kendisinin şairidir istanbul
fahişeler yırtar çarşaflarını
boğazdan geçen gemiler için
bir şiir yazılır
kendisinin şairidir istanbul
otogarlar her gece yeni bir şehir doğurur
kentin rahmi yırtılır köprüler ağlar
bir şair ulur
şehrin cellatlarınca bir mezar...
baş taraf Avrupa
ayaklar Anadolu
yeni bir şiir yazılır
kendisinin şairidir istanbul
her şiir şairine tutsaktır
Karacaahmet'te bir yazı
''Şair'e mum yakmak
bez bağlamak yasaktır.''
yaşanılası, ağlanası, küfür edilesi, aşık olunası, bağırıp haykırılası, yaşarken bıkılası, ayrıyken derin özlem çekilesi, şişliden beşiktaşa barbaros caddesi üzerinden yürünülesi, bebek sahilinde pazar koşuları yapılıp bebek kahvesinden çay içilesi, her defasında arkadaşınla taksimde buluşup "bir daha burada buluşmayalım" denilesi, karaköy de kadem sokağa gidilesi, süleymaniye camii de namaz kılınası, kadıköyden porno cd alınası, çengelköy çınaraltında boğaza nazır uzun sohbetler edilesi, adalarına en az bir defa gidilesi, şilede değil ama ağva da 1 hafta tatil yapılası, yaz sıcağında çok bunalındığında caddebostan da ninelerle yosunlu denize girilesi büyük şehir. Güzel şehir.
orhan veli'nin dinlediği şehirden oldukça uzaklaşmış ve git gide yaşanmaz hale gelen, belli başlı yerler dışında ailenizi yanınıza alarak gezemediğiniz, yanınızda gezdirdiğiniz kız arkadaşınıza laf atılan, her an bıçaklanma,gasp ve kapkaç ile burun buruna olduğunuz, bütün bunlara rağmen asla vazgeçilmez olan, eksta,ultra,mega,hiper manyak şehir.
uyuşturucu gibidir. çok zararlıdır ama asla bırakamazsınız.
Bir şarkıdır istanbul. Farklı kültürlerden milyonlarca insanın birlikte çaldığı, birlikte söylediği, birlikte dans ettiği bir şarkı. Bitmeyen, tükenmeyen, hep söylenen...
uzaktan bakıldığında hayal gibi bir yer ama içine girince bunaltan ayrılırken hele de geceyse insanı titretip kendine getiren ve tekrar hayranlık uyandıran şehir...
gerçekten tanıyıncaya bir bütün olununcaya kadar cevherlerinin çok da farkına varılamayan dünya harikası
başka bişeydir istanbul öyle şehir işte deyip geçemezsin, içkide rakı , derste matematik, dansta michael jackson, futbolda pele, içecekde kola neyse dünyada istanbul odur.
ağzı olanın, hakkında yorumlar yaptığı, buna rağmen kimsenin kılını bile kıpratmadığı, her şeyi oluruna terk edilmiş, o kadar çok sevenine ve kalabalığına rağmen, yalnız kent.
uludag sözlükte beni dumura uğratmış entrylere sahip olan şehir! herkesin sevdiği ama genelde bir iki kelimelik cümlerle tanımlayıp, baştan savılmış öksüz kent.ankara hakkında girilen entryler bile insanda duygu yüklü bir etki bırakırken, istanbul'un sahipsizliği heryerde olduğu gibi burada bile ortaya çıkıyor...
bir yerleşim birimini diğerlerinden farklı kılmak suretiyle bina yığını değil de 'şehir' yapan şahsına münhasır özelliklerini bıkıp 'utanmadan ' öldürdüğümüz kötü(!) alışkanlığımız, mekanımız, en eski ve en yenimiz, çok şeyimiz, çok sevdiğimiz... her şeye rağmen güzel ve hala 'şehir'...