an itibariyle kucağımda mır mır dönüp duran, zaman zaman tam msn de konuşurken klavyenin üstünde gezenek küçük çaplı bi karışıklığa sebep olan, sevgi pıtırcığıdır. yirim.
edit: o değil bu kedi yiye yiye koca götlü bişi oldu. böyle bişi olamaz topaç ya yirin.
asla bir köpek kadar sadık olamayacak hayvan. nimetin geldiği yeri bilir. insanı bir aracı olarak görür.
köpek ile aralarındaki birçok farklılık vardır. mesela en basitinden köpek pirinç pilavı yer ama kedi yemez.(bu bilgi kimin işine yarar bilinmez ama bilgi olsun)
bu ukala varlık izin verdiği takdirde onu sevebiliyoruz ya, nasıl bir özgüven lan bu. önce sen elini uzatıyorsun bu zibidide elini seyrediyor, "bakalım ne yapacak yavşak" diye. sonra bi kaçacak gibi oluyor, sonra sen elini hafifçe sırtında gezdirmeye başladığın vakit, "taam lan al sev hadi" der gibi rahat bırakıyor kendini. insiyatifinde bokunu çıkarmış hayvanlar.
orjinal karakterlere sahip olan canlı türüdür,
yemek buldun mu ye dayak buldun mu kaç felsefesinin tarihteki mimarları olduguna dair görüşler bulunmaktadır.
sınıf ayrımı bu canlı türünde de boy göstermektedir.
soylular, köylüler ve köleler mertebeleri denk olarak;
ev kedileri, kasap & balıkcı kedileri ve sokak kedileri olarak ayrılırlar.
ev kedileri de kendi içinde sınıfa ayrılır,
kral & ailesi ile saray soylularına denk olarak ;
baba veya annenin kedisi ile evdeki küçük cocugun kedisi sınıfı gösterilebilir.
her hikayenin özel isimsiz kahramanları oldugu gibi bu canlılarında kahramanları,
ev kedilerinin tabiriyle asi leri mevcuttur.
hatta bazılarının köpeklerin suratına aduket fırlattığına gözlerimle şahit olmuşumdur.
(internette köpeklere saldıran kedi fotoğraflarıyla da bu iddia doğrulanabilir.)
akrabaları cok yürekli şahıslardır,
aslan, kaplan, çita, jaguar gibi alemin mafyasal şahıslarıyla kan bağı bulunup,
benim arkamda bunlar bunlar var diyen diyalog baloncuklarına sahiplerdir.
aynı zamanda you are just a foolish casanova şarkısının asıl konu kaynağı da
bu arkadaşların cinsel yaşamlarıdır. bununla hava atmayı severler.
barda filminde nejat işlerin ''biz yaptık, biz yapıyoruz biz yapıcaz anladın mı lan'' diyaloglarını birebir yaşam tarzı olarak benimsemişlerdir.
cinsel hayatlarını göz önünde saklamadan yaşayarak ve
bütün mahalleye dinleterek bu yaşam tarzını benimsediklerini gösterirler
dünyanın en güzel varlığıdır. dışarıda sevmek başkadır..ama onunla aynı evi paylaşmak daha bir güzellikte başkadır. daha yakından gözlemlersiniz ve her hareketi ayrı bir törene değerdir sizin için. gülmese de, ağlamasa da, bir süre sonra gözünden anlarsınız. neye sevinip, neye üzülüp, tiksindiğini. Aslında bu bir insanın başına gelebilecek en güzel sevgidir.
taksimde sarıdolmuşların önüne çıkan bir sokak vardır. O sokakta umumi bir de tuvalet. tuvaletin hemen yanında küçük bir ara vardır ve O arada yaşayan bir sokak kedisi ; ama öyle böyle değil manyak bir kedi. Biz sevgilimle adını muhittin koymuştuk hatta, muttinn diye çağırdığımızda gelirdi hemen, bu manyak kedi çok da asabi. bir miyavlaması var aslan kükremesi gibi, her zaman sevdirmez de kendini öyle ağır hani... Biz ayrıldık daha sonra ben ziyaretlerime devam ediyordum ama bir süre sonra kedi de terketti yerini...
muhitten muhite karakteristik özellikleri değişim gösteren kedilerdir. moda sokaklarında pisi pisi dediğiniz yavruzla kartaldaki cengaverden alacağınız yanıt dahi farklıdır.
şeytan tohumu taşırlarmış,fakat o sevimli şeylerden beklemem.kafasını okşadığınızda gülümsemeye benzer bir surat ifadeleri olur. kara olanları daha makbuldur.
birlikte yaşanıldığında insanı hasta eden hayvan. şöyle ki eğer yalnız yaşayan bir bireyseniz ve bir adet kediniz varsa, şizofren olma olasılığınız katlanmaktadır. hele de malum birey bir dişiyse, bu eylemin sonuçları çok daha vahim olmaktadır.
insan kişisi; kediden "kedim" diye bahsederken, kedimizse dışarıya kaçtığı o kısa anlarda diğerlerine hava atar "ya bir insanım var evde, izin verdikçe sevdiriyorum, yemeğimi aağıma getiriyor, suyumu da, karnımı okşatıyorum arada sırada, ipin ucunu kaçırınca vuruyorum bi kaç tane, şimdi beni arıyordur ben döneyim en iyisi"
kediyle ("kedimle" diye yazmıyorum. zira varlık varlığa sahip olur mu lan?) uyuyoruz. yatmadan önce güzel güzel gırladı. güzelce sevdim onu. o da teşekkür baabında patilerini yüzüme uzattı. birkaç kere dokundu, gözüme baktı ve uykuya daldı.
herhangi bir sorun yaşamadık yani.
saat gecenin 4'ü. kedi bir anda suratıma suratıma patisiyle vuruyor. (tırnaklarını çıkartmadan tabi. yoksa kavga çıkar bilader.)
uyanıyorum. uyanmamla bir depar atarak koltuğun arkasına saklanıyor.
ee noldu hani niye uyandırdın bakışı atıyorum, o da bana 'bilmiyorum ya' der gibi bakıyor.
lan nasıl bilmiyorsun, uyuyordum ben, bakışı atıyorum. bir depar daha atıyor.
kapıyı açıyorum, işeyecekse işesin, sıçsın. yok... dışarı çıkmıyor.
noldu lan gel seveyim diyorum. bir depar daha atıyor.
oyun oynamak da istemiyor.
böyle acayip yaratıklar.
kendi kendilerine sorun çıkartmayı seviyorlar.
hafif şizofren lan bunlar.
iyi ki de varlar.