ruhumu eritip de kalıpta dondurmuşlar;
onu istanbul diye toprağa kondurmuşlar.
içimde tüten bir şey; hava, renk, eda, iklim;
o benim, zaman, mekan aşıp geçmiş sevgilim.
çiçeği altın yaldız, suyu telli pulludur;
ay ve güneş ezelden iki istanbulludur.
denizle toprak, yalnız onda ermiş visale,
ve kavuşmuş rüyalar, onda, onda misale.
istanbul benim canım;
vatanım da vatanım...
istanbul,
istanbul...
(...)
eyüp öksüz, kadıköy süslü, moda kurumlu,
adada rüzgar, uçan eteklerden sorumlu.
her şafak hisarlarda oklar çıkar yayından
halâ çığlıklar gelir topkapı sarayından.
ana gibi yar olmaz, istanbul gibi diyar;
güleni şöyle dursun, ağlayanı bahtiyar...
(...)
necip fazıl kısakürek -canım istanbul
Metro ve metrobüste beni hayrete düşüren şehir. Metroya biniyorlar, ağızları 5 karış açık uyuyorlar. inecekleri durak gelince hiç uyumamış gibi kalkıp devam ediyorlar.
yarın, uzun zaman sonra ayak basacağım, içindeyken kurtulmak için can attığım, uzak kalınca da hasretiyle yandığım, insana her duyguyu yaşatan ve öğreten kadim şehir. yine de umutluyum, heyecan doluyum ve hüzünlüyüm, bekle beni.
istanbul güzel ama sahipleri pek yaman şarkısını aklıma getirdi. gezmek için güzel, yaşamak eziyet. basit bir hastane postane işi için bile bir günün gider. nispeten küçük şehirlerde aynı gün bir kaç işini birden halledebiliyorsun.