karl marx

entry1011 galeri104
    1001.
  1. "din halkın afyonudur." sözünün yanlış anlaşıldığı, revizyonistler tarafından düşünceleri kendi kalıplarına uydurulduğu ve cemil meriç'in de dediği gibi, marksistlerin dahi kendisini anlayamadığı bir öncüdür.
    1 ...
  2. 1002.
  3. püsküllü mısri ile yakın zihniyette olan cemil meriç ve kumarhane sahibi besim tibuk üzerinden karl marx eleştirisi yapan liboş bile olamayan yazarlar(!) bana bakunin'in abimizin şu karikatürünü anımsattı. orantısız bulüğlar sizi!
    https://galeri.uludagsozluk.com/r/2357072/+ (bkz: mihail aleksandroviç bakunin)
    0 ...
  4. 1003.
  5. Trier'lidir, trier de karl marx müzesi vardır.
    Ben trier'e hiç gitmedim, o müzeyi de hiç görmedim. Ama var öyle biyer.
    0 ...
  6. 1004.
  7. herkes kendine bir "ilah" yaratma gayretinde. işte karl marx da birilerinin tabiri caizse ilahlaştırdığı (burada ilahlaştırma kutsaliyet atfetme olarak kullanılmaktadır) kişilerden. her sözünü kanun olarak görenlerin olduğu fakat çalışmalarından ve yaşadığı dönemlerden bir çok insanın da habersiz olduğu bir tarihi kişiliktir. kilise sonrası hristiyan alemine yeni ahlaki değerler verme düşüncesinde olduğunu söylerseniz alacağınız en olası tepki "ama din afyondur dedi yüce marx" dır. belki bizim yaşımız gereği artık herhangi birinin doğru söylediği ön kabulünden uzaklaştığımız için bize bir çok söylemi komik geliyor.
    2 ...
  8. 1005.
  9. Marx okumalarıma kendi gözlemlerimi dahil edince, günümüzü anlamaya çalışırken özneleşme teorilerine neden bakmamız gerektiğini anladım. Psikanalizi kuramsal aygıt olarak kullanmaya öff puff yapmasın kimse zira insanların bilincini etkileyen, daha doğrusu düşünme biçimini etkileyen faktörleri basitçe dış unsurlara bağlayamayız. Yani organik olan süreçleri, arzulayan özneler olduğumuzu, bir psişeye sahip olduğumuzu göz önünde bulundurmamız lazım. Neden var olan düzeni olduğu gibi kabul edip, toplumsal yeniden üretim ilişkilerine sorunsuzca katılım gösterdiğimizi ancak bilinci daha etraflı düşünmeye başlayarak anlayabiliriz. Mute compulsion denen illeti daha iyi anlamak için. Bu yüzden deleuze ve guattarinin öznellik üretimini, libidinal ekonomiyle birlikte düşünmesi kıymetli. Kim ne derse desin.
    1 ...
  10. 1006.
  11. "doktorla çöpçü aynı maaşı mı alacak" denilerek kolayca çürütülen filozof.
    0 ...
  12. 1007.
  13. Üretim konusunda, üretilen konusunda, emek ve ücretlenmesi konusunda yazdıkları çok çarpıcıdır...

    Das Kapital ' i bikaç kere almanca okudum ben, esas derdim almanca öğrenmekti, çünkü bi bira muhabbetinde bi alman bana, ideolojin nedir bilmiyorum ama o kitap çok düzgün bir almancayla yazılmıştır, cümleleme tekniğinin gelişmesine çok yardımcı olur, demişti.

    Ancak kitabın içeriği, çok açık ve iktisad konusundan anlamayanların da anlayabileceği şekildeydi. Di mi, ben bir bardak alıyorum, ona bi ücret ödüyorum, ve ondan sonra " bu benim bardağım" diyorum. Ama ben o bardağı asla kendim üretemiyorum!! O bardağı üreten adam, alması gereken ücreti alamazsa, bardak üretmekten vazgeçebiliyo ve bu uzun vadede bi " bardak darboğazı" na yol açıyor...bu durumda ben daha fazla para ödemeye hazır bile olsam, ya bardak çok daha az olduğundan çok daha pahalı oluyo, ya da ben " benim" diyebileceğim bir bardak satın alamıyorum.

    Bu gerçek bir problem ve bu problemi çözmeden bir toplum iç dinamiklerini oluşturamıyo.

    Marx tabii bunu çok daha kapsamlı ele alıyor.

    Adam smith de okudum, aslına bakarsan o da kapitalizm i benzeri bi şekilde açıklıyor. Büyük balıklar küçük balıkları yer, ama küçük balık kalmazsa büyük balık da aç kalır, diyo...

    Demek ki küçük balığın haklarının her türlü korunması lazım.

    Sonuçta okuyunuz marx, mutlaka bişey öğrenirsiniz...
    0 ...
  14. 1008.
  15. 1009.
  16. bu varya bu, bu bizim babamızdan da önemli demişti, ilkokul 5 ten tanıdığım tunç götü, otobüste yıllar sonra karşılaştığımızda.
    18 yaşında ve aktif devrimciydi(!) o dönemler.
    parayı bulunca lanet eder olmuş tüm çevresine.
    amcaoğluna bile rest çekmiş.
    sende bırak o işleri, bak yaşamana diye. yıllarımız polisten kaçmakla afiş asmakla geçti diye hayıflanınca siktiri yemiş o da. ''tkp dediğin benim kanıma işlemiş be yağmurcum''diyen onun amcaoğlu tarafından!

    dün kelle koyduğu inancı ve ideolojisine şartlar değişince sövenle benim bölüşecek ekmeğim bile olmaz dedi, hak verdim.
    0 ...
  17. 1010.
  18. Ulan var ya, Karl Marx diyeceksin, duracaksın. Sadece bir filozof, bir ekonomist falan değil, tarihin motorunun nasıl çalıştığını bize gösteren, o kaba sömürü çarkını çıplak bir şekilde suratımıza vuran büyük usta bu adam. Kapitalizmi öylesine bir analizle masaya yatırmış ki, burjuvazinin en ateşli savunucuları bile Kapital'i okumadan itiraz edemiyor. Hadi etsinler de görelim!

    Bizim burjuva liboş takımı "özel mülkiyet kutsaldır" diye yırtınırken, Marx şunu sormuş: "Sizin o kutsal dediğiniz mülkiyet, toplumun onda dokuzu için zaten yok edilmiş durumda değil mi?" Hani o işçi var ya, sabahın köründe kalkıp o makinenin başında, o plazanın bilmem kaçıncı katında artı-değer yaratıp duruyor. Yaratıyor, yaratıyor, sonra o değerin sadece küçücük bir kısmı ona ücret diye geri veriliyor. Kalanı ne oluyor? Senin o patronun lüks arabasına, villasına, daha büyük sermayesine dönüşüyor. işte o artı-değer denilen şey, çalınmış emektir, net!

    Marx sadece bu sömürüyü ifşa etmekle kalmadı, bir de çözüm sundu: Tüm toplumların tarihi, sınıf mücadelelerinin tarihidir. Bitti. Bu kadar basit. Köleci toplumdan feodalizme, feodalizmden kapitalizme... Hep ezen ve ezilen var Ve bu kapitalist aşamada ezilen sınıf, yani proletarya, tarihte ilk kez zincirlerinden başka kaybedecek hiçbir şeyi olmayan ama kazanacağı koskoca bir dünya olan sınıf.

    ​ " Filozoflar dünyayı çeşitli biçimlerde yorumlamakla yetindiler, oysa asıl mesele onu değiştirmektir!" Bu laf tek başına bir manifestodur, bir eylem çağrısıdır. O yüzden Marx, kütüphanesinde oturup kitap yazan bir akademisyen değil, dünyayı değiştirmek için işçi hareketine yol gösteren bir devrimcidir.

    ​Kimse bize komünizmi bir ütopya, bir hayal gibi anlatmaya kalkmasın. Komünizm, üretim araçlarının toplumsal mülkiyetiyle o sınıflı toplumun ortadan kalkacağı, insanın emeğine yabancılaşmadığı, "herkesten yeteneğine göre, herkese ihtiyacına göre" ilkesinin geçerli olacağı zorunlu bir sonuçtur.

    Şimdi gelip "E ama Sovyetler şöyle oldu..." diyecekler. Ulan Sovyetler'i, Çin'i falan geç! Marx'ın teorisinin tahrifatı ya da eksik uygulamaları bizi ilgilendirmiyor. Bizi ilgilendiren, kapitalizmin çelişkilerinin her gün gözümüzün önünde daha da büyümesi: Bir yanda devasa zenginlik, diğer yanda açlık; bir yanda üretilen mal bolluğu, diğer yanda krizler... Marx bu çelişkinin kaçınılmaz sonunu yazdı: Mülksüzleştirenler mülksüzleştirilecek!
    ​Daha ne bekliyorsun? Bütün ülkelerin işçileri, birleşin! Zincirleri kırma vakti geldi, geçiyor bile.
    0 ...
  19. 1011.
  20. bir insan kendi ideolojisine bu kadar benzer mi ? tembel, asalak, sorumsuz, evlatlarının ölmesine sebep olan bir herifti. işte sosyalizmin özeti bu marx itidir.
    1 ...
© 2026 uludağ sözlük