istanbul

entry6118 galeri994 ses1
    268.
  1. aşkın başkenti. adına yazılan onca şiir, soylenen onca söz yınede seni anlatmaya yetmez.
    3 ...
  2. 267.
  3. barış kelimesinin anlamıdır ayrıca.
    2 ...
  4. 266.
  5. geçmiş ve gelecek yoktu
    istanbul vardı,
    ölüm yoktu,yaşam yoktu,
    yalnızlık yoktu,ıssızlık yoktu
    istanbul vardı. (mehmet fehmi imre)

    sevgilinin kendisi olan şehir.
    4 ...
  6. 265.
  7. 264.
  8. son günlerde her tarafta zıtmaya çalışılan varoş argümanı hakkında...

    -----------------------------------------------------------------------------------
    Eski istanbul bu kadar kalabalık değildi. 1950 yılına gelindiğinde nüfus henüz 1 milyona ulaşmamıştı.
    Atatürk Ankara'yı başkent yapmaya karar verdiğinde, çoğu istanbullu buna inanmamış. "Nasıl olsa yine istanbul'a dönülür" diyerek, Ankara'nın başkentliğini geçici görmüşler. Hatta bazılarına göre Atatürk'ün 1927 yılına kadar istanbul'a gelmemesinin sebebi de, istanbulluların bu beklentisini kırmak içinmiş.
    Bu şekilde devlet daireleri yeni başkent Ankara'ya birer birer taşınmaya başlayınca, istanbullular önce bunu hafife almışlar. Ama işin gerçek olduğunu anlayınca da, o zamanlar uçak seferleri olmadığı için, trenlere binip devletle olan işlerini halletmek için günübirliğine Ankara'ya gitmeye başlamışlar.
    işte o eski istanbul'da Boğaziçi, yoksulların semtiydi. Çünkü ne şimdiki gibi otomobil bolluğu vardı, ne de yol vardı doğru dürüst. Şehir hatları vapurları sabah işlerine gidenleri, akşam da evlerine dönenleri
    Boğaz'ın iki yakasındaki iskelelerden alır ve boşaltırdı.

    O eski istanbul'a henüz Anadolu'dan göç başlamadığı için, "Şeriat tehlikesi" de henüz kentin gündeminde değildi. Buna karşı istanbul'un nüfusunda önemli yer tutan Rum, Ermeni, Yahudi azınlıkların Türkçe yerine kendi anadillerini konuşmalarına öfkelenmeye başlamışlardı eski başkentin insanları.
    Vapurda, otobüste, halka açık mekanlarda "Vatandaş Türkçe konuş" yazılı levhalara rastlanırdı.
    1955'in 6-7 Eylül gecesindeki pogromla başlayan ve 1964 Kıbrıs gerginliği sonunda hızlanan süreç, sayıları 150 bine yaklaşan istanbul Rumlarının Yunanistan'a göç etmelerine neden oldu. Atina ziyaretlerimden birinde gurbetteki bu istanbul Rumlarından biri "Orada Rumca konuşup sizi sinirlendirirdik, burada da Türkçe konuşup bunları sinirlendiriyoruz" demişti bana.
    Sonra göç başladı istanbul'a. Eski istanbulluların, "Halk geldi, vatandaş rahat denize giremiyor" diye dert yandıkları duyuluyordu yer yer. Göçle birlikte sanayi ve ticaret de hızla gelişiyordu.
    O zamanlar Nişantaşı'nda, Şişli'de apartmanı olana "zengin" denilirdi. Derken Boğaz yalıları da el değiştirdi ve bunlar da zenginlik simgesi olmaya başladı.
    Ancak yeni istanbullularla birlikte kente, Anadolu'nun tüm özellikleri de geliyordu.

    Hani Almanya'ya ve Batı Avrupa'ya 1960'larda başlayan "misafir işçi" göçü ertesinde bizimkilerle o toplumların uyum meseleleri çıkınca sosyal bilimci bir profesör "Biz Türkiye'den işçilerin gelmesini bekliyorduk. Oysa tüm sorunlarıyla birlikte insanlar geldi" demişti ya.
    istanbullular da, ancak tiyatrolarda gördükleri ve yoksullarını "amele" varlıklılarını ise "hacı ağa" diyerek hafife aldıkları insanların, 20 yıl içinde çoğunluğu da, serveti de ele geçirdiklerini görünce çok sinirlendiler.
    Şimdi eskisi ve yenisi ile herkes istanbullu artık... istanbul'un mezarlıkları, Anadolu'nun çeşitli yörelerinde doğup, burada ölenlerle dolu. Anadolu tarihinde ilk kez, istanbul'u Anadolu taşımıyor. istanbul da, Anadolu'nun bir kesiti şimdi.
    Özetle Cumhuriyet Mitingleri de eski mitinglerden farklıydı, partilerin seçim mitingleri de eski istanbul mitinglerine benzemiyor. Seçim sonuçları da herhalde böyle olacak.Kısacası istanbul istanbul olalı, hiç görmedi böyle kafa kargaşası.
    ---------------------------------------------------------------------------------
    mehmet barlas
    2 ...
  9. 263.
  10. en çok iett otobüsleri özlenen şehirdir.. genel anlamda bu yönde bir birikim söz konusudur..
    2 ...
  11. 262.
  12. güzel tonlu zillere sahip olan marka.
    1 ...
  13. 261.
  14. 260.
  15. isyanların şehri ve tutsaklığın, bezmişliğin şehri, bazen ise en büyük özgürlüklerin. içine koca bir dünyayı doldurmuş bir dünya kenti, bir tarih kenti ve istilaların yuvası ama en çok da sevgilerin, aşkların, martıların ve boğazın kenti orası.
    istanbul zor şehir ve her zor gibi olağanüstü çekici, vazgeçilmez bir tutku.
    2 ...
  16. 259.
  17. hadi!

    gidelim, fatih'in mezarını bulalım

    Yakasına yapışalım

    ne demeye aldın sen bu şehri?



    kaydıraktan kaydır gemileri

    ver onca şehidi

    bunun için mi ulan hepsi? *
    3 ...
  18. 258.
  19. en çok platonik aşığa sahip kara parçası, deniz parçası...
    2 ...
  20. 257.
  21. ne onla ne de onsuz olamayacaginiz sehir...2 kitaya hakim hukumdar.
    2 ...
  22. 256.
  23. yaşanmaz abi orda gibi önermelere kesinlikle katılmıyorum. doğma büyüme istanbul'luyum ölme olarakta istanbul'u seçeceğim. gayet kararlıyım. bu şehrin hemen heryerinde bi anım var onu nasıl terkedebilirim ki? ulaşımı berbat olsa da havası boktan olsa da kızları dejenere olmuş olsa da hastayım hatta aşığım bu şehre!.
    2 ...
  24. 255.
  25. daha sık yazmasını beklediğimiz uuser.
    2 ...
  26. 254.
  27. başka şehirlerden gelenler için devasal konumda biyer görünen halbuki oyke oyle olmuyan biyer...
    1 ...
  28. 253.
  29. yıllardır içimde olan bir feryat:

    bu nasıl memleket arkadaş!
    nereye varsak, birşeyler hep karşıda kalıyor.
    zaten bu taraftakiler bile uzak kaçıyor.
    2 ...
  30. 252.
  31. insana; yemeği orda yiyince daha lezzetli, suyu orda içince daha tatlı gelen şehir. hele de ankara'dan uğranılınca.
    2 ...
  32. 251.
  33. bir yere yetişmek zorunda olmasalar bile acelesi olan insanların şehri.
    3 ...
  34. 250.
  35. 249.
  36. vedat türkali'ye ait,istanbul şiir işittiğim zaman içleri cız ettiren geleceğe umut bağları iliştiren şiir.

    "salkım salkım tan yelleri estiğinde
    mavi patiskaları yırtan gemilerinle
    uzaktan seni düşünürüm istanbul
    bin bir direkli halicinde akşam
    adalarında bahar
    süleymaniyende güneş
    hey sen güzelsin kavgamızın şehri

    ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
    bakışlarımda akşam karanlığın
    kulaklarımda sesin istanbul

    ve uzaklardan
    ve uzaklardan seni düşündüğüm bugünlerde
    sen şimdi haramilerin elindesin istanbul

    plajlarında karaborsacılar
    yağlı gövdelerini kuma sermiştir
    kürtajlı genç kızlar cilve yapar karşılarında
    balıkpazarında depoya kaçırılan fasulyanın
    meyvesini birlikte devşirirler
    sen şimdi haramilerin elindesin istanbul

    et tereyağı şeker
    padişahın üç oğludur kenar mahallelerinde
    yumurta masalıyla büyütülür çocukların
    hürriyet yok
    ekmek yok
    hak yok
    kolların ardından bağlandı
    kesildi yolbaşların
    haramilerin gayrısına yaşamak yok

    almış dizginleri eline
    bir avuç vurguncu müteahhit toprak ağası
    onların kemik yalayan dostları
    onların sazı cazı villası doktoru dişçisi
    ve sen esnaf sen söyle sen memur sen entellektüel
    ve sen
    ve sen haktan bahseden ortaköyün cibalinin işçisi
    seni öldürürler
    seni sürerler
    buhranlar senin sırtından geçiştirilir
    ipek şiltelerin istakozların
    ve ahmak selâmeti için
    hakkında idam hükümleri verilir

    haktan bahseden namuslu insanları
    yağmurlu bir mart akşamı topladılar
    karanlık mahzenlerinde şehrin
    cellatlara gün doğdu
    kardeşlerin acısıyla yanan bir çift gözün vardır
    bir kalem yazın vardır
    dudaklarını yakan bir çift sözün vardır
    söylenmez

    haramiler kesmiş sokak başlarını
    polisin kırbacı celladın ipi spikerin çenesi baskı makinesi
    haramilerin elinde
    ve mahzenlerinde insanlar bekler
    gönüllerinde kavga gönüllerinde zafer
    bebeklerin hasreti içlerinde gömülü
    can yoldaşlar saklıdır mahzenlerinde

    boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
    bulutların ardında damla damla sesler
    gülen çehreleri ve cesaretleriyle
    arkadaşlar çıktı karşıma
    dindi şakaklarımın ağrısı

    bir kadın yoldaş tanırdım
    bir kardeş karısı
    hasta ciğerlerini taşıdığı çelimsiz kemikli omuzları
    ve hüzünlü çehresiyle bebelerini seyrederdi
    cellatlara emir verildiği gün haramilerin sarayında
    gebeliğin dokuzuncu ayında
    aç kurtların varoşlara saldırdığı
    tipili bir gece yarısı
    sırtında çok uzak bir köyden indirdi
    otuzbeş kiloluk sırrımızı
    zafer kanlı zafer kıpkırmızı

    boşuna çekilmedi bunca acılar istanbul
    bekle bizi
    büyük ve sakin süleymaniyenle bekle
    parklarınla köprülerinle kulelerinle meydanlarınla
    mavi denizlerine yaslanmış
    beyaz tahta masalı kahvelerinle bekle
    ve bir kuruşa yenihayat satan
    tophanenin karanlık sokaklarında
    koyunkoyuna yatan
    kirli çocuklarınla bekle bizi
    bekle zafer şarkılarıyla caddelerinden geçişimizi
    bekle dinamiti tarihin
    bekle yumruklarımız
    haramilerin saltanıtını yıksın
    bekle o günler gelsin istanbul bekle
    sen bize lâyıksın."
    3 ...
  37. 248.
  38. dünyanın kendi eliyke beslediği, kirlettiği, dedikodusunun dibine vurduğu, sexin doruklarında uçtuğu, bazen kabuslu bazen tos pembe rüyalı, en gaddarının, katilinin, canisinin, en aklı başındasının, bilgesinin, meleğinin içinde barınmak zorunda olduğu bir şehir.

    bir torba karanfil kutusu o, damarlarımızda gezinen aşk hormonu, bir başka şehrin kaprislerini çekemeyen bir yer, şakası bazen insanı öldüren bezen yeniden başlatan bir yer. asla bir masal olmayıp binlerce masala konu olan bir efsane o, kirinden arınamamış temiz insanlarıyla dolu bir şehir. aşıkların aşık olabilme sebebi, bebeklerin ağlama tebessümü, balıkların sofraya girme endişesi.

    benim için hayatı sorgulayıp yeniden yazma, yeniden birleştirme, yeniden sevişebilme sebebim. ilk heyecanım, ilk kadınım, ilk hayatım olan bir şehir.

    hiçbirşeyin içinde herşey olabilmiş tek şehir.
    5 ...
  39. 247.
  40. nazim'in namusunu kurtartigi cakir gözlü yari.
    (bkz: kuvayi milliye)
    4 ...
  41. 246.
  42. yılın büyük bölümünde hasret kaldığım sevgilim, dünya'ya gözümü açtığım ve gözümü kapatmak istediğim şehir. ama sitanbul vefasız bir kadın gibidir. önce sizi kendine aşık eder sonra da sizle ilgilenmez ve hatta sizi kovar da bazen. ama yine de o aşkı bitiremezsiniz.
    4 ...
  43. 245.
  44. dünyanın en dengesiz kadını. ne zaman ne yapacağı belli olmaz. her an bir başka sürprizle karşınıza çıkabilir. 26 * yıldır burada yaşayan birisi olarak bildiğim tek şey beni asla bırakmayacak iki kadından birisidir istanbul. diğeri için (bkz: annem) *
    5 ...
  45. 244.
  46. yurt dışında minareler şehri olarak adlandırılan şehir...
    3 ...
© 2026 uludağ sözlük