ahmet muhip dıranas'ın güzel bir şiirle anlattığı, muhteşem bir doğa olayı.
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan
Sesin nerde kaldı? kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram...
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
epeydir elimde bulunan fakat okumak için kar yağmasını beklediğim * baş kahramanı ka, baş konusu kar ve olayın geçtiği kars şehriyle ka kar kars üçlemesi yapılmış kitaptır. benim kar'a olan hayranlığımdan mıdır bilinmez ilk bölümlerde kar'ı bize iliğimize kadar işleten orhan pamuğun karamsar bir havayla aktardığı cümleler, sahnelerin loş kırmızı bir sokak lambasının altında doğallıyla yaşanıyomuş hissi yarattı. daha sonra olay örgüsü anlatılarak ka'ya gelen ilhamları okuduk. şöyle bişeyden de işkillenmedim değil. hikayenin gerçekliğinden bahsediliyor zaten adam tanınmamış bir şair şiirlerinin güzel olmaması sebebiyle sonda defterin kaybolduğu yalanını bize yutturmaya çalışıldı mı acaba diye düşünmedim değil. çünkü gelen ilhamın güzelliğindn duyguların saflığından öyle güzel bahsedilmiş ki nası şiir olursa olsun beğenmeyecektik. ama kar şiirini merak etmedim de değil. öyle ki dün arkadaşımın facebook'a karı severim ama donsuz olcak esprisiyle iki gündür hayatı sorgulyıp niçe okuyorum şaka yapıyorsam kartopu olayım.
kar sessizlik, dinginlik, içine sevinç ve telaş dolması insanlar sanki görmüyormuş gibi onlara kar'ı anlatma çabası bu yaşıma kadar hep yaşadığım duygular. acaba diyodum küçükken çocuk olduğum için mi böyle oluyo bana artık çocukluğumda kalmadı.
romana dönücek olursak klasik orhan pamuk romanlarında olduğu gibi kitabın ortalarında başlayıp ilerlemek bilmeyen uzatıldıkça uzatılan sıkıcı ilgi çekmeyen cümleler bu kitapta da beni yordu. pişman mıyım? asla. yine olsa yine yaparım.
karın şekli sık sık mucizeymiş doğaüstüymüş gibi anlatılmakta insanlara ( bir zamanlar gökkuşağı'da mucizeydi ). oysa tamamen kimyasal ve fiziksel kurallarla oluşmakta olan o eşsiz şekillere saygısızlık olur mucize deyip geçmek. insanoğlu merak duygusunu ne zaman yitirdi de herşeye doğaüstü yakıştırmalar yapmaya başladı?
kar tanesi o güzel şeklini tamamen bilinci olmayan fizik ve kimya kanunlarına borçludur ...
şeklin sırrı 6 gende saklı. tüm kar taneciği şekileri 6 gendir peki neden. çünkü düşük ısıda titreşim hızlarını kaybeden su molekülleri birbirlerine normalde olduğundan daha çok yaklaşırlar ve kristalleşirler .. bu yaklaşma esnasında elektrostatik çekim gücleri (pozitif kutuplarla negatifler arası çekim kuvveti ) nedeniyle kar molekülleri en kararlı yapısını 6 gen şeklinde elde eder yani ancak bu şekilde eşlenmemiş hidrojen moeküllerini en aza indirmiş olurlar. (çocukken kağıt üstüne demir tozu döküp altından mıknatıs geçirdiğimiz de oluşan zorunlu şekillenmeyi hatırlatırım. )
bir kristal parçacığının 6 gen bir tabak misali gökten düştüğünü farzedin .. yoluna çıkan küçük diğer parçacıklarıda kendisine katan giderek büyüyen bir tabak ... tabağın en çıkıntılı kenarları daha çok parçacık toplayacaktır doğal olarak ve bu yüzdende diğer kısımlarıdan daha hızlı bir şekilde uzayacaktır ... işte bu şekilde güzel simetrik ve 6 uçlu kar taneciğimiz oluşmuş olmaktadır ... peki neden tabağın orta kısmında değilde kenarlarında oluştu bu birikim diye merak edenler olacaktır .. bunun sebebide 6 gende ki eşleşmemiş hidrojenlerin bu kenarlarda yerleşiyo olmasıdır .. sonuçta bu eşleşmemiş hidrojenler bir mıknatıs görevi görüp diğer parçacıklarla birleşecektirler ...
uzayan kollar daha çok su molekülü toplayacaktır ve buda giderek artan bir hızda o kolun uzamasını sağlayacaktır ... ortaya çıkan dallanma istikrarsızlığı karın ileri aşamalardaki alacağı şekillerin sebebidir ....
kar kristalinin yapısına giren her su molekülü yapıyı elektrostatik kuvvetlerden ötürü farklı şekillendirir, iki kar tanesi arasında tek bir molekül sayı farkı bile varsa şekilleri birbirine benzemez. şekilleri etkileyen binlerce başka etkenlerden bazı diğerleri ise sıcaklık ; atmosfer basıncı; nem miktarı vb sebepler ....böylece bir kar tanesinin diğerine tıpatıp benzeme olasılığı önemsenmeye (yok sayılabilecek) kadar düşmektedir.
kısacası bu nefis mekanizmalarla oluşuyor olması mı karı daha kutsal kılmakta? yoksa sadece bir mucizeden ibaret olduğu iddiası mı...
süt imişçesine ıslak, sütlü dondurma ımısçasına soğuk, havaya atılmış bir demet süt misali benekli bir şekilde yerlere saçılan kaygan ve düz mevsim tabakası.
Kardır yağan üstümüze geceden,
Yağmurlu, karanlık bir düşünceden,
Ormanın uğultusuyla birlikte
Ve dörtnala dümdüz bir mavilikte
Kar yağıyor üstümüze, inceden.
Sesin nerde kaldı, her günkü sesin,
Unutulmuş güzel şarkılar için
Bu kar gecesinde uzaktan, yoldan,
Rüzgâr gibi tâ eski Anadolu'dan
Sesin nerde kaldı? kar içindesin!
Ne sabahtır bu mavilik, ne akşam!
Uyandırmayın beni, uyanamam.
Kaybolmuş sevdiklerimiz aşkına,
Allah aşkına, gök, deniz aşkına
Yağsın kar üstümüze buram buram...
Buğulandıkça yüzü her aynanın
Beyaz dokusunda bu saf rüyanın
Göğe uzanır - tek, tenha - bir kamış
Sırf unutmak için, unutmak ey kış!
Büyük yalnızlığını dünyanın.
uzun zamandır kitaplığımda bulunan fakat orhan pamuk'a ait aşılmaz önyargılarım nedenyile bir türlü elime almadığım roman.
üç gün önce evde okuyacak bir şey bende de yeni kitap alacak para kalmayınca el mahkum alıp okuyayım dedim. hacmi de normal olduğu için bir kaç günlüğüne kitapsız kalmam hem de şu yıllardır tanışmak istemediğim adamla tanışırım diye düşündüm.
yazarın şahsiyeti ile alakalı bütün ön yargılarımdan sıyrılarak kitabın genelini beğenmediğimi ve özellikle son 250 sayfasında bana işkence çektirdiğini belirtmek isterim. sevdiğim yerleri oldu elbette ama geneli için bunu söyleyemem.
geriye sadece bende yarattığı kars'ı görme isteği kaldı bu romandan
bir de bir daha orhan pamuk kitabı okumak istemediğim gerçeği.
ankarada gece manyak guzel manzaraya sebep olandir. sarimsi gokyuzu dogal bir gece lambasi gorevi gorurken, karla beraberinde gelen o ferahlatici kokusu bir kac dakikaligina usumek pahasina da olsa balkonda ciplak ayakla kar seyredilirken ice cekilir. en guzel mevsim karli kistir o zaman. bir salep ile daha da soft bir ortam olusturulabilir.
satılan birşeyden elde edilen kazanç mı yoksa doğa olayı mı hangisi? Zira çok akıllı TÜRK DiL KURUMU ''A'' harfinin üzerinden yumuşatma çizgisini kaldırdı da...
kar kelimesini cümle içinde çekimlediğimizi düşünürsek tabi ''A'' harfini yeni kurala göre yani şapkasız kullanırsak olabilecek durumlara örnek bi cümle ile açıklık getirelim;
-Bu sene karınızdan bizede pay vericekmisiniz?? (bizim Türk milleti bunu karımdan niye pay veriyim bu pezevenge der kavga çıkartır) Türk Dil Kurumuna giren çıkan bişey olmaz...