kendine güvenemeyenlerin asla sevemeyecegi hayvandır. sahibine düzeltiyorum arkadaşına yalakalık yapmaz. karakterlidir. asla evcil degildir. köpek gibi, sizi kendisinden güçlü olduğunu bildiğinden değil,(hele ki gücsüz olduğunuzu bilsin anında satar, bu yüzdendir ki bir kaç tane olunca gaza gelirler ve saldırganlasırlar) sadece anlaşmasını bilen iyi bir insan olduğunuzdan sever.
kedi ile köpek asla kıyaslanmayacak hayvanlardır. birisi kurt hayvanından kırma olarak cogaltılmıs digeri ise safkandır zaten dogadan gelmektir. ayrıca kendiliğinden evcilleşmis tek hayvan olma özelligini de korur.
bir özelliği de hayatında hiç kedi beslememiş olan insanlar ona nankör derler.
beslemeye karar verdiğiniz zaman 'ben bunun sahibiyim' diyerek ortalıkta fazla gezinmeyin. kim kimin sahibi bunu ilerde yaşayarak anlayacaksınız; canı istemezse yanınıza gelmez, zorlayıp elinize aldığınızda tırmalamak suretiyle kendini asla sevdirmez, isterse sadece miyavlayarak uyutmaz, kapıyı suratına kapattığınız zaman açana kadar viyaklamasını da unutmamak lazım.
'peki neden vazgeçemiyor insan?' sorusunun cevabı çok basit aslında. bir şarkı sözüyle özetleyebilirim; "cause nobody loves me, it's true, not like you do". iyi günündeyse kucağınızda mırıldadığı zamanlar "dünyaya sadece bunun için bile gelinebilirmiş aslında" diyorsun içinden ya da koltuğa kurulup uzaktan bakarken gözlerindeki sevgiyi yakalayabiliyorsun. insanlar gibi değil, çocuk gibi; nasıl hissediyorsa öyle davranıyor, kimseyi kandırmıyor. her şeyi bırak, en azından "ben seni arkadaş olarak görüyorum" demeyi bilmiyor; derdini anlatacak kadar miyavlama biliyor. onu da ben anlamıyorum güzel güzel geçinip gidiyoruz.
ama tırmaladığı anlarda aklımı başıma getiriyor biraz olsun, elimdeki izlere bakarken her şeyi sırasıyla düşünüp sorguluyorum. hayvanda bir suç bulmuyorum, doğası nasıl emretmişse onun gereğini yapıyor neticede. ama bir gariplik var; kedi sahibinin(?) "bişey yapacağım da bana bozuk atacak" diye feci tırsarken halen onun sahibi olduğunu iddia etmesi mesela. bunu insanlara yaptığınız zaman "beni boğuyorsun" oluyor.
konuşabilseydi muhtemelen bu da "sorun sende değil bende" derdi.
en mutlusu annesi ve kardeşleri ile birlikte zemin kat balkonunda büyüyendir.
anne ağzında küçük bir serçe ile geliverir yavruların yanına, bunları doyurmak için değil ama, öğretmek için, belki biraz da kendiyle övünmek için.
evden dışarı çıkarılmayan, tırnakları kesilen, banyo yaptırılan, ne idüğü belirsiz bir cisme sıçtırılanlarına da kedi dendiği görülmüştür.
kendilerini sevdirmeyen, sevdirse de minik pençeleriyle size bir kaç çizik atmaktan zevk alan, sevimliliğinin altına şeytan yatan ama yine de sevilen yumuşak tüylü bir canlıdır.
etrafta oynayacak herhangi bir nesne olmasa bile kendi kendine havalara zıplayıp bir şeylerin peşinden koşabilen ya da kaçabilen yaratık. ince bir şizofreni sezilir. bir de uyurken patilerini kıvırır.
türk insanının en sevdiği hayvancık. her sokakta kedileri besleyen yaşlı başlı insanları görürüz. kedileri verdikleri değeri kendi evlatlarından esirgerler.
sabahın beş buçuğunda uyanabiliyorlar. sizi hareketleriyle kahkahalara gark edebiliyorlar. siz gülünce de bu salak neye gülüyor diye yüzünüze bön bön bakabiliyorlar.*
sizi her şeyden kıskanabilen tüylülerdir, bu kıskançlığı hiç de saklamazlar üstelik.
geçen gün kedimi, sevdiğim adamın dolabımın üzerindeki fotoğrafına tip tip bakarken yakaladım. gerçekten!
dogdugumdan beri taptigim hayvandir. nerde gorsem ugucukgugucuk diye severim.
bir iran kedim vardi ( hala var ama baska sehirde ) inanilmaz asil, kendi isterse sevdirir istemezse sevdirmez, 24 saatin 22sini uyuyarak gecirir geriye kalan 2 saatte yemek yer tuvalete gider bide gunesin altina yatar temizlenirdi. bembeyazdi cok severdim onu. suanda 6 yasinda, dogdugundan beri benimleydi ama artik degil /:
simdi tekir bi kedim var ama tekir gibi degil cokcok sirin kendisi. 2.5 yasinda, cok sevimli. adinida biliyo cagirinca meaauww diye geliyo. yemegi yoksa sabaha kadar durmadan ve usanmadan bagiriyo ayni sekilde suyu yoksa da. o gunduz uyuyo ama cunku gece disari cikiyo napiyosa artik bilmiyorum. sonra eve geliyo meaaww diye disarda neler olmus anlatiyo bize. bizde oyle mi kizim a-aa falan diye tepki veriyoruz. konusuyoruz yani. surekli kapali yerlere girer bulamam ben onu. boyle matrak bi tekir kendisi.
bide cinsini bilmedigim siyah beyaz bi kedim var. hamile kendisi ama ne zaman dogurucak bilmiyorum, heralde onlarda anneleri gibi siyah beyaz ve yesil gozlu olucak.
ama hepsinin ortak ozelligi nedense herseyi hissetmeleri. ne zaman uzulsem yada aglasam hepsi yanima gelir mirlarlar kendilerini sevdirmeye baslarlar, kucagima otururlar bikmadan hemde. cok duygulu oldugklarini dusundugum hayvanlar kendileri. gercekten insanin en iyi dostu. yanniz zamanlarinda cok iyi gelen canlilar, kopekten daha iyiler hatta.
her eve lazim kesinlikle..
fotojenik hayvandır.
aniden önünüze çıkarak sizi korkutur.
nankör değildir.
kedi, öyle köpek gibi gelip kapının önünde durup duygu sömürüsü yaparak senden yemek istemez.
gelir ister verirsen veririsin, vermezsen ikinci kez istemez çeker gider.
nankör olan köpektir, kedi değil.
birine hakaret ederken nankör köpek denir, ya da it oğlu it.
nankör kedi veya kedi oğlu kedi denmez.
kahrolsun köpek emperyalizmi.