok yazara göre oldukça saçma bir teori. kediler başka bir kedi gördüklerinde yaptıkları, hem düşmanca hem dostça hiçbir hareketi insana yapmazlar. siz hiç poponuzu koklayan kedi gördünüz mü?
bununla beraber bizi bambaşka bir ırk olarak da görmedikleri kesin.
yavru kediler bizi ulu varlıklar olarak görüyorlar o kesin. ancak yetişkin kedilerin insana bakışı gariptir.
kedi sahipleri kimi zaman, kedilerinin kafalarının tepesinde dikilmiş onlara bakarak mırladığı bir anda uyanmışlardır mutlaka. evde otururken kimi zaman kedi gelip evdekileri tek tek koklar ve işine devam eder. bir diğer ilginç nokta ise şudur, pek çok insan, kendileri yemek yerken, banyo yaparken veya gene kendilerinin mutlu bir anlarında, kedilerinin durup dururken mırlamaya başladığını gözlemler.
son olarak kediler, oldukça çabuk büyür ama siz eşek kadarken aldığınız bebek kedi, en fazla iki-üç yıla sizinle yaşıt hatta sizden daha büyük hale gelir. kedi yaşı insan yaşı oranında, ilk kedi yaşı yaklaşık 20 insan yaşına tekabül eder. ondan sonraki her sene için ise cinsine göre 3 ila 5 sene eklenir. 10 yaşında bir kedi nereden baksanız 60'ına yaklaşmıştır.
sonuca bağlıyorum;
pek çok yazara göre, kediler insanları yavruları olarak görür. kendi yavruları olmasa bile, bakıma muhtaç oldukları düşündüğü küçük çocuklarız. sadece yavruları için yaptıkları davranışları bize de yaparlar.
bunların haricinde, hayır kediler, insan ırkının ayırdındadır diyenler de vardır.
ancak böyle olsa bile alakasız ama faydalı bir not: bir kedinin kıyafetiniz ve sizin farklı varlıklar olduğunuzu anlaması zaman alır. evde yavru kedi varken şortla falan gezmeyin kan içinde bırakır bacağınızı.